İsrail’in Gazze’de sergilediği katliamları nitelendirmek hususunda her gün farklı bir yorum gündeme geliyor. Ancak, Gazze’de yaşananlar hangi kelime ile ifade edilmeye çalışılırsa çalışılsın meramımızı tam olarak anlatmamız mümkün değil. Gazze’de Filistinlilere yönelik saldırılar nasıl nitelendirilirse nitelendirilsin eksik kalıyor. Söylenenler, uygulamaya geçirilemediği sürece yetersiz kalıyor. Bir başka ifadeyle yaptırımsız söylemler mazlumların hakkını almalarına yetmiyor. Çünkü yeryüzünde oluşturulan uluslararası örgütler eliyle baştan yeryüzünde adeta bir imtiyazlılar sınıfı oluşturulmuş, bu imtiyazlıların da harekete geçmeleri söz konusu olmadığına göre özellikle Birleşmiş Milletler’i (BM) nasıl nitelendirirseniz nitelendirin sonuç değişmiyor. Çünkü var olan BM gibi uluslararası örgütler az önce de belirttiğim gibi sadece imtiyazlı olarak kabul edilmiş ülkelerin öncelikli çıkarlarını koruyor. Böyle olmasa şimdiye kadar Filistin’de yaşananları durdurmak için harekete geçilmiş olması gerekmez miydi? Hemen belirteyim ki, Gazze’de yapılanların aşağılık bir uygulama olduğunu değerlendirme hususunda fazla bir farklılık yok. Ancak, nitelendirmeden öte geçmediği için zalimler bildiklerini okuyorlar. Kendilerinden olmayanlara hayat hakkı vermiyorlar.

            Kaldı ki, Birleşmiş Milletler örgütünün yeryüzünde adaleti sağlayamayacağı, pek çok olayla net bir şekilde görüldü. Bunun için öncelikli olarak İslam Birliği’nin kurulması gerektiği savunuldu, hatta bu yönde harekete de geçildi. Hemen imtiyazlarının ellerinden alınacağını gören çeteler harekete geçtiler ve sonuç alınamadı. Bunun ötesinde BM’nin yapısının değiştirilmesi gerektiği hususu yıllardan beri ifade ediliyor. Ancak, konu laftan ibaret kalıyor. Laf ise eyleme geçemediği sürece boş laftan ibaret kalıyor. Tüm bunları dünkü bir gazetemizde, “Gazze BM’nin çöpe atıldığının ilanıdır” başlığı altında yer alan haberde olması gerekeni ifade ediyordu ama olan BM’nin çöpe atılması değil, varlığını yıllardan beri olduğu gibi imtiyazlılar lehine kullanmaya devam ediyor. Böyle olunca da belki BM’nin çöpe atılması ile yetinilmemesi, çöplükten parçaları toplayıp dönüşüme tabi tutulması gerekiyor. Belki dönüştürülmüş hali insanlık için işe yarayabilir.

            Çünkü çöpe atılması tartışılabilir ama varlığını koruduğu sürece yapılması gereken BM’nin dönüştürülmesidir. Bu mümkün mü diye bir soru akla gelebilir. Elbette BM’nin dönüştürülmesine imtiyazlı ülkeler karşı çıkacaklardır. Bunun için dünya üzerinde yeni bir güç dengesinin oluşturulması gerekiyor. Özellikle güç dengesinden söz ediyorum. Çünkü günümüzde söz sahibi olmanın yolu ister uluslararası ilişkilerde, ister ulusal planda söz sahibi olmanın yolu güçlü olmaktan geçiyor. Kaldı ki, BM’yi çöpe de atmış olsak bir masa etrafında toplanıldığında ister istemez güç sahiplerinin sesi daha fazla çıkıyor ve genellikle onların dediği oluyor. Bu bakımdan Gazze’de yaşananların tekrarlanmaması için mevcut dünya düzeninin baştan aşağı değiştirilmesi gerekiyor. Bunun yolu da İslam Birliği’nden geçiyor. Bunun için laf devrinin bittiğini, eyleme geçilmesi gerektiğini hatırlatmakta yarar görüyorum.