“Ben Burhanettin Karapınar. 66 yaşındayım. TCDD’den emekliyim. Sivas merkezde ikamet ediyorum. Bir rahatsızlığım dolayısıyla geldiğim Ankara’da hastaneden arıyorum sizi. Yazılarınızı zevkle okuyorum. Milli Görüş partilerinde bugüne kadar farklı pozisyonlarda görev aldım. Merkez İlçe Başkanlığı, Teşkilat Başkanlığı görevlerini ifa ettim. Şu anda da rahatsızlığım dolayısıyla aktif bir görev üstlenemedim ama Saadet Partisi İl İstişare Kurulu üyesiyim. Temel Karamollaoğlu beyle uzun süre çalışmalarımız oldu.

Milli Gazete çıktığından bu yana abonesiyim. Hanıma aynen şunu söyledim: ‘Maaşım devam ettiği sürece bizim eve Milli Gazete gelecek.’  Bazıları orada burada, ekranlarda Milli Gazetemizi hafife alan yaklaşımlarda bulunuyor ve ben bu insanlara çok üzülüyorum. Milli Gazete hakkında asla ve asla incitici, rencide edici lafların edilmesine asla müsaade etmem. Milli Gazete hakkında kimseye de laf söyletmem. Bu duygularımla bugüne kadar asil ve sadık duruşunu değiştirmeyen Milli Gazetemizin 12 Ocak doğum yıldönümünü candan ve içtenlikle tebrik ediyorum. Daha nice uzun yıllara ve hizmetlere diyorum.” (BURHANETTİN KARAPINAR-SİVAS)

BAĞDAT HARAP OLDUKTAN SONRA!..

AK Parti kurucu üyesi ve eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna gönderildi. Açıklama AKP Sözcüsü Ömer Çelik’ten geldi.

Çelik, partisinin bu yöndeki kararını açıklarken şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti’de siyaset yaparken uyarılara rağmen AK Partili gibi siyaset yapmak becerilemiyorsa, düzelmeler söz konusu olmuyorsa, bu dönemde AK Parti’nin kurucu ilkeleri devreye girer. Hepimiz bu değerler karşısında eşitiz. Hepimiz bu değerler çerçevesinde siyaset yapıyoruz. Yapılan değerlendirme sonucunda bu arkadaşlarımızla kurucu değerlerimiz çerçevesinde yollarımızı ayırmaya karar verilmiştir. İlgili maddeler tüzüğümüzde yazılıdır. Bu maddelerin esnetilmesine, sulandırılmasına müsaade etmemiz söz konusu değildir.”

***

Yaşar Yakış hakkında kısa bazı bilgiler verdikten sonra bir okurun tepkisini bilgilerinize sunmak istiyorum;

* Yakış, 1 Ağustos 1938, Akçakoca, Düzce doğumlu, diplomat ve siyasetçi.

* 1962 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu ve aynı yıl Dışişleri Bakanlığı’ndaki görevine başladı.

* İlk yurtdışı görevinde Anvers Başkonsolosluğu Muavin Konsolosluğu’na atandı. Lagos, Roma ve Şam Büyükelçilikleri ile Brüksel’deki NATO Daimi Temsilciliği’nde de çeşitli görevler üstlendi.

* 1985 yılında, Türkiye Cumhurbaşkanı’na, İslam Konferansı Örgütü Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komite Başkanlığı görevinde sekreterya hizmeti sunmak üzere kurulan İSEDAK Koordinasyon Kurulu’nu kurarak başkanlığını da üstlendi.

* 1988 yılında TC Riyad Büyükelçiliği görevine atanan Yakış, daha sonra sırasıyla TC Kahire Büyükelçiliği ve Birleşmiş Milletler Viyana Ofisi ve Viyana’daki Uluslararası Kuruluşlar Nezdinde TC Daimi Temsilcisi görevlerinde bulundu. 1992-1995 yıllarında Büyükelçi Yakış, Ekonomik İşlerden Sorumlu Müsteşar Yardımcılığı görevini ifa etti.

* 2001 yılında Dışişleri Bakanlığı’ndan emekli oldu, hemen ardından da Adalet ve Kalkınma Partisi kurucu üyesi olarak siyasete atıldı. 3 Kasım 2002’de düzenlenen genel seçimlerde Düzce’den milletvekili seçildi, 18 Kasım 2002 tarihinde de TC Dışişleri Bakanı olarak atandı. Daha sonraki hükümet değişikliğinde, görevini Abdullah Gül’e bıraktı.

* Fransızca, İngilizce ve Arapça biliyor. Ortadoğu’ya ilişkin, çeşitli dergilerde yayınlanmış makaleleri var. Dışişleri Bakanlığı tarafından Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan “Türkiye, Suriye ve Irak Arasında Su Sorunları” adlı bir kitabı da kaleme aldı.

