YIL 1991 veya 1992 olacak... Öyle internete falan girip arşiv gıdıklamak pek bana uymaz. Kafada yani hafızada ne varsa o benim için...

Evet, bu nedenle yılı net yazamadım. O günlerde Aydın Doğan Beyin Meydan Gazetesi spor sorumlusuyum. Cağaloğlu’nda kiralık dört katlı bir binada gazeteyi hazırlıyoruz. Spor servisi, Tercüman’ın efsane kadrosu ağırlıklı kurulmuş. Faik Çetiner, Mehmet Korkmaz, Atilla İyitanır, Serhat Ulueren daha kimler kimler...

Bir sabah, daha doğrusu öğlene doğru gazeteye geldim. Şöyle bir gazeteleri taramak sabahki ilk işim idi. Aaaa bir de baktım ki, Sabah›ta bir manşet; «Matthaus Fener›de...» Yani BayernMünich›in ve de Alman Milli Takımı›nın kaptanını almıştı Fenerbahçe... Manşetin altında şu kadar para, şu kadar yıllık ücret falan sırayla yer alıyordu. Şaşkınlıktan dilimi yutacaktım. O sırada bizim Fenerbahçe muhabiri Atilla girdi içeri, iki gözü iki çeşme... Ne oldu be diye soramadan, «Müdürüm bomba haber var. Nasıl atladım, kahrediyorum... Fenerbahçe Matthaus›u almış...» Dur be dedim, bu büyük bir palavradır. Arayalım Metni Aşık başkanı soralım» diye telefona sarıldım. Karşımda Metin başkan vardı... Sorum üzerine ve gazeteyi de kastettikten sonra aynen şöyle başladı: “Yahu ağabey kulübü bütün varlıklarıyla satsak, ben de varlığımı üstüne koysam bu adamı alabilir miyiz Allah aşkına? Böyle yalan olabilir mi? Atilla’ya söyle hayıflanmasın...” Metin başkana teşekkür edip telefonu kapattım. Bizim Faik sordu, «Ağabey haberin üzerine nasıl gideceğiz?» Cevabım şöyle oldu: «Tek satır bile yazmak yok. Yalan tekzip edilir mi çocuklar?»

Devam edeyim mi? Zaten asıl mesele de bu devamda... Şimdi sıkı durun dostlar! O dönemin Sabah patronu Dinç Bilgin Bey, yine o günlerin genel yaylın yönetmeni Zafer Mutlu ile sabah sabah spora giriyorlar... O gün Fotomaç yok, başka isimle bir de spor gazeteleri var. Müdür de, neyse ismini yazmamayım, eski bir yetiştirmem. Gerçi bir türlü yetiştirememişim de...  Neyse, patron ve genel yayın müdürünün spora kısa ve net emri, «Yarın araba kuponu veriyoruz. Fener›e büyük bir isim transfer ediniz!» Çıkar giderler. Ayaküstü bir kaç saniye sadece... Bir telaş alır spor servisini... Uzun uğraş ve araştırmalardan (!) sonra biri “Yahu en önemli oyuncu şu sıralarda Matthaus... Adamın Dünya Kupası var...» Hah derler ve fotoğraf yerine de sayfa boyu bir çizgi Matthaus kullanıp haberi patlatırlar(!) Bu tiyatroyu bana kim mi anlattı? Dönemin en büyük uluslararası basketbol hakemi Necip Kapanlı... Meydan›dan ayrıldıktan sonra Sabah›ın çatısı altına girmişti. Bu olay da gözlerinin önünde cereyan ediyor.

Buraya kadar bu hikâyenin Türkiye kısmı sevgili dostlar. Gazete ertesi gün yayınlanır ve başta Metin Aşık başkan olmak üzere, bizim Atilla da dahil, bütün ülkedeki futbolseverler şaşkına dönerler... Asıl şaşkına dönenler bizimkiler mi peki?

Arkası yarın dostlar!