Her yıl olduğu gibi bu yıl da Mekke nin Fethi, fethe

sevdalı gençlik tarafından klişe ifadeyle tüm yurtta coşkuyla kutlandı.

Anadolu Gençlik Derneğimizin öncülüğünde aynı anda

yüzlerce il, ilçe ve kasabada bu gün yâd edildi.

İstanbul un Fethi her yıl bir merkezde kutlanırken,

şehirlerin anası Mekke ye, şanına layık bir kutlama gerekirdi. Nitekim her yıl

olduğu gibi bu yıl da yüzlerce noktada, aynı anda ayrı ayrı etkinliklerle

kutlandı.

Başlangıçta alternatif yılbaşı programı olarak düşünülmüş

olsa da; olay bambaşka bir duruma dönüştü, büyük bir çığır açıldı. Herkes

heyecanla bir sonraki yılbaşını (!) Mekke nin Fethini bekliyor.

Bir yıl önceden hazırlık başlıyor, hummalı çalışma

yürütülüyor. Bir gecede 600 hatibi bir araya toplamak kolay değil tabi.

***

Biz de yüzlerce program arasından AGD Adana Şubesinin

Kapalı Spor Salonu nda organize ettiği Mekke nin Fethi gecesine katıldık.

Organize gayet iyiydi. Dışarda kalanlar için dev

ekranlardan yayın yapıldı. Salonun sloganı ve doğal olarak heyecanı gençlerin

kontrolünde idi.

Milli Gazete anons edildiğinde hep birlikte bir anda

yerlerinden fırlayarak ellerindeki Milli Gazeteyi başlarının üstüne

kaldırdıklarında salon bir anda büyük bir coşkuya kapıldı.

Şube başkanı Abdülaziz Kıranşal ın etkili ve ateşli

konuşmasından not ettiğim pek çok cümleden birisi de Sivil toplum örgütleri,

organizasyonlar olarak yapacaklarımız belli, etkimiz sınırlı. Miting, eylem,

kurban, yardım ve protesto ancak bunları yapabiliyoruz. Ana damara sahip

çıkmalıyız.  Ana damar kurursa her yer

kurur! oldu.

***

Daha sonra kürsüye gelen Mısır Müslüman Kardeşler (İhvan)

milletvekili Dr. Cemal Hişmet Bey in konuşmasında, fetih günüyle ilgili verdiği

üç mesajı önemine binaen paylaşmak istiyorum.

Peygamberimizin fethinde, günümüze üç ders vardır. Bu

dersleri liderlere öğüt olarak da okuyabilirsiniz. Bunlar;

Bir, fetihle büyük bir zafer elde etmesine rağmen alçakgönüllülüğü

elden bırakmamıştır.

Öyleyse, ben kazandım havasında değil; mütevazı

olmalıdır.

İki, Müezzini Bilal-i Habeşi yi Kâbe nin üzerine

çıkararak ezan okutmuştur.

Öyleyse, cesurca hakkı haykırmalı, güçlüyken hakkı

söylemelidir.

Üç, kendisine en büyük zulmü reva gören Mekkelileri

affetmiştir.

Öyleyse, büyüklük göstererek kin, intikam peşinde

koşmadan, affedici olmalıdır.

Yaşadığımız günlerde şu 3 mesaj, günümüze nasıl da ilaç

gibi çare üretmiş demekten kendimi alamadım.

***

Yılbaşının fetih gecesi olarak kutlanmasından rahatsız

bazı zevat, fethin o gün gerçekleşmediğini söyleye dursun; fetih ruhu amacına

ulaştı, ulaşmaya devam ediyor.

Gazetemiz yazarlarından Halil İbrahim Er kaynaklarıyla,

Büyük Komutan Hz. Peygamberimiz (as) öncülüğündeki ordunun fethe yürüyüşünün,

31 Aralık günü başladığını ve on gün kadar sürdüğünü ispatlayarak karın ağrısı

çekenleri bir nebze teselli(!) etti sanıyorum.

***

Fetih gecesinin ortaya koyduğu önemli tarihi gerçek; adı

ister muhafazakâr demokrat, ister ılımlı İslam, ister diyalog her ne olursa

olsun tüm projelerin çöktüğü, sadece adil düzen projesinin kaldığı gerçeğidir.

Dünya Müslümanlarının dertleri, mazlum coğrafyaların

acıları paylaşılıyor, hepsinden önemlisi katılımcılara ruh aşılanıyor.

Ülkemizin yakın tarihinin en önemli aktörleri olarak,

Süleyman Hilmi Tunahan, Said Nursi, İskilipli Atıf, Mehmet Zahit Kotku ve

Necmettin Erbakan Hocamız birlikte anılarak, tarihi seyir içinde birbirini

tamamlayan zincirin halkaları ve kilometre taşları olarak olduğu ortaya konuyor.

Bundan böyle 31 Aralık, yılbaşı değil; toplumsal kıyam

günü ..

Ne mesaj verilecek diye heyecanla beklenen gün; 31

Aralık..

Ümmetin umudu, Fetih ümmeti