Seneler sonra o dönemin başbakanı Rauf Orbay Feridun

Kandemir e konu ile ilgili olarak şunları anlatır; İsmet Paşa, anlaşıldığına

göre, Lozan da, İngilizlerle bir nevi gizli arabuluculuk rolü oynayan İstanbul

Hahambaşısı Hayim Naum Efendi nin telkinleriyle hilafetin ne şekilde olursa

olsun Türkeye de devamına müsaade edilmeyip, en kısa zamanda mutlaka

kaldırılacağı fikrini tamamiyle benimsemiş bulunuyordu

Lozan da günler sonuçsuz toplantı ve görüşmelerin

yapıldığı bir kısır döngü içerisinde sürüp geçiyordu. Bu günlerde Türk

Delegasyonu Başkanı İsmet Paşa boş durmuyor, Avrupa merkezli muhtelif

gazetelere beyanat veriyordu. İsmet Paşa, toplantının içeriği ile ilgili olarak

muhtelif görüşmeler yapmak, komisyon başkanları heyet üyeleri ile birebir

kararlar almak ve gazetecilere beyanatlar vermekle uğraştığı günlerde Ankara

TBMM de de çok yoğun gündem maddeleri, en yoğun biçimde konuşulmaktaydı.

Bunlardan biri de TBMM üyelerinin adına bağlılık yeminleri ederek milletvekili

oldukları Hilafet Makamı nın kaldırılması konusudur. Saltanat zaten oy birliği

ile kaldırılmış sıra Halifelik makamına gelmişti. Milletvekilleri içinde

halifeliğin kaldırılması konusunun ateşli taraftarları olmakla beraber şiddetle

karşısında duranlar da vardı.

Lozan 24 Temmuz 1923 te imzalanmış ve heyet derhal

Türkiye ye dönmüştü. İnönü tarafından imzalanan ve kabul edilen Lozan Barış

Antlaşması metninin mevcut milletvekilleri ile meclisten onay alarak

geçemeyeceği anlaşılınca erken ve hazırlıksız bir erken seçim yapılır ve

meclisin tamamına yakını değiştirilir ve, Lozan a evet diyecek olan

milletvekilleri ile meclis doldurulur. İşte bu ikinci meclis vekillerinin

bulunduğu mecliste 3 Mart 1924 de, yapılan hilafetin kaldırılması ve Osmanlı

Hanedanı nın yurtdışına sürülmesi ile ilgili kanun maddesi görüşülmüş ve

meclisten geçmişti. O gün Halifeliğin kaldırılması ve hanedanın sürgüne

gönderilmesi ile ilgili en sert ve radikal konuşmalardan biri de Lozan daki baş

temsilcimiz İsmet Paşa ya aitti. İşte 3 Mart 1924 günü Halifenin ve Halifeliğin

kaldırılması ile ilgili ateşli beyanatlar verecek olan İnönü, bu oylamadan

sadece bir buçuk sene önce, 1922 nin sonlarında kendisi ile ropörtaj yapmak

isteyen Muslim Standart Gazetesi nin Müdürü Seyyid Abdül Kayyum Malik ile bir

görüşme yapmıştır. Bu görüşmede bütün dünyaya duyurulması isteği şu beyanat da

bulunur;

Türk Milleti İslamiyetin kolu ve kılıcıdır. Türkiye

Anayasası, Hilafetin yani hür ve müstakil bir İslam Devleti nin menfaatlerini

yürütmeye çalışacak ellere, bütün müdafa kudretini vereceğini söylüyor. Bu

halde hilafeti desteksiz bırakamayız. Türkiye hilafeti tutuyor ve tutacaktır.

Hilafet makamı yüce Türk Milleti ne emanettir. Türk Milleti hür ve müstakildir.

Bunun için hilafete her türlü taarruz da masundur. Hilaf makamı da bizde

emindir güvence altındadır.

Kanımızın son damlasına kadar hilafeti tutup yaşatacağız.

