Ayasofya hayırlı olsun; başka neler yapılmalı?-4

Kaldığımız yerden, Ayasofya meselesini farklı bir şekilde değerlendirmeye devam…
- Ayasofya meselesini farklı şekilde değerlendirmeye devam ama aman DİKKAT!


-Biz “Ayasofya... Ayasofya…” diyorken bambaşka şeyler de oluyor, olduruluyor!
-Koronavirüs vesilesiyle elliden fazla yazımda da demek istedim ki; DİKKAT!


-Evet, Ayasofya gündemimizden düşmesin ama oynanan oyunlara da DİKKAT!


(Ayasofya ile ilgili yazacaklarımı erteliyor, bugün yazdıkları ile dikkatleri daha farklı yerlere çeken iki yazarın uyarıları ile devam etmeyi gerekli görüyorum. Bu arada ve bu vesileyle değerli okuyucularıma özel bir bilgi vermeyi de gerekli görüyorum. Biz sadece söyleyen ve yazan değil, aynı zamanda gücü oranında söylediklerini ve yazdıklarını -Allah’ın emri gereği- yapmaya çalışan Allah’ın kullarından olma gayretindeyiz. Yarım yüzyılı aşan mücadele hayatımızda, hayatın dinî, ilmî, iktisadî, idari/siyasî alanlarında, özellikle Necmettin Erbakan Hocamızın önderliğinde yaptıklarımız kısmen bilinmektedir. Bir de bilinmeyen ve yazılmayanlar var, onları da Allah biliyor; bizi de zaten orası ilgilendiriyor. Bütün bunları neden yazıyor ve neden hatırlatıyorum? Bugünlerde, “Ayasofya meselesi” -ve bize göre diğer önemli meselelerle ilgili- çözüm önerilerimizi hatırlatmak üzere, Cumhurbaşkanlığı ve Diyanet makamları başta olmak üzere, bazı makamları ve şahsiyetleri bizzat arıyor, gerekli taleplerde bulunuyorum. Bunu da sadece bu günlerde değil, belli aralıklarla hep yaptım, halen de yapmaya devam ediyorum.

Bu konuda en verimli sonucu Necmettin Erbakan Hocamız ile kırk yıl süren çalışmalarda elde ettik, elhamdülillah; bunları ve sonuçlarını da artık herkes biliyor. “Ayasofya meselesi” ile ilk yazıdan itibaren yazdığım ve anlatmaya çalıştığım üzere, biz “sağlıklı bir sistem/düzen kuruluncaya kadar UYARILARIMIZA devam edeceğiz…” Bu arada yazmadığım ve/ya yazamadıklarım var ki; bundan ötesini feraset sahibi siz değerli okuyucularıma havale ediyorum; sizler bu yazabildiklerimizi çoğa sayıp değerlendirin, lütfen.)


Evet…
İki yazar ve yazdıkları önemli…
Birincisi, Yusuf Kaplan ve onun “İstanbul Sözleşmesi’nden kurtulduk derken, şimdi de Gıda Kanunu Tasarısı!” başlıklı yazısı… Yazının sadece son bölümünü okuyalım, yeter: “GIDA TERÖRÜNE ÖLÜMCÜL DARBE ŞART! / İstanbul Sözleşmesi’nden kurtuluyoruz derken, şimdi de aynı ölçüde yıkıcı bir kanun tasarısı var Meclis’in ve komisyonlarının gündeminde: Gıda Kanunu. / AK Parti hükümetleri, değişik dönemlerde çok sayıda tarım teşvik kredileri verdi. Bu teşvikler, ne kadar sağlıklı işletildi, ne işe yaradı, bilmiyorum. / Ama bildiğim bir şey var: Bir zamanlar tarım ülkesi olan Türkiye, dışardan büyükbaş hayvan ithal edecek duruma geldi! / Tarım, geleceğin endüstrilerinden biri oysa. Tarım ülkesi bir ülke, tarımda zirveye oturacak şekilde tarım endüstrisini geliştirmek zorunda. / Çok geciktik ama her şey bitmiş değil. Devrim niteliğinde kararlar alınıp uygulanabilirse tarımda büyük atılımlar yapma potansiyelimiz mevcut hâlâ. İhtiyacını hissettiğimiz şey, doğru stratejiler, ülkesini seven, taşını, toprağını, suyunu, havasını gözü gibi korumaya ve bu konuda savaşmaya ant içmiş vefakâr ve cefakâr beyinler. / Son yarım asırda tam anlamıyla gıda terörüne maruz bütün dünya. İnsanın değil, bitkilerin fıtratını da bozan sapkın bir uygarlıkla karşı karşıyayız.

Tek derdi, kârı maksimize etmek, dünyayı sona kadar sömürmek bu kapitalist uygarlığın. / İnsanları kısır ve kanser yapan, insanın fıtratını bozan gıdalar hakkında konuşmak, haber yapmak, açıklamada bulunmak suç sayılacak ve 50 bin TL ceza verilecek! / Yeni Gıda Kanun Tasarısı böyle diyor! / İntihar bu! / Adamlar, babalarının çiftliği gibi cirit atıyorlar! / Hem fıtratı hem de nesli bozacak Gıda Kanunu geri çekilmeli! Derhal, hemen ve şimdi! / İstanbul Sözleşmesi’nden sonra böyle bir yasayı toplum kaldıramaz! Bunun faturası çok ağır olur hükümete! / Benden uyarması. / Hükümete düşense, gereğini yapması: kanun tasarısını geri çekmesi, bu tasarının gerisindeki lobilere postalaması! Vesselâm.” (Y. Kaplan 17.07.2020)
Evet, bu günlük de yerimiz bu kadar! Kaldığımız yerden devam edeceğiz, inşallah…
Sağlıklı bir sistem/düzen kuruluncaya kadar UYARILARIMIZA devam edeceğiz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?