* Türk-Suudi ilişkilerinin gelişmesine katkısı nedeniyle, Suudi Hükümeti tarafından Kral Abdülaziz Nişanı (birinci derece) ile taltif edildi.

* Milletvekilliği görevini bıraktıktan sonra TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak ders veriyor.

***

Yaşar Yakış’a yönelik bu tutumun ardından milligazete.com.tr takipçilerinden Erol Kafkas, “Bağdat harap olduktan sonra” diyor ve ekliyor; “Yaşar Yakış ABD-Irak savaşında Erbakan Hocamızın tüm uyarılarına rağmen ABD’nin yanında yer alan AKP Hükümeti’nin Dışişleri Bakanı idi. İki milyon masum Iraklının kanına girenlerin eş başkanıydı şimdi günah çıkartıyor. Fakat Müslümanlıkta günah çıkartmak yok, Müslümanlıkta tövbe var, vesselam!”

Erol Kafkas’ın bu görüşü hakkında siz ne düşünüyorsunuz

ÇIKAR YOL KOMİSYONCULUKTAN VAZGEÇMEK

Müslümanlardan Allah rızası için alınan nakit, çek, himmet, hibe, bağış, maddi ve manevi yardım hatta himaye ve itibar (kredisi) yine Allah rızası için harcanmalı.

Bugüne kadar yaşananlar göstermiştir ki, verenler, yardım edenler Allah rızası için veriyor, fedakâr ve ihlâslı.

Ancak yardımı ve hibeyi alanlar genel itibariyle maalesef bu hassasiyetten mahrum.

Bu işin esnafı yalnız geçinmiyor, komisyonla pazarlıyorlar.

Müslümanların sağladığı imkânlarla mezun olan gençler, Allah (C.C.) rızası için cemiyete, toplum katmanlarına serbestçe bırakılmıyor.

- “Efendim başıboş kalırlarsa, kaybolurlar…” iddiası.

Eğer böyle bir ihtimal varsa doğru ve iyi okutulmuyor, yarım yetiştiriliyor demektir.              

Vefa hisleri istismar edilerek, talebelik döneminde olduğu gibi, mezun olduktan sonra da itaat ve bağlılık isteniyor.

(Maaşı devletten veya çalıştığı özel kurumdan alacaklar ama makam-mevkii ve yetkileriyle birlikte itaatlerini o çevreye devam ettirecekler.)

Oysa kimsenin irade-i cüz’iyesine ipotek konulamaz.

Bin bir türlü hibe toplayıp bu imkânlar üzerinde tasarruf edenler, maddi manevi komisyonculuğa soyundukları için kötü örnekler ortaya çıkıyor.

Komisyonculukla kalmıyor, kitleyi pazarlıyorlar. İstihbarat merkezlerine ve oy isteyenlere…

Bu istismar ve komisyonculuğun ucu açık, casusluğa ve ihanete kadar uzanıyor.  

Gerçeği görmek lazım. Müslümanların önündeki en büyük engel, başındaki komisyoncular… (MUSTAFA CERİT)

NEREDESİN EY DENKTAŞ!

 

Kıbrıs davası yetim kaldı...

Osman Usta’nın Genel Başkanı olduğu Mahalli İdareler Derneği tarafından KKTC’de düzenlenen seminer-programların birkaçına ben de katıldım…

Hemen her defasında Cumhurbaşkanı Denktaş Ada’ya gelen misafirlerinin yanı başındaydı…

Arabasını kendi kullanır, koruma falan da getirmezdi... Sade bir yaşamı vardı...

Yıllarca devam eden ve adeta kronik hâl alan Kıbrıs görüşmelerinde ve Kıbrıs davasında Denktaş adeta sigorta idi... Uluslararası Kıbrıs görüşmelerinde tüm dünyanın karşısında tek isim Denktaş’tı...

TV ekranlarında Denktaş’ı görünce şöyle bir ‘oh’ çeker, rahatlardık...

Zira biliyorduk ki uluslararası anlaşmaları, bunların ne anlama geldiğini, yorumunu, maddelerin açıklarını ondan daha iyi bilen başka bir isim yoktu...

Kıbrıs davası şu anda bir bakıma yetim...

Denktaş’ın yan yana gelebileceği isim Erbakan Hocamızdır. Hiç yanından ayırmadığı fotoğraf makinesinden yansıyan kareler, Denktaş’ın yılmaz Kıbrıs davası savunuculuğunun, haklı inatçılığının, yorulmazlığının, uluslararası barış manifestosunun, düşmanları çıldırtan dostları sevindiren o yorgun alın çizgilerinin ispatıdır...

NOT: Bugün, 8 Ocak 2016, Cuma. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!