İşte Türk milletinin kararı budur. Hilafet bugün dahi Müslümanlar arasında bir

anlaşma ve yardımlaşma kaynağıdır. Yeryüzündeki din kardeşlerimizin bu

sözlerimi dikkatle okumasını istiyorum. Zor günlerimizde onların devamlı dua ve

yardımlarını beklemekte olduğumuzu düşünerek bizi haklı görmelerini bekleriz

Zaman nelere kâdir değil mi . Hilafet konusunda 1922 de

böyle ateşli savunuculuk yaparak konuşan İsmet Paşa ya ne oldu ki, hilafeti

korumak için kullandığı ateşini 3 Mart 1924 de hilafeti kaldırmak için

kullandı. Bu denli fikir değişimi, hangi mantık yapısı ve hangi sebeplerle

izah edilebilir acaba

İsmet İnönü nün Lozan da gizli kapılar ardında Hahambaşı

Hayim Naum un da

katıldığı baş başa gerçekleştirilen toplantılarda

birilerine acaba hilafetle ilgili sözler mi verdi Nitekim seneler sonra o

dönemin başbakanı Rauf Orbay Feridun Kandemir e konu ile ilgili olarak şunları

anlatır;

İsmet Paşa, anlaşıldığına göre, Lozan da, İngilizlerle

bir nevi gizli arabuluculuk rolü oynayan istanbul Hahambaşısı Hayim Naum

Efendi nin telkinleriyle hilafetin ne şekilde olursa olsun Türkeye de devamına

müsaade edilmeyip, en kısa zamanda mutlaka kaldırılacağı fikrini tamamiyle

benimsemiş bulunuyordu

Kendisi ile yapılan tüm gazete ropörtajlarında

kendisinin, ekibinin ve onları oraya gönderen TBMM üyelerinin her birinin

ateşli birer hilafet hayranı ve fedaisi olduğunu söyleyen dolayısıyla bu

şekilde İslam dünyasına çiçekler sunan İsmet İnönü Lozan dan sanra ani bir

değişikliğine maruz kalmış ve Türkiye ye gelir gelmez kelimenin tam manası ile

hilafet ve hanedan düşmanı kesilivermişti bu değişimi ve söylemlerdeki keskin

çarkın sebebi zamanla anlaşıldı. Lozan dan geldikten seneler sonra İsmet Paşa,

hilafetin kaldırılması konusunda Abdi İpekçi yle yaptığı mülakatta şunları

söyler;

Büyük zaferden ve Lozan Barış Konferansı na

çağrılmamızdan sonra Mustafa Kemal Saltanatın kaldırılmasının ve eski

arkadaşlarının bu konudaki düşüncelerini şöyle açıkladı; Rauf  Bey, meclisteki odama gelerek benimle mühim

bazı hususata dair görüşmek istediğini ve akşam, Keçiören de Refet Paşa nın

evine gidersem daha güzel konuşabileceğimizi söyledi. Rauf Bey in teklifini

kabul ettim. Fuat Paşa nın da hazır bulunmasına rızamın olup olmadığını sordu.

Onu da münasip gördüm. Refet Paşa nın evinde dört kişi toplandık. Rauf Bey den

dinlediklerimin özeti şuydu; meclis, saltanat makamının ve belki hilafetin

ortadan kaldırılmak nokta-i nazarının takip edildiği endişesi ile üzüntülüdür.

Sizden ve sizin gelecekte alacağınız kararlardan şüphe etmektedir. Binaenaleyh,

meclisi ve dolayısıyla efkar-ı umumiyeyi, milleti tatmin etmemiz gerektiğine

inanmaktayım.  Rauf Bey den saltanat ve

hilafet hakkındaki kanaat ve düşüncesinin ne olduğunu sordum. Verdiği cevapta

şöyle dedi; ben dedi, saltanat makamına ve hilafete vicdanen ve fikren

bağlıyım. Çünkü benim babam padişahın ekmeği ile yetişmiş Osmanlının büyük

adamlarından olmuştur. Benim de kanımda o nimetin zerreleri vardır. Ben nankör

değilim ve olamam. Padişaha sadakat borcum vardır. Halifeye bağlılığım ise

terbiyem icabıdır. Bunlardan başka genel görüşlerimde vardır. Biz de genel

durumu takip etmek güçtür. Bunu ancak herkesin erişemeyeceği kadar yüksek

görülmeye alışılmış bir makam temin edebilir. O da saltanat ve hilafet

makamıdır. Bu makamı lav etmek, onun yerine başka bir mahiyette bir bağlılık

makamı ikame etmeye çalışmak felaket ve hüsrana uğrayacaktır, asla caiz olamaz.

