Son günlerin moda söylemi “Cumhurbaşkanı seçilmek” için gerekli olan “yüzde 50 artı 1 oy alma” şartının partileri “yanlış yollara sevk ettiğini” söylemek ya da savunmak olsa gerek!
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, bu doğrultuda bir konuşma yapınca yandaşlar da benzer söylemler ile kamuoyu oluşturmak için kolları sıvadılar!
Yandaş medya açısından da günün modası yüzde 50 artı 1’in gereksiz bir tercih olduğunu savunmak oldu!
Oysa yakın zaman öncesinde bunun tam tersini savunuyorlardı.
Geçmişte yüzde 50 artı 1’in gayet bilinçli bir tercih olduğu ifade ediliyordu!
Yüzde 50 artı 1’in bilinçli bir tercih olduğunu ifade etmekle yetinilmiyor, bu tercihin vazgeçilemez kriter olduğu vurgulanıyordu.
Bütün bunlar ifade edildikten sonra konuyla ilgili tartışmalara nokta konulduğu ve böylelikle kapandığı ilan ediliyordu!
Peki, dün bu görüşleri savunanlar bugün ne diyorlar?
Neyi savunuyorlar?
Bugün yüzde 50 artı 1 tercihinin partileri “yanlış yollara sevk ettiğini” söylüyorlar.
Bu yüzden kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığını iddia ediyorlar.
Böyle bir tercih yerine çoğunluğu alanın seçimi kazandığı ilan edilirse boş yere vakit kaybedilmemiş olacağı ileri sürülüyor.
Evet, AKP iktidarı ile yandaş medya yine dünleri ile bugünleri birbirini tutmayan söylemlerle politika üretmeye devam ediyorlar.
Hani dün savundukları bu tercih bilinçli bir tercihti?
Hani dün savundukları bu tercih vazgeçilemez kriterdi?
Hani dün nokta koymuş ve tartışmaları kapatmışlardı?
Bugün dün savunduklarının tam tersini ileri sürerek bu tercih yüzünden partilerin yanlış yollara düştüğünü iddia ediyorlar.
Onlara göre partiler yanlış yollara sevk olunca “altılı masa” falan kurmaya başlamışlar!
Bu tez doğru ise altılı masa gibi oluşumların gerçek sorumlusu yüzde 50 artı 1 tercihini hayata geçirenler olmaz mı?
Partileri hem “yanlış yollara” sevk edecek adımları atmak hem de sonra karşılarına geçip onları “yanlış yollara düşmekle suçlamak” ne kadar tutarlı olabilir?
Meğer onların vazgeçilemez tercih olarak sundukları kriter partileri yanlış yollara düşürüyormuş.
Meğer onların bilinçli tercih olarak gördükleri kriter sonunda kimin eli kimin cebinde olmayan bir yapılanmanın ortaya çıkmasına vesile oluyormuş! Sahi bu vahim tablonun sorumlusu acaba kim olabilir?