Kamu ve iktidarı III

Toplum, bir olgu-varlık şeklinde tanımlanmak istendiğinde, ister istemez, zihnin işleyiş düzeneği bakımından, siyasi, hukuki ve kültürel gibi tasnifi gerektirmektedir. Bu noktada, sınırlarını belirginleştirmede başvurulan “kamu” kavramı, en azından doğru tanımlamalara, ayrımlara, değerlendirmelere ve yorumlara gidilebilmesinde pratik sonuçlara ulaşılmasına yardımcı olabilmektedir. Sözgelimi siyasi toplum, hukuki toplum, kültürel veya iktisadi toplum gibi tanımlar yaptığımızda, aslında örtük olarak “kamu” olgusuna atıfta bulunmuş oluyoruz.

Bu bir bakıma zorunluluktur, bir bakıma da, topluma ilişkin düşünmenin bir odak çevresinde sınırlandırma yapılarak ifade edilmesi anlamına gelmektedir. Daha önemlisi, topluma ilişkin kavrayışın bilimsel ve gereği olan yöntemsel yaklaşımın belli sınırlar içinde tutarlı bir tarzda ortaya konulması imkânı sağlayabilmesidir.

Toplumun, olgu-varlık olarak ele alınması halinde kendini “kamu” kavramlaştırması altında açığa vurduğu ve bu açığa vurmalardan birinin “iktidar” olarak kendini gösterdiğine işaret etmiştik. Ne var ki, iktidar olgusu, her ne kadar toplumda içkin bir değişken olarak görünse de, toplumdaki her bir birey bakımından farklı anlamlar üretilmesine de daima açık bir olgu olduğunu göz önünde tutma gereği vardır. İktidarın bu bireyleşme niteliği taşıması, onun mahiyeti üzerinde farklı anlamların ve kavrayışların doğmasına, ister istemez kaynaklık edebileceği de hesaba katılmalıdır.

Bu farklı anlamlandırmalar ve kavrayışlar, içkin olduğu toplumdan, aynı zamanda kamudan, bütünüyle ayrı bir mahiyet taşıdığı veya taşıyabileceği yanılgısına, tarih boyunca insan zihnini yönlendirmiş ve sürüklemiştir. Söz konusu farklı anlamlandırma ve kavrayışların, değişik kelimeler ile tanımlanmaları bizi şaşırtmamalıdır. Dahası bu anlamlandırmalar ve kavrayışlar, özellikle herhangi bir inanç sistemiyle ilişkilendirilerek veya herhangi bir ideoloji kalıbına dökülerek tanımlandıklarında, toplum, dolayısıyla kamu bakımından ciddi tehditlere ve tehlikelere evrilebilirler.

Sözgelimi eski Mısır’da, aslında siyasi bir kurum olan “Firavunluk”, zamanın iktidar paydaşları olan “din adamları” eliyle ve onların bir tür takdisleriyle bir temel inanç ilkesi boyutu kazanabilmekteydi. Nitekim yine bu sınıf tarafından oluşturulmuş yüce ve tek varlık kültü, “Tanrı” olgusu yerine ikame edilmekteydi. Daha yakın çağlarda, mesela Doğu Roma İmparatorluğu’nda “Basileus”, Batı Ortaçağ skolâstiğinde “Theos” kavramları, temelde iktidar olgusunun, toplumdan ve kamudan yalıtılmasının farklı uygulama örnekleri olarak irdelenebilir nitelikte görünmektedirler. Daha fazla ayrıntıya girmeden, özellikle Batı Ortaçağ skolâstiğinin merkez kavramı olan “Theo” (ki Grekçe de genel olarak “Tanrı” demekti) yerine, yaklaşık xvı. yüzyıldan itibaren, yine “Tanrı” anlamına gelen “Deo” kavramının kullanılmasını hatırlatmakla yetiniyoruz.

Özetle, toplum, olgu-varlık olarak, ona atfedilecek birtakım nitelikleri yanında “iktidar” şeklinde ifade edilebilecek bir niteliği de içkindir. Topluma, aynı zamanda kamuya yüklenecek birtakım nitelikler, ister onun mahiyetinden kaynaklanmaktadır şeklinde düşünülsün, isterse onun vesilesiyle birtakım nitelikler atfedilerek kavranmaya çalışılsın, “iktidar” olgu olarak ondan bağımsız, hele ona rağmen ele alınarak kavranılamaz ve açıklanamaz.

Aksine bir akıl yürütme, sadece toplumu, dolayısıyla kamuyu değil, bunların vazgeçilmez değişkeni olan insan ve birey olarak insanı, aynı zamanda bunların varlığını dayandırdığı inanç, ahlak, hukuk gibi olguların sahip olduğu ilkeleri, kuralları, değerleri ve elbette kutsalları da araçsallaştırmaktan çekinmeyecektir.

O takdirde, “iktidar”, Th. Hobbes’un bir yönüyle de mecazi anlamda kullandığı “Leviathan”a, bir “masal devine” dönüşecektir. Tarih, insanların ve insanlığın bu “masal devleri”nden neler çektiğinin acı, acıklı örnekleriyle doludur. Bu, Müslüman toplumlar bakımından acı, acıklı olmanın ötesinde hüzün verici bir durumdur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?