Son yıllarda artan cemaat mensubiyeti herkes gibi benim de

hoşuma giden bir şey. Yani insanların gidebilecek o kadar yeri var iken, bir

cemaat kapısına bağlanması hoş bir durum zira. Mesela camilerde cemaat olarak

artan sayılar, hac ve umre vazifelerinin yerine getirilişindeki artışlar,

söylemlerin İslamileşmesi ve en önemlisi Müslüman inancına duyulan yükseliş.

Bunlar hoş şeyler kıymetli dostlar ancak hoş olduğu kadar aklıma bir örnek

geliyor ve hoş olan bu durum yerini korkuya ve endişeye bırakıyor.

Bizim oralarda ceviz ucuz iken yüklü miktarda ceviz alınır.

Kabuklu bir şekilde alınır ve ceviz mevsimi değil iken uygun fiyata alınmış

ceviz keyifle tüketilir. Ancak bu cevizler kabuklu şekilde alındığı için ürünün

içini bilemezsiniz. Bazen bir bakarsınız ki bütün çuvalda sağlam birkaç tane

içi dolu cevizin haricindeki diğer cevizler kof çıkmıştır. O saatten sonra ne

yapsanız boş, tıpkı o boş çıkan cevize yapılacak bir şey olmadığı gibi. Çaresiz

kadere rıza gösterip o yıl ceviz tüketmemek düşer kaderinize, ihtiyaç olduğunda

da tane tane alınır pahalı olduğu için. Evet, bu çokluk bu günlerde bizim

oralarda satılan üç kâğıtçı cevizci esnafının cevizleri gibidir, çok ama içi

boş. Ne yapmak lazım sorusu ise ayrı bir muamma.

Ramazan ayı içerisinde nelerin oruç bozduğu, nelerin

bozmadığı tartışılır iken, küçük dile yapışmış bir damla suyun oruca olan

zararı konuşuluyor iken, bu kadar cemaat, bu kadar mürşid, bu kadar derviş,

mürid var iken faizin oruca olan etkisi hiç tartışılmıyor. Örneğin, bir hoca ya

da cemaat lideri ya da şeyh! çıkıp diyemiyorsa Ramazan faiz sistemine de bir

set çekmenin diğer adıdır. Faizli bankalar zincire vurulmuş şeytanlardan biridir, bu zincire balta vurmaya

kalkmayın Allah ın hükmünü çiğnemeyin o topluluk işte biraz önce yukarıda

bahsettiğim bir çuval dolusu içi boş ceviz yığınıdır. Acımasız bir eleştiri

olduğu söylenebilir. Ancak kurumsallaşmanın, cemaatlerdeki heyecanına bakarsak

bir kurum olarak kalmak ve kimseye can yakan fetvaların verilmediği bir

topluluk daha iyi neye benzetilir siz karar verin. Oysa yine bizim oralarda

çokça tırnaklı pide fırınları vardır, mayasız hamur işleneceği zaman hamur

tekneleri gıcırgıcır olana kadar yıkanır. Çünkü içerisinde daha önce mayalı hamur

işlenmiştir. Mayasız hamur yapılacağı için önceden mayalı olan teknede, çok

küçük parçalar halinde mayalı hamurdan taneler kalsa dahi, o yapılacak olan

koca bir teknede ki mayasız hamuru o küçücük parçalar mayalar. İşte nitelik

dediğim, işin özü, mayası olmak da budur.

Yani bugün toplum içerisindeki maya görevi görmeye aday

olmuş kimi liderler eğer kendi mensubu oldukları toplumlarını mayalayamıyorsa o

mayanın özünde bir bozukluk vardır. Küçücük bir zerreden kocaman zirveye

ulaşmanın adıdır insan mayalamak. Eğer bu görülmeyen bir duruma düşmüş ise,

daha çok içi boş ceviz çuvalları taşıyacağa benziyoruz.

Selam ve daim muhabbetle