Her zamanın ortamına uygun oyunlar vardır. Kendi tarzını oluşturan bu oyunlar döneme renk verirler. Bu yakın zamanın oyunu ise reklâm ile medya üzerine kurgulandığından, mantığı yanlışlar üzerinedir. Sonuçları da o durumun mantığı üzerine gelişiyor.
Bir hayat tarzı kendisini anlatma çabasında olmaz. Kendisini ruhuna ve mantığına uygun olarak yaşar. Kendisi dışında başka bir yola sapmaz ve istikamet üzere olur. Zaten insan için en önemli durum istikamet üzere olmasıdır.
Bu zamanın insanı büyülenmiş durumda. Hangi doğruyu anlatırsanız anlatın karşılık bulmaz. O, büyülendiği pencereden bakar durur. Çünkü günümüz insanı reklam ve medya ile emzirildiğinden, onun ruhuna uygun hareket ediyor. Dolayısıyla yanlışın, yalanın ve abartının üzerine inşa edilmiş olan bir mantık ve bir durumdan sağlıklı bir sonuç beklemenin ne denli yanlış olduğu ortada.
İnsanlar da birbirlerine bu bakış açısıyla yaklaşıyorlar.
Kozan daki başörtülü, imam hatipli bir kız öğrencinin yaşadığı dram ortada. Bu öğrencinin psikolojisi, geleceğini nasıl olumsuz etkileyeceği de biliniyor. Bu ülkede en değersiz olan varlık insandır. İnsan, Bağdat Caddesi nde oturan sosyetenin evlerinde beslediği itlerinden daha değersizdir. İnsanlar arasında öylesine bir nefret oluştu ki, kendi şablonuna uymayan biri çok rahat itlaf edilebilecek kadar dışlanabiliniyor. Kozan daki kız öğrenci bir örnek. Hayat örneklerle tanımlanır. Peki bu öğrencinin bu duruma düşmesinden kim sorumlu Bu soru asıl yerine yönlendirilmediği ve hedef şaşırtıldığı için, günah keçisi bir başka yerde aranıyor. Kız çocuğunu bu duruma iten mantık üzerinden bir yoruma gidilemiyor. Kaldı ki bu millet geçmişte en sevdiği, saydığı partilerini, liderlerini terk ederek bu insanlara güvendi, iktidara getirdi. Türkiye de son yılların en güçlü iktidarı var. Bu iktidarın elindeki imkânlar, işlerine geldiği gibi kullanılabiliniyor. Her şeyi göze alarak TBMM ye Şimon Peres i getirip konuşturtabiliyor. Bu, Cumhuriyet tarihinin en vahim olaylarından biridir. Bu olay öylesine örtbas edildi ki, dikkatler başka alanlara çekildi.
Şimon Peres i parlamentoda konuşturtan güç, bir kız çocuğunun bu dramatik durumuna nasıl çözüm bulamıyor
Öyle tuhaf haller yaşanıyor ki, başörtüsü sorunu gündeme geldikçe, medya ve reklâm kanalıyla bütün suç ve sorumluluk hâlâ Erbakan Hoca ya yüklenir. Özellikle bu durum başörtülüler arasında çok yaygındır. Akepe gönüldaşlarının hemen hepsinde bu ağız birliği vardır. Gerçi onların başörtüsü, imam hatipler, meslek liseleri, Kur an Kursları gibi sorunları ve iddiaları olmadığı için, garip insanları böyle avutmaya devam ediyorlar. Devletin imkânlarını kullanmada sonsuzluk söz konusu iken, bir bürokratın üzerinde bu kadar aciz olacağı düşünülemez.
Ne yazık ki, kolayı bulunmuş, günah keçileri de bürokratlar olmuştur. Gözlerimizi yumup geriye dönüp baktığımızda, Hoca ya dönük eleştirilerin ne kadar insafsız olduğu anlaşılacaktır. Koskoca bir 5 yılda hiçbir adım atmamış olan iktidarda kabahat aranmaz da hala sorumluluk Hoca da aranır.
Birileri öfkeyi dindirmek için sorumluluğu bürokratlara yükler.
Büyülenmiş toplumlardan sağlıklı sonuçlar beklemenin ne kadar abes olduğunu günümüz ortamına bakarak anlamak mümkün. Çünkü bu gibi durumlarda sonuçsuzluk önemlidir. Dünya, tarihinin en karmaşık dönemini geçiriyor. Bu gibi zamanlarda bir karmaşa da beklenemez. Karmaşa olmayan bir süreç de denilebilir buna. İnsanların bakış açıları tek düzlemde olur, sonuçları da bu tek düzlem üzere gerçekleşir.
İnsanları hayattan koparan bir durumdur bu.
Bu millet bu büyülü rüyadan ne zaman uyanacak, bekleyelim görelim.
Hani cumhurbaşkanlık makamı size geçince her şey güllük gülistanlık olacaktı, hani güller açacaktı, hani her sorun hallolacaktı
Artık soru sorma sırası bizde.