Akif İnan’ın ölümünün 13 yılı. Zaman nasıl da hızlı akıyor.
Bizim kuşağın beslendiği, okuduğu, çok şey öğrendiği insan
sayısı sınırlıydı. Dergilerimiz de öyle. Büyük Doğu artık çıkmıyordu. Diriliş,
Edebiyat, sonraki yıllarda Mavera düşünce hayatımızda yer aldılar. Bu
dergilerin çıkarıcıları da sayı olarak sınırlıydı, ama nitelik olarak oldukça
yüksek bir konumdaydı. Diriliş, üstad Sezai Karakoç merkezli, yeni ve özgün bir
kuşak yetişiyordu. Edebiyat, Nuri Pakdil merkezli yeni bir soluk, etrafında
gençler var. Mavera Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Akif İnan, Erdem Bayazıt
ekibi tarafından çıkıyordu. Bizler bütün bu dergiler ve yazarlar toplamından
besleniyorduk. Biz de yazı hayatına Mavera’da başladık.
Mavera ekibinin şair ve yazarları her biri ayrı bir sese ve
duruşa sahipti. Bu, bizim açımızdan bir zenginlik ve özgünlüktü. Farklı sesler
bize de doğal olarak yansıyordu.
Bir dosya şiir ve bir dosya öykü ile Mavera’ya gittiğimde,
öykülerim yayımlanıyordu. Cahit Zarifoğlu ile Akif İnan’la sık görüşüyordum.
Akif İnan, İstanbul’a geldiğinde, Üsküdar Tabaklar Mahallesi
Nalçacı Hasan Sokak’taki evim müsaitti, eşi ile birlikte konuk etmiştik. Birkaç
fotoğraf karesi o zamandan kalan anılardandır.
Şiirlerimle ilgili o zaman ironik bir yaklaşımda bulunmuştu.
Doğrudan bana değil, ama genelde gençleri kastederek: “Gençlere şaşıyorum. Ne
kadar da çok yazıyorlar. Biz yıllardır yazıyoruz bu kadar şiirimiz olmadı”
anlamında söylemişti. Ben bunu üzerime aldım. O dönemlerde şiir yazmadım.
Yazdıklarımı da özelimde tuttum.
Benim üzerimde önemli ve yönlendirici etkileri vardı hemen
hepsinin. Öğrencilik yıllarımdan beri siyasa ile ilgileniyordum. Akif İnan, o
tok sesiyle, bana “Haksal” diye hitap ediyor, konuşmaya öyle başlıyordu.
“Haksal, kendini bu kadar siyasaya verme. Siyasaya ayıracağın zamanı
çalışmalarına ayır. Birkaç kitaplık çalışma yaparsan bu, daha hayırlı olur”
diyordu. Bu, benim için vazgeçme yerine daha kışkırtıcı geldi. Daha çok okumak,
daha çok çabalamak gibi. Siyasada hareketliydim. Bunun benim için bazı
yararları olmadı değil. Özellikle insan tanıma bakımında öyküme katkı
sağlıyordu. Hem ticarette, hem de siyasada çeşitli insan katmanlarını tanıma
şansını yakaladım. Samimi, dürüst, sahtekâr, çıkarcı, bencil, mazlum, mağrur
insan karakterleri tanıdım.
Akif İnan benim siyasadan uzak durmamı önerirken, kendisi
önemli bir siyasal eylem içine girdi. Eğitim-Bir-Sen’i kurdu. İyi ki de girdi.
Sendikacılık bizim tarafta yeniydi, hatta yadırganıyordu. Sivil toplum
örgütlerinin çeşitli kollarda yaygınlaşması güç katıyordu Müslümanlara.
Bugün Eğitim-Bir-Sen’in 650 bin üyesi var. Bu, büyük bir
başarı. Üyelerinin tamamının eğitimci olması düzeyini de yüksek tutuyor. Bu,
yeterli midir Akif İnan’ın ruh ve düşünce dünyasına koşut, daha entelektüel,
daha birikimli, daha okuyup düşünen, daha hoşgörülü ve kuşatıcı olması
beklenir.
Akif İnan’ın bu büyük başarısı, öncelikle sanat eserlerinin
yanında bu toplumsal büyük oluş sadakayi cariyeden bir eylem. Zaten Akif İnan
hayatı boyunca sanatıyla birlikte eylemi öndeydi. O, bir yandan yazınsal
çalışmalarını sürdürürken, bir yandan Milli Gazete ve Yeni Devir gazetelerinde
hem siyasal, hem düşünsel, hem de sanatsal yazılar yazdı. Konferanslara koştu. Son
zamanlarında, kimsenin bilmediği bir yönü de vardı. O, zaman zaman İstanbul’a
gelir müridanıyla halleşir, sohbet ederdi. Geldiğinde, halktan olan bu
insanlarla sevgi dolu bir ortamı oluşurdu. O zaman, ben Akif İnan ile onları
bir arada gördüğümde bir an için olsun yadırgamıştı. Sevenleri ve bağlıları
gelir hürmetle ve sevgiyle ellerini öperlerdi. Bir sanat ve düşünce insanının
bu durumu bana tuhaf gelmişti, yadırgamıştım. Benim şaşkınlığımı görmüş olmalı
ki, bana sevgiyle bakmış ve gülümsemişti. Bu tutumunu kendi sevenleriyle, yani
müridanıyla sınırlı tutuyordu.
Konferanslarıyla, Eğitim-Bir-Sen örgütüyle siyasada ve
kültürde çok etkili oldu. O dönemde büyük bir boşluğu doldurdu.
*
Not: 04. 01. 2013 Tarihinde Yedi İklim dergisi- Üsküdar
Belediyesi- Eğitim-Bir-Sen ile birlikte Altunizade Kültür Merkezinde bir anma
programı düzenledik. Katılımcıları: Şakir Kurtulmuş, Osman Bayraktar, Adem
Turan, Yeprem Türk, Yunus Emre Özsaray ve ben vardık.
05. 01. 2013 Tarihinde Yedi İklim ile Tekirdağ
Eğitim-Bir-Sen ile birlikte, Şakir Kurtulmuş, Adem Turan, Yeprem Türk, Gökhan
Serter ve ben vardık. Dolu dolu iki gün geçirdik. Akif İnan’ı rahmetle andık.