Reklamı Kapat

İstanbul Sözleşmesi… Fulbright… Marshall Yardımı…

Varan 1-Yıl; 1947… Marshall Yardımları için ABD ile imzalanan anlaşmada neler vardı? Şu satırlara dikkat; “Yardımları kontrol için ABD hükümetinin resmi memurlarının ülkeye serbestçe girip çıkmalarına müsaade etmek. Yardımların kullanılışını serbestçe nakletmek için ABD hükümetinin matbuat ve radyo temsilcilerine müsaade etmek. Bu kanuna göre verilen mal, hak veya herhangi bir eşya veya malumatı ABD Devlet Başkanı’nın rızası olmadan devretmemek…” Maddeler bu minvalde devam ediyor…
Varan 2-Yıl, 1949… Marshall yardımları anlaşmasından (1947) yaklaşık 2 yıl sonra… 27 Aralık 1949 tarihinde, yani İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde, Türk çocuklarının eğitimi resmen Amerikalılara teslim edildi. ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir Eğitim Komisyonu kuruldu. Bu komisyonun adı Fulbright Eğitim Komisyonu idi. Sekiz üyeden dördü Amerikalı, dördü de Türk’tü.

Bu komisyonun görevi, Türk çocuklarının ilk, orta ve lisede okuyacağı derslerin müfredatını yani programlarını belirlemekti. Gençler bir ulusun geleceği demek değil midir? Türk ulusunun geleceği olan gençlerin eğitimi, yarısı Amerikalılardan oluşan bir komisyona bırakılıyordu.

Bu kadarla kalsa neyse; komisyon herhangi bir konuda karar verirken oylar 4 evet, 4 hayır çıkarsa ne olacaktı? Çözüme bakınız; o tarihte Ankara’da bulunan Amerikan büyükelçisinin vereceği oy, belirleyici olacaktı. Çok açık değil mi, Türk gençlerinin ne tür bir eğitimden geçeceği, derslerde hangi konuları ne tür boyutlarda öğreneceği, 1949 yıllında Amerikalılara bırakılmıştı.

Varan 3-Yıl, 2014… İçimize adeta bir ur gibi sokulan İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdi. Şu maddeye dikkat; “İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasının değerlendirilmesiyle ilgili Grevıo üyeleri ve ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyeleri tarafından taşınan belgelerin, Grevıo’nun faaliyetiyle ilgili olduğu sürece dokunulmazlıkları ihlal edilemez. Grevıo’nun resmi yazışmaları veya GREVIO üyelerinin ve ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyelerinin resmi haberleşmeleri hiçbir engelleme veya sansüre tabi tutulamaz.”

***
Varan 1, Varan 2 ve Varan 3… Aralarındaki benzerlikler sizin de dikkatinizi çekti mi, acaba?
Ve bir başka soru; sahi, ne oldu İstanbul Sözleşmesi!

YABANCI UZMANLAR TÜRK BAKANLIKLARININ KADROLARINA YERLEŞTİRİLDİ!

ABD Ankara Büyükelçisi’nin sosyal medya paylaşımını görmüşsünüzdür; Bay elçi, Türkiye’nin ABD ilaç şirketlerine olan borçlarını ödemesini talep ediyordu. Üstelik de bu korona günlerinde… Bay elçi, daha yakın zamanda Türkiye’nin ülkesine tıbbi malzeme hibesini neden hiç zikretmez, acep!
Denilebilir ki, ‘Amerikan büyükelçisi ülkesinin çıkarlarını korumak için burada!’ Evet, ama o başka bir mesele…

