Çoban Matı!

EURO 2020’ye maalesef erken veda ettik. 1 gol, 0 puan ve -6 averaj ile grubu 4. sırada bitirdik.

Dönüp elemelerde oynadığımız maçlara baktığımızda bu kadro ve bu teknik heyet bu tabloyu hak etmedik.

Fakat Uluslar Ligi, İzlanda ve Letonya maçlarını dikkatlice incelediğimizde ise Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur dedik.

Yendiğimiz Fransa ve Hollanda’yı şu turnuvada izledikten sonra da acaba bir daha aynı skorları alır mıyız diye de içimizden mırıldandık.

Finaller öncesi yine bu sütunlardan defalarca özellikle Şenol Güneş’i uyardık. (Bir önceki yazılarıma tekrar bir bakın derim.)

Tüm bu bilgiler ışığında hani derler ya, “Futbol sadece futbol değildir” diye ona ben başka bir anlam getirmek istedim. Evet, futbol sadece futbol değildir. Futbol satranç oyunudur. Futbol biraz estetiktir. Futbol akıldır. Futbol mantıktır. Futbol biraz baledir. Futbol bazen şovdur. Bazen de eğlencedir. Futbol ciddiyettir. Plan, taktik ve stratejidir. Futbol tüm bunların harmonisidir.

Futbol satranç gibidir. Hele hele milli takım maçları, önceden planlanır, stratejik hamleler belirlenir. Rakipler bellidir. Rakiplerin en önemli silahları bellidir. Kadroları önceden zaten seçilmiştir. Senin oyun stilin, hücum, orta saha ve savunmanın iskeleti ortaya çıkmalıdır. Rakiplerin teknik heyetlerinin bunu bilmesinde bir mevzu bahis olmamalıdır. Tek maçlı lig usulü turnuvalarda ufak dokunuşlar ve stratejik hamleler ile rakibi tuzağa düşürmek sizi deha yapar. Yoksa “kora kor oynayacağız” deyip, savunma yaparak, alanı daraltarak kontra atak oyunu tercih etmek bir şaşırtmaca, bir plan değildir.

Satrançta çoban matı diye klişeleşmiş ve yeni başlayanların bu tuzağa düştüğü bir oyun vardır. Satranç başladığı gibi 3-4 hamle sonra biter. Tecrübeli satranç oyuncuları başlangıçta o acemi hamleyi yapmaz ve çoban matı riskini de ortadan kaldırır. Çünkü o strateji bilindik bir oyundur.

Futbolda ise orta sahadan defansın arkasına sarkan veya bindirme yapan oyuncuya atılan güzel bir orta ile golü kovalamak da klasikleşmiş bir oyundur. Bunu Bölgesel Amatör Lig (BAL) takımlarında oynayan her teknik adam ve futbolcu bilir. Yanı sıra rakip savunmaya yapılacak 2’ye 1 ya da rakip hücumcuların yapacağı 2’ye 1’i de bilirler. Hatta mahalle turnuvalarında bile bu tarz gollere az rastlanır.

Savunma yani sağ ve sol bek, stoperler rakibin sağ ve sol açıklarıyla santrfor ve arkasında oynayan isimlerini birebir kontrol altına alırlar. Orta sahadan yapılacak savunma arkasına koşu yapan, bindirme yapan oyuncuyu ise yine onunla birlikte oynayan orta saha elamanı kontrol eder ve gerekirse onunla birlikte koşar. Atılacak güzel bir pas ile oyuncunun gol atması önlenir. Maç içinde bu durum defalarca olur, olabilir. Ve her seferinde uyanık orta saha oyuncusu bu durumu bertaraf eder. Ne yazık ki, İtalya (Spinazzola, Berardi, İnsigne, İmmobile, Locatelli), Galler (Bale, Ramsey) ve İsviçre (Shaqiri, Seferovic, Embolo, Zuber) bize en bilinen oyunu yaptılar ve biz de bunları yedik. Yani satranç oyununa yeni başlayanlar gibi çoban matı olduk.

İsviçre maçı sonrası medyayı da sorumlular listesine aldınız. Hocam ben hiç üstüme alınmadım. Çünkü sizi defalarca uyardım. Hatta ilk imza attığınızda size, “Havuz temizlendi mi siz bu havuza girdiniz?” demiştim. Yıllar önce TSYD Semineri’nde Beşiktaş Teknik Direktörü iken TFF ve Türk futbolu için siz söylemiştiniz. “Havuz kirli ve bu havuz temizlenmeden temiz biri bile içine girerse kirlenir. O yüzden havuzu temizlemeliyiz” demiştiniz. TFF tek liste ile seçime girdi ve Başkanı büyük ihale alan Fenerbahçe yönetiminden çok iyi tanıdığımız biri. Tekrar soruyorum havuzu temizlediniz mi? Gördüğüm kadarıyla ve verdiğiniz demeçlere baktığımda daha önceden uyardığım gibi havuz temizlenmemiş ve siz de ekseninizden savrulmuşsunuz. Daha açık yazayım. Sizin bir filozof kimliğiniz vardı. Felsefeniz ve bir duruşunuz vardı. Şimdi Limak Otelleri’nde golf oyunları ve ödül vermeceler, düğünler, orman yürüyüşleri vs. vs.

Bu kadro bu kadar pısırık, bitkin, bezgin, gamsız bir futbolu hak etmiyor. Ve artık sizin tılsımınız bozuldu. Hollanda’yı izliyoruz. Acaba diyorum birisi “tesadüfen yendik” yazmış ve biz de ona hadi canım sende demiştik. Haklı mıydı?

Hayaller İtalya, gerçekler Malta!

Gazeteci yazar olarak soruyorum: İstifa edecek misiniz? Yoksa modaya uyup siz de koltuğunuzdan kalkmayıp Euro’lu maaşlarınıza devam edecek misiniz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?