Taşeronluk yetmiyormuş gibi bir de kiralık işçilik
modelini getirmeye çalışıyorlar. Yıllardır gündemde Özellikle bu hükümet
döneminde birkaç kez iyiden iyiye niyetlenildi ama son anda Çankaya dan
dönmüştü. Ancak bir kere kafaya koymuşlar Kuzuyu kurda teslim edecekler !
En son Meclis e sevk edilen doğum teşvikleri paketinin
içine bu konuyu da sıkıştırıverdiler. Paket henüz Meclis ten geçmedi Eğer bu
sefer başarabilirlerse çalışma hayatında yeni bir dönem başlayacak! Bugün
dert yandığımız taşeronluk sistemini bile artık mumla arayacağız!
Çünkü çağdaş kölelik sistemi tamamen
kurumsallaştırılacak! İnsanı insan yapan değerlerden olan emek
köleleştirilerek istenildiği gibi kiralanabilecek!
Kısaca bu çalışma biçimini anlatacak olursak;
Bir iş bulup çalışmak isteyen de İşçi çalıştırmak
isteyen de Artık Özel İstihdam
Büroları ile muhatap olacak. İşçi çalıştığı işyerinin işçisi değil kiralandığı
istihdam bürolarının işçisi olacak.
***
Hükümet kiralık işçilik modelini sözde işsize iş aş
sağlamak için hayata geçirecek. Bu açıdan bakıldığında kiralık işçilik
modelinin karşısında duranlar iyi niyetli olarak görülmeyebilir. Ama mevcut
taşeronluk sistemi başta olmak üzere ülkedeki çalışma şartları dikkate
alındığında hükümetin iyi niyetinin (!) aslında kocaman bir yalan olduğu çok
rahatlıkla görülebilir.
Bu çalışma biçimini savunanlar ısrarla Avrupa yı örnek
gösteriyorlar Ancak malumunuz Avrupa da işçiyi koruyan sistemlerin birçoğu
ülkemizde çalışanlara çok görülüyor! Eğer öyle olmasaydı, OECD nin İş Yaşam
Dengesi karnesinde Türkiye 2014 yılında 10 üzerinden kocaman bir sıfır alır
mıydı
İş Yaşam Dengesi de neymiş diyebilirsiniz
Çalışırken, insanların sosyal ve biyolojik ihtiyaçlarını
giderecek yeterli zamana sahip olması demektir. Yani bir kişi çalışırken eğer
evde bakmakla yükümlü olduğu bir hastası varsa o hastasına da vakit
ayırabilmelidir. Veya kişi günde 8 saat değil de 4 saat çalışmak isteyebilir.
Türkiye de bırakın çalışanlara biyolojik ve sosyal
ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli zamanı vermeyi, çalışanlara yemeklerini
yiyebilecekleri öğlen arası bile çok görülüyor.
Karaman daki maden ocağı faciasında bunu yaşamadık mı
İşte ondan dolayı OECD den kocaman bir SIFIR aldık
Bundan dolayı kimse Türkiye nin önüne bu konuda Avrupa yı
koymasın!
Önce dönüp bir kendimize bakmamız gerekiyor
***
Şeker fabrikalarının yanlış özelleştirilmesine karşı
ortaya koyduğu etkili duruşu ile bildiğimiz Şeker-İş Sendikası, bu konuda da
güzel bir çalışmaya imza attı. Çalışma ekonomisinin önde gelen uzmanlarından
Süleyman Yazır ın kaleminden çıkan ve Şeker-İş Sendikası tarafından bastırılan;
Mayın Tarlasına Girmek veya Geçici İşçi Aracılığı başlıklı kitapçıkta, çalışanlara dayatılmak istenen yeni kölelik
sistemi bütün detayları ile gözler önüne seriliyor.