Reklamı Kapat

Çanakkale savaşı’nda salgın hastalıklar

Dünya ve ülkemiz bu günlerde koronavirüs salgını ile mücadele veriyor. Bu mücadele tam da Çanakkale Zaferimizin 105. Yılı kutlamalarına rast geldi.

Gelin Çanakkale Savaşları sırasında vuku bulan salgın olaylarını ve sebeplerini konuşalım:

Yaklaşık 11 ay süren savaş boyunca bütün mevsimler siperde geçmişti. Soğuk, yağmur, kar, fırtına, dolu ve rüzgâr gibi hava şartlarının getirdiği zorlukların; giyim kuşam ve teçhizatı çok zayıf olan askerlerimiz üzerinde öldürücü etkiler yapmış olduğunu tahmin etmek hiç de zor değildir.

Askerlerimiz mevsim yaza döndüğünde ise yakıcı güneşin yanında, bit, pire, sinek ve haşaratla da savaşmak zorunda kalmışlardı. Askerlerimizin, cehennemi sıcakların altında, gölge bile bulamadığı siperlerin içinde geçirmek zorunda oldukları aylar. Birçok zorluğun yanında su ve beslenme sorunu da bunlara eklenirse zorluk daha da artıyordu. Ayrıca Türk askerlerinin çok büyük bir bölümü, yaza rastlayan Ramazan ayında oruç da tutuyorlardı. Belki bütün bu zorluklara katlanmak, sineye çekmek mümkün olabilirdi, ama ah bu haşereler olmasa.

Kokmuş insan ve hayvan ölüleri, açıklığa atılmak zorunda kalınan yiyecek artıkları, çöpler, siperlerin hemen kenarına yapılmak zorunda kalınan tuvaletler, açıktaki mutfaklar, karasinek ve sivrisinek ordularının beslenmesi ve çoğalması için en ideal ortamı meydana getiriyordu. Milyarlarca sinekten oluşan bu haşarat ordularının ortaya çıkardığı zorluklar, sıcakların, susuzluk ve yiyecek sorunlarının da önüne geçmişti. Sinekleri kovalayıp bir yudum su içmek, bir lokma yemek, bir nebze uyumak neredeyse imkânsız hale gelmişti. Bir müddet sonra bu pis ortamı pire ve bitlerin çoğalarak, askerleri adeta kemirmeye başlaması takip etti.

Sineğin, bitin, pirenin ve de diğer haşaratın bolca bulunduğu yerlerde ise dizanteri ve tifüs benzeri bulaşıcı hastalıkların yayılması ve askerlerimizi esir alması kaçınılmaz hale geliyordu. Aşının ve ilacın bolca bulunduğu düşman askerlerinin, bir dereceye kadar bu hastalıktan korunabiliyor olmalarına karşılık, bizim askerlerimizin büyük bir bölümü hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Kısa süre içinde 80-100 bin askerimiz dizanteri ya da tifüs hastalığına yakalanmış, en az 25-30 bin askerimiz bu yüzden hayatını kaybetmişti. Bunun yanında diğer, yılan çıyan, akrep ve karınca gibi zararlı hayvanlar da hastalıklara ve ölümlere sebep oluyordu. 

Her iki tarafın askerleri bilhassa bitlere karşı büyük bir mücadele veriyorlardı. Bunları öldürerek, elbise ve çamaşırı temizleyerek veya ilaç atarak yok etmenin imkânsız olduğunu gören askerler, bu dayanıklı hayvancıklara karşı enteresan bir mücadele metodu geliştirmişlerdi: Karıncalar…

Yaptıkları deneyler sonunda, karıncaların bitleri öldürüp yediğini, bitlerin ise karıncayı görünce kaçıştıklarını keşfeden askerler, bit dolu çamaşırlarını karınca yuvaları üzerine bırakıyorlar, 10-15 dakikada temizlenmiş olduklarını görüyorlardı.

Ancak bu sefer de karıncaları temizlemek bir dert oluyordu. Askerlerin sırtları ve apış araları karınca ısırıkları ile doluyor, telaşlı kaşınmalar ve çırpınmalar gülüşmelere sebep oluyordu.

Soğukların bastırması ile diğer haşerelerin yok olmasına rağmen bitlerin üremeye ve tacize devam ettikleri görülüyordu. Ne yapsalar bu hayvancıklardan kurtulmaları mümkün olmuyordu.  

09 Ağustos 1915 tarihinde kazandığımız 1. Anafartalar Zaferi’nden sonra, tepelerde sipere yatan askerlerimizin, salgın hastalıklar ve birlik kaydırmaları yüzünden, toplam mevcudu 3 bin kişinin altına kadar düşmüştü.

Uçak ve keşif balonlarının havalanması ile bu durumu keşfeden düşman, yeni bir hamle ile 21 Ağustos 1915 günü işi bitirmek istedi ise de, Grup Kumandanı Albay Mustafa Kemal’in kumandası altındaki Mehmetçik, komutanın ustalığı, askerin kahramanlığı ve Allah’ın yardımı sayesinde 2. Anafartalar Zaferi’ni kazanmıştı.

Bu salgınlardan dolayı cephemizde toplam ölüm miktarına baktığımızda, bugün koronavirüs salgınından ölenlerin dünyadaki toplamından daha fazla olduğunu görüyoruz.

Çanakkale Zaferimizin 105. Yılı kutlu olsun.

Şehitlerimize ve gazilerimize de rahmet olsun.

Temizlik zırhı

Zırhları giyeriz abdest sonucu,

Bu zırhla kılınır her bir namaz.

Tutunca da sağlık için orucu,

Salgın bizde kolay barınamaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?