Rauf Bey den sonra karşımda oturan Refet Bey e fikrini sordum cevabı şuydu; tamamen

Rauf Bey in fikir ve açıklamalarına katılıyorum. Filhakika, bizde padişahlık ve

halifelikten başka bir idare şekli mevzubahis olamaz. 

Mustafa Kemal Paşa nın Keçiören de Refet Paşa nın evinde

eski dostlarıyla yaptığı ve İsmet İnönü nün şahitliği ile öğrendiğimiz bu

konuşmadan çok kısa bir süre önce bu sefer Rauf Orbay ın evinde aynı konuda

fakat bu sefer çok farklı bir konuşma yaptığını ve ardından bu konuşmayı

mektuba çevirdiğini dönemin Başbakanı Rauf Orbay ın hatıralarından öğreniyoruz.

Erzurumda, Muhafaza-i Mukaddesat Grubu Başkanı Kadı Raif Efendi ye verilmek

üzere Kâzım Karabekir Paşa ya yazmış olduğu mektupta Hilafet ve Halifelik

konusunda şöyle diyor Mustafa Kemal Paşa;

Devletin başında bir sultan ve bir halife bulunacaktır

 Erzurum a, Kâzım

Karabekir Paşa gibi çok özel bir kurye ile gönderilen mektupta Mustafa Kemal

Paşa, bölge eşrafının büyüklerinden birine gönderdiği mektupta bu cümleyi

kullandı. Ancak bir süre Saltanat ve hilafet asla kaldırılmayacaktır bilakis

kıyamete kadar Türk Milleti nin emaneti olarak içimizde yaşayacaktır diyen

Mustafa Kemal Paşa nın emir ve sert ikazları neticesinde önce saltanat, ve

hemen onun ardından halifelik kaldırılmıştır.

Bir de hadisenin evrak ve belgelere yansımamış

hatıralarda kalmış çok özel bir boyutu vardır. İngiliz heyetinin başkanı Lord

Curzon, birgün Lozan da İsmet Paşa nın müşaviri sıfatına haiz bulunan (İstanbul

Hahambaşısı) Hayim Naum Efendi yi yanına çağırarak daha evvel kendisine verilen

taahhütlere uygun olarak Türkiye de hilafetin kaldırılmadığı takdirde barışın

gerçekleşemeyeceğini söylemiştir. Esasen bu mesele ile öteden beri meşgul

bulunan Hayim Naum Efendi, İsmet Paşa ile Lord Curzon arasında bu mesele

etrafındaki haberleri getirip götürmek suretiyle ciddi bir gayret sarfetmişti.

Türk heyetin başkanı İsmet İnönü, tek başına hilafeti

kaldırma sözü verecek mevkide değildi. Hatta o günlerde Ankara TBMM de hilafet

lehine bir hava doğmuştu. Bizzat Mustafa Kemal Paşa hilafeti methediyordu.

Mesela, Lord Curzon un tam Lozan ı terk ettiği gün, Mustafa Kemal Paşa Türk

milletinin hilafetin ve halifeliğin yılmaz bekçisi ve hilafeti korumak uğrunda

gerekirse canlarını vereceklerini ifade ettiği meşhur Balıkesir Hutbesi ni

okumuştu. Bu yüzden İnönü, İngiliz yetkililerden aldığı talimat doğrultusunda

kendisine gelen Haham Hayim Naum a bu konuda beklediği olumlu bir cevap

veremedi.

İsmet Paşa ile bu işi bitiremeyen Hahambaşı hemen atlayıp

Türkiye ye dönüyor. O esnada İzmir İktisat Kongresi nde bulunan Mustafa Kemal

Paşa ile görüşüyor.  Burada bir iddiaya

göre Hayim Naum a bir de yazılı taahhüt veriliyor. 

     DİPNOT

Hüseyin Avni Çavdaroğlu, Lozan., s. 70 

 Feridun  Kandemir, Hatıraları ve Söyleyemedikleriyle

Rauf Bey, s. 9

 Abdi İpekçi, İnönü

., s. 49-50,  Atatürk, Nutuk,

s.683-684 

  Ali İhsan Sabis, Harp Hatıralarım, Cild 5, s. 358

Feridun Kandemir, Hatıraları ve Söylemedikleri ile Rauf

Orbay, s.96-97.