Şimdi… ‘ABD yardımları’ olarak bilinen “Marshall Planı” sonrası ülkemizde neler oldu? Şöyle bir bakalım;
1-Türkiye dış borca ve dış yardımlara bağımlı bir ülke oldu.
2-Türkiye, yönünü, dış politikasını ABD ekseninde Batı’ya bağlı hale getirdi.
3-Türkiye’nin NATO’ya alınmasının yolu açıldı.
4-Türkiye, NATO’ya üye olmasından sonra Batı’nın Ortadoğu’daki petrol çıkarlarının da koruyuculuğu görevini yürüttü.
5-Türkiye, aldığı kredilerle büyük miktarda borçlandı.
6-Devlet, siyasi anlamda da, “Amerika ne yaparsa kabul edelim!” düşüncesine endekslendi.
7-Türkiye’deki uzmanların ülkeyi kalkındıracak yeteneğe sahip olmadığını söyleyen yabancılar, var olan kaynakların nasıl ve nerelerde kullanılacağını kendileri belirlemeye başladılar!
8-Ülkeye gelen yabancı uzmanlar Türk bakanlıklarının kadrolarına yerleştirildi.
9-Türkiye üzerinde sarf edilen her dolar, aynı zamanda ABD sömürgeciliğine hizmet etmeye başladı.
10-ABD’nin Türkiye üzerindeki politikası, tamamen yardım değil çıkar hesabına dayanmaya başladı.
11-Marshall yardımları, Türk halkı üzerindeki dengeleri de değiştirdi.
12-Plandan sonra ülke içi sermaye sahipleri sınaî alanlara kaymaya başladı. Tarım arka plana atıldı.
13- Planla birlikte Türkiye’de turizm hayatı da başkalaştı. 1952 yılında 36 bin 372 olan turist sayısı 13 yılda %446,5 arttı.

ABD KÜLTÜR EMPERYALİZMİ

1947 yılında ABD ile imzalanan yardım anlaşmasının en ileri sonuçlarından biri de ülkenin Amerikan sömürüsüne açık hale getirilmesiydi! Nasıl mı;
* Marshall Planı sonrası Türkiye’de oluşan hazırcılık topluma da yansıdı. Bütçe açıkları daima krediyle kapatılmaya çalışıldı. Kalıcı çareler üretilemedi. Bu durum ülke içerisinde para darlığı oluşturmaya başladı.
* Tüccarlar, kredi sağlamak için tefecilerden yüksek faizle borç almaya başladı. Karşılığında evlerini rehin bıraktı. İflaslar görüldü. Halkın alım gücü iyice düştü. İşsizlik pik yaptı.
* Devlet, borç batağından kurtulmak için halktan ağır vergiler almaya başladı.
* Marshall Planı sürecinde Türkiye’de uygulanan ekonomik anlayış ülke içinde zengin bir sınıfın oluşmasını sağladı.
* ABD emperyalizmi için hizmet eden okullar Türkiye’de faaliyet göstermeye başladı.
* ABD, çıkarlarını Türkiye’ye kendi içinden oluşturulacak bir örgütle yaymayı planladı ve bu iş için “Barış Gönüllüleri” isimli bir grup oluşturdu. “Barış Gönüllüleri” Türkiye’ye 27 Ağustos 1962 tarihinde giriş yaptı. Yani, 27 Mayıs askeri darbesinden hemen sonra…
* Bir başka yapı da, “Amerikan Alan Hizmeti”dir (American Field Service, AFS). Bu oluşum, faaliyet gösterdiği ülkelerden öğrencileri ABD’ye götürüyor, orada durumu iyi olan ABD ailelerinde ikametlerini sağlıyordu.
* Böylece ABD’de eğitim süresi biten öğrenciler, ülkelerine döndüklerinde ABD yaşam tarzını ve dünya görüşünü benimsiyordu. Bu öğrencilerin kendi ülkelerinde önemli mevkilere gelmesi sağlandı.
* Tam da bu aşamada Fulbright Eğitim burslarını da unutmamak gerekir.
* Bu şekilde ABD kültür emperyalizmi her yanımızı sardı, sarmaladı.
ABD tarafından verilen “bedava süt tozu”ndan başlayarak buralara kadar geldik…
Tablo, sizce de yeteri kadar acı ve elem verici değil mi!

***
Not: ABD’nin Türkiye’ye ücretsiz süt tozlarını verdiği yıllarda Türkiye’de nasıl bir ortam vardı? Bunu da bir başka yazıda değerlendirelim. İnanın çok şaşıracaksınız… Diyeceksiniz ki, ‘niye, niçin?’…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Can Dere - Ben bu cahil kafamla bağımsız bir ülke olmadığımızı biliyorum...!!!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Eylül 22:27


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?