Reklamı Kapat

Yeter be yabancıdan çektiğimiz!

Bismillâhirrahmânirrahîm;

BİR toplumun yapısını, yasaları ve onları esas alarak yaptığı düzenlemeler, yönetmeliklerle; uluslararası sözleşmeler, anlaşmalar, kurumsal birliktelikler şekillendirir. Jean Jac Russeau der ki: “İnsanların yasa yaptığını herkes bilir; fakat yasaların insan yaptığını pek az insan bilir.” Yasalar; toplumun gidişatını, o ülkede yaşayanları etkiler.

Yasalar; toplumun değerleri, kimliği, kültürü, inançlarıyla örtüşmeli. Yapılan uluslararası anlaşma ve sözleşmeler de öyle. Değilse toplum başka ülkelerin vesayeti altına girer. Kimliğini kaybeder. Başı belâdan kurtulamaz.

İsterseniz, son 1 asırlık geçmişimizi bu açıdan ele alalım: Batı’ya “özenti” Tanzimat’la başladı. Cumhuriyet döneminde had safhaya ulaştı. Batılılar önce eğitimimize el attılar.

1924’ten itibaren eğitimimizi Amerikan vatandaşı, felsefeci John Dewey’in “rapor”u şekillendirdi.

Fulbright ABD’li bir senatörün adı. Onun teklifi sonucu Türkiye’yle Fulbright Eğitim Anlaşması’nı imzaladılar. 1947’de yapılan anlaşmaya göre komisyonun 4’ü Türkiyeli, 4’ü Amerikalılardan oluştu. 1950’de uygulanmaya başlanan anlaşma hâlâ yürürlükte.

Ekonomimizin ABD’nin inisiyatifindeki Uluslararası Para Fonu (İMF) kontrolünde olduğunu bilmeyen yok. Dolar hegemonyası altındayız. ABD her fırsatta, “Yaptırım uygularım ha!” diyerek tehdit ediyor.

Savunmamız NATO kontrolünde. Asker ve silâhlarımızın miktarını bildirmek zorundayız. Bir başbakanımızın, “Türkiye NATO toprağıdır” itirafı hâlâ kulaklarımızda.

Dış politikamız, AB maceramız sebebiyle bloke ediliyor. AB, Türkiye’yi içine alacakmış gibi yapıyor; İslâm Birliği gibi başka alternatiflerin önünü kesiyor.

BİZ BİZE BENZEYELİM

CUMHURİYET’LE birlikte hukuk, ticaret, ceza yasaları hep Batı’dan aşırıldı. Değerlerimiz ve inanç yapımıza uygun düzenleme gündeme bile gelmedi. Dışa karşı ne büyük aldanış, ne büyük özenti… Uğur Mumcu garabeti anlatır: “Türk; İsviçre Medeni Kanunu’na göre evlenen, İtalyan Ceza Yasası’na göre cezalandırılan, Alman Ceza Mahkemeleri Usulü Yasası’nca yargılanan, Fransa İdare Hukuku’na göre idare edilen ve İslâm hukukuna göre gömülen kişidir.”

Dahası; kültürel olarak da Batı’nın hayat tarzını ülkemize taşıdık. Kadının erkek üzerinde egemenlik kurmasını esas alan Feminizm gibi, değerlerimizle bağdaşmayan fikir akımlarına aldandık. Yanlışlıklar, “fikir hürriyeti”; “hayat tarzı tercihi” gibi gerekçelerle yasal hale getirildi.

Cumhuriyet döneminde pek çok kanunu Batı’dan aldık. O kadar ki, başbakanlarımız önce Amerika’dan icazet alıyor; sonra o göreve gelebiliyorlardı. Yöneticilerimizi önce Amerika seçiyordu; sonra biz.

Son 20 senedir TBMM’yi en çok uğraştıran konu “AB Uyum Yasaları”. Güya Avrupa’ya “uyum” sağlayacaktık. Konuşulması bile akla ziyan. Bu nasıl düşünce? Diğer ülkeler bize “uyum” sağlama endişesinde mi? Korkunç gerçeği 09.11.2019’da Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu açıkladı: “AB standartlarıyla uyumlu 2000’den fazla yasa çıkardık.”

Yasalar ihtiyaca göre çıkarılır; işbirlikçiler AB talimatıyla çıkarıyorlar. 2004’te Brüksel’de “AB Toplantısı” yapıldı. AB, Türkiye’nin zinayı suç kapsamından çıkarmasını istedi. Başbakan hemen talimat verdi; Türkiye’de hazırlıklara başlandı. 2005’te de yasa TBMM’den geçti.

EN BÜYÜK TEHLİKE

BUGÜNKÜ tehlike daha büyük… 566 yıldır İstanbul’un Fethi’ni; 104 yıldır Çanakkale hezimetini unutamayan Batılılar, şimdi entrikalarla Türkiye’yi bitirmeye çalışıyorlar. “Çocuksuz aileler” oluşturarak aile kurumunu yıkmak istiyorlar. Bu amaçla İstanbul Sözleşmesi’ni dayattılar. Hükümet halka danışmadan sözleşmeyi imzaladı.

TBMM İstanbul Sözleşmesi’ni 24 Kasım 2011 günü, saat 22.50’de görüşmeye açtı. Meclis Başkan Vekili 80 maddenin ilk 3 maddesini okuttu; oylamaya geçildi. 26 dakikada AKP, CHP, MHP, HDP’li milletvekillerinin oylarıyla Meclis’ten geçti. Sözleşmenin ilk maddeleri “Kadına ve Aile İçi Şiddeti Önleme”nin amaçlandığını anlatıyordu. 4. Madde, “Kadının beyanı esastır” diyerek erkeğin hakkını yok sayıyor; LGBT gibi sapkın akımlara kapı aralıyordu.

Sözleşmeyi uygulamak adına 08 Mart 2012’de 6284 sayılı yasa çıkarıldı. Pilot uygulama olarak 10 ilin okullarında “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi” (ETCEP) seminerleri başlatıldı. Bazı devlet görevlileri ve halka da seminerler verildi. Üniversitelerin programlarına alması, belediyelerin komisyonlar kurup konferanslar düzenlemeleri istendi.

MEB yeni bir sisteme geçerek eğitimin 5 yılını planlama hazırlığında. Bakan, sözleşmeyi uygulayacağını açıkladı. Artık eğitimimizi İstanbul Sözleşmesi şekillendirecek. 7 yıldır şiddet arttı; aileler parçalandı; ahlâk tahribatı sınır tanımaz noktaya ulaştı. Türkiye çöküşe götürülüyor. Gençlikteki değişim gözle görülecek açıklıkta. Deizm, ateizm yaygınlaşıyor. Türkiye AB’ye vilâyet yapılmaya çalışılıyor.

Medeniyetler kurmuş; ilimde, adalette insanlığa öncülük etmiş bir ecdadın torunları göz göre göre Türkiye’nin çöküşüne geçit vermemeli.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?