Reklamı Kapat

Bilgi tüccarları

Geçtiğimiz yıl bugün (16 Mart) tüm seviyelerde eğitim öğretime ara verilmişti. İlk önce birkaç haftalık bir ara olacağı düşünülmüş, çocuklar ve veliler sürpriz tatil paketi olarak bakmışlardı yaşanılanlara. Günler geçmesine rağmen salgının kontrol altına alınamaması sebebiyle okullar bir türlü açılmıyordu. Korkudan burnumuzun ucunu dahi sokağa çıkaramıyorduk. Biz yetişkinler için bile zor olan bu süreç öğrenciler için çok daha zor hale gelmişti. Anneler çocuklarını oyalayabilmek için o etkinlik senin bu etkinlik benim uğraşıp duruyordu. En azından sosyal medyaya yansıyan kısmı bu idi. Tüm veliler çıldırmış gibi etkinlik yarışına girmişti. Aileler çocukları böyle oyalıyordu oyalamasına peki yetişkinler ne yapacaktı? Onların da imdadına zoom yetişmişti. Sağ olsun bir tuşla hepimiz ekranlara kitlendik ve geçici olduğunu düşündüğümüz bu günleri daha verimli(!) geçirmek için eğitim seminerlerinden eğitim seminerlerine koştuk. O kadar çok eğitim semineri açılıyordu ki bir online eğitimi kapatıp diğerine nasıl yetişeceğimizi şaşırmıştık.

Gelmiş geçmiş gün bunları niye anlatıyorum? Eğer bir dakika durup düşünürsek tüm bu anlattıklarımın geçmediğini, şuan içinde bulunduğumuz online sertifika çılgınlığının temeli o günlerde atıldığını anımsayabiliriz. Bir bakıma içinde bulunduğumuz bilgi çağının farkına vardık bu salgınla. Bu farkındalık iyi mi oldu kötü mü oldu tartışılmalı ancak bildiğim bir şey varsa artık kimse bilgiyi sindiremiyor. Aldıkça daha fazlasını almak istiyoruz. Bakınız ‘öğrendikçe daha fazlasını öğrenmek istiyoruz’ demiyorum zira artık bilgi öğrenilen bir şey değil alınıp satılan bir şeye dönüştü. Bilgiye ulaşmak için emek harcamaya gerek yok artık. Ne kitaplar ne ansiklopediler devirmeye ihtiyacımız var. Bilgi parmaklarınızın ucunda. Google’da arattığımız yeterli gelmiyorsa bir video serisi o da yetmiyorsa birkaç saatlik bir atölye yetiveriyor herhangi bir alanda uzman olmamız için. Sertifika da alabiliyorsak değmeyin keyfimize. Emek harcamadan kolayca ulaşılan her şey gibi kolayca ulaştığımız bilgi de değerini yitiriyor.

Bilgiye zor ulaşılan bir zamanda ilim insanları da daha kıymetli idi. İnsanlar o mertebeye gelebilmek için ciddi emekler harcıyordu. Şimdi ise kimse emek harcamak istemiyor. Pişmeden popüler olmanın derdinde herkes. Hemen her gün yeni bir akım cereyan ediyor. Bir gün bakıyorsunuz sağlık alanına el atmışlar bir gün eğitim. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” gibi eğitime önem atfeden söylemler hepten unutulacak bu gidişle, kim daha iyi pazarlayabiliyorsa bilgisini o hayatta kalacak gibi gözüküyor. Evet, bilgi eskiden hikmet sahibi yapardı insanları artık tüccar yapıyor.

Birileri hızlı olup daha çok şey öğrenmemiz, daha çok eğitime katılmamız, daha çok sertifika almamız konusunda acele ettiriyor. Adeta bir bilgi bombardımanı altındayız. Unutmayın nerede acele ettiriliyorsak orada irademiz dışında bir şeyler dönüyordur. Eskiden büyükler mezar taşlarını, dükkân isimleri gibi şeyleri okumamamızı tavsiye ederdiler ki işimize yaramayacak bilgileri okuyup kendimize fazladan yük etmeyelim. Günümüzde bırakın bu eğitim furyasını beş dakika elimize telefon alsak ihtiyacımız olsun olmasın ne kadar bilgi dolduruyoruz zihnimize. Maruz kaldığımız bilginin kaynağı nedir, doğru mudur, bizim için faydalı mıdır gibi soruların cevabını alamadan başka bir bilgiye maruz bırakılıyoruz. Eğer bize hikmet kapılarını aralatmayacaksa, insanlığa faydalı olmak için kullanamayacaksak, Allah rızası kazandırmayacaksa niçin kendimize bu kadar bilgiyi yük ediyoruz? Böyle bir bilgi yükü altında kitap yüklü merkeplerden ne farkımız kalır?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

beylerbeyi - Kuran-ı Kerim’in sûre ve ayetleri arasında kaybolanlara ne mutlu ...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 16 Mart 05:26


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?