Reklamı Kapat

Virüs teslim aldı

Virüs sadece hayatımızı değiştirmekle kalmadı, bayramımızı da elimizden aldı. Görünen o ki, eski hayatımıza da kolay dönemeyeceğiz. Kısa zamanda dönebilmemiz de insanımızın elinde görünüyor. Eğer insanımız maske kullanmak, sosyal mesafeye dikkat etmek ve hijyen kurallarına uyabilirse, daha doğrusu uyarsa eski normal hayatımıza dönmemiz için uzun süre beklemeye ihtiyacımız kalmayacak. Ancak, görünen o ki, başta sosyal mesafe olmak üzere, maske takmak hususunda da azınlık bir kesim adeta direniyor. Maske takmak zorlarına mı gidiyor yoksa bana bir şey olmaz anlayışından mı kaynaklanıyor bu vurdumduymazlık bilemiyorum ama bazıları çevrelerinde görevli görmediklerinde maske takmayı gereksiz gören bir tavır sergiliyorlar. Hâlbuki maskenin emniyet güçlerinin yazacağı cezadan kurtulmak için takılmaz. Koronavirüsün kendimize bulaşmasını engellemek için takılması gerekiyor. Ayrıca salgının yayılması sadece maske takmamak suretiyle buna zemin hazırlayanları değil, titizlikle kurallara uyanlara da zarar verebiliyor. Bu bakımdan toplum halinde yaşıyor olduğumuz için, kendilerini düşünmeyenlerin çevrelerindeki insanları düşünerek salgın ile mücadelenin olmazsa olmaz kurallarına çevrelerini korumak için uymak zorundadırlar. Kural tanımamazlıkta ısrar edenler ise emniyet güçleri tarafından kurallara uydurulmalıdır. Hiç kimse benim yaşamım kimseyi ilgilendirmez diyemez.

MASKE EMNİYET KEMERİDİR

Bu işin uzmanı doktorlar her fırsatta salgından korunmak ve başkalarını da korumak için maskenin önemini her fırsatta vurguluyorlar. Sıkça da maskenin insanları salgından koruyan arabalardaki emniyet kemeri gibi görev yaptığını hatırlatıyorlar. Otomobildeki kemer takmak ne ise salgından korunmak için maske takmak ve sosyal mesafeye uymak da aynı görevi yaptığına göre yaşanan bunca acıdan sonra olsun maske takmak ve sosyal mesafeye uymak konusunda da titiz davranmakla kaybedeceğimiz bir şey olmadığı gibi kendimizi ve sevdiklerimizi korumak gibi bir sonuç söz konusudur. Bunun da ötesinde bir bayramımızı evlerimizde hapis halinde geçirdiğimizi unutmamak ve bu hapsin bir an evvel son bulmasının elimizde olduğunu düşündüğümüzde sanıyorum maske takmanın bir görevin ötesinde zorunluluk olduğu net bir şekilde görülür.

Bayram boyunca sevdiklerimizle bir araya gelememenin sıkıntısını toplum olarak yaşadık. Yaşamaya da devam ediyoruz. Ne kadar süreceğini de bilmiyoruz. Bir takım tahminler yapılıyor, önümüzdeki günlerde bazı yasakların kalkacağı ya da gevşetileceği belirtiliyor. Böyle bir durumun ortaya çıkmasının sürekli hale gelmesi de tüm uzmanların yaptıkları açıklamalarda elimizde olduğu belirtiliyor. Öyle ise artık hem kendimizi hem de toplumu hapis hayatından kurtarmak için herkesin üzerine düşeni severek yerine getirmesi gerekiyor,

Hemen belirteyim ki hayatımızda ilk defa bir bayramı evlerimizin duvarları aralarında geçirdik. Çocuklarımın dışında kimse ile yakından bayramlaşamadık. Yukarıda da belirttiğim gibi buruk bir bayram geçirdik. Bu arada bayramın ilk iki günü telefonlar hiç susmadı. Birbirini göremeyenler bayramlaşmayı telefonlara kaydırdılar. Bu arada yıllarca görüşemediğim pek çok sevdiğim ve tanıdığımın bu ev hapsinden dolayı bir araya gelemiyorsak, hiç olmazsa telefondan bayramlaşalım yaklaşımı bayramı biraz olsun hapis hayatı yaşamaktan çıkarmış oldu. Sanıyorum bu, bunca sıkıntının içinde yıllarca görüşememiş olanların telefonla da olsa birbirleriyle görüşmeleri bir güzellik oluşturdu. Yani; bardağın dolu kısmını gösterdi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

a - Bu ne biçim bir salgın ki biz tedbirleri aldıkça çoğaldı.Nasıl bir salgınsa dalgaları olduğu söyleniyor. Madem ik,i üç... dalgalar olacaksa insanları nasıl serbest bırakıyorlar.Bir hastalık var ama kimse bu hastalığın diğerlerinden çok da etkili olduğunu söyleyemez. Aralık ve ocakta hatta şubatta millet gripten kırılıyordu.hastanelerde muayene sırası bulunamıyordu.Bulaşıcı olduğu için felaket bir şekilde yayılıyordu. O günlerin ölen, yoğun bakım ve günlük hasta sayılarını bir açıklasalar da gerçekten bu hastalığın korkunç olduğunu anlasak.Şu anda hastaneler, sağık ocakları eski kapasitelerinin %20 si kadar çalışıyorlar. 3-4 ay önce grip salgını geçirmiş insanları bu hastalığa karşı tedbirli olmaya çağırmak ne kadar inandırıcı olur. Gazeteci olarak bunları da bir sorgulasanız. Acaba asıl amaç dünya düzenini kendi elinde bulundurduğunu zannedenlerin insanları bir korku dünyasına alıştırıp istediği şekilde dizayn etmek arzusuna su mu taşıyoruz?

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 28 Mayıs 10:51


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?