MECLİS Başkanı Sayın Kahraman ın, Yeni anayasada laiklik
olmamalı , ya da Yeni anayasa hazırlanırken laikliğin net bir tarifi
yapılmalı şeklindeki kişisel kanaatini açıklamış olması Meclis te temsil
edilen muhalefet partilerini bir noktada buluşturdu. Buna bir de iktidar
sözcülerinin eklenmesi, AK Parti nin laiklikle ilgili bir sorununun olmadığını
açıklama yarışına girmeleri yıllarca laikliğe aykırı söz ve eylem sebebiyle
yargılanmış birisi olarak beni yıllar öncesine götürdü. Demek ki laikliğe
aykırılık iddiası ile inananları yıllar yılı mahkeme kapılarında ya da cezaevlerinde
süründüren TCK nın 163. maddesinin kalkmış olmasına rağmen toplumun bir
kesiminde zihniyet hiç değişmemiş. İşin daha da üzüntü veren yanı, terör
konusunda ve özellikle teröre destek verenlere yönelik sessiz kalmayı ya da
kimsenin duymasını istemedikleri bir tonda tepki verenlerin bir anda aslan
kesilip kelle istemeye kalkışmaları yasalar değişse de bazı çevrelerin
zihniyetinde hiçbir değişikliğin olmadığını gösterdi.
Diyebiliriz ki, teröre destek verenlere reva görülmeyen
tepki, Yeni anayasada laiklik olmamalı ya da Laikliğin tarifinin yapılması
gerekir şeklinde kişisel düşüncelerini açıklayan Meclis Başkanı nın linçe
kalkışılması ülkemizde düşünce ve inanç özgürlüğünün önündeki engellerin
adresini tarif ediyordu.
Yazımın başında ülkemizde laiklik anlayışının yıllardan
beri tartışıldığına dikkat çekmiş, bu hususta çok canların yandığını, sırf
düşüncesini ifade etti diye pek çok inanan insanın tepesinde TCK nın 163.
maddesinin Demokles in kılıcı gibi sallandırıldığını belirtmiştim. Bir başka kesimin
tepesinde de TCK nın 141 ve 142. maddelerinin aynı işlevi gördüğünü hatırlatmak
isterim. Uzun yıllar boyunca verilen mücadele sonunda söz konusu maddeler
kaldırılmış olmasına rağmen bir arpa boyu yol alınamamış olmasına üzülmemek
mümkün değil. Anayasalarda laikliğin net bir tarifinin yapılmamış olması
sebebiyle geçmişte laikliğe aykırı söz ve eylem sebebiyle yargı mensuplarının
kişisel yorumlarına bağlı olarak insanlar içeri atıldı. Bu sebeple rahmetli
Erbakan Hocam da uzun yıllar meydanlarda laikliğin bir tarifinin yapılması
gerektiğini savunmuştu. Haklılığı bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Dolayısıyla
bugün Meclis Başkanı nın laikliğin tarifinin yapılmasını istemesi karşısında
bir kısım çevrelerin böylesine öfkeye kapılmasını, ülke elden gidiyormuş gibi
bir hava estirmelerinin anlamı yoktur. Olsa olsa iç politikada söyleyecek
fazlaca sözü olmayanlar malzeme bulmuş olmanın heyecanına kapılmış olabilirler.
Geçmişte laiklik kimi zaman din düşmanlığı, dindarları
sindirme malzemesi olarak kullanıldı. Gelinen noktada böyle bir konunun
gündemden düşmüş olması gerekirken kutsal değerlere karşı yapılan bir takım
saldırılar karşısında sesleri çıkmayanların birdenbire tepki vermeleri ister
istemez bu ülkede hâlâ inanç özgürlüğü konusunda bir mutabakat sağlanamadığını
akla getiriyor. Bir başka ifadeyle bazıları kendi anlayışlarına sonuna kadar
özgürlük isterken başkalarının düşünce ve inancına sınırlanma getirmeye bir
sakınca görmüyorlar. Bu durum geçmişte inanmayanlara özgürlük sağlarken
inananları sürekli korkutma, sindirme vasıtası olarak kullanıldı. Bunun için
diyorum ki, her kim samimi olarak bu ülkede düşünce ve inanç özgürlüğünden yana
ise bir takım kutsallaştırdıkları kavramların arkasına sığınmaktan
vazgeçmelidirler. Çünkü bana düşünce ve inanç özgürlüğünü çok görenlere ben
niçin aynı haklar konusunda onlarla birlikte olayım. Bu bakımdan birlikte
yaşamının ilk şartı farklılıklara tahammüldür. Bu ise bu tür sopaların çağ dışı
ilan edilmesi ile gerçekleşir.
Sayın Kahraman gelen tepkilerin ardından şahsi düşüncesini
ifade ettiğini ve özelliklede laikliğin tarifinin yapılması gerektiğini
söylediğini belirtti. İster laiklik yeni anayasada olmamalı, ister laikliğin
tarifi yapılsın demiş olsun böylesine bir linç kampanyasını hak etmiyor, bu
kampanyada yer alanları da haklı göstermiyor. Niçin tarif yapılmasından bu
kadar korkuluyor Bu arada AK Parti sözcülerinin birbiri ardına, Metnimizde
laiklik var , AK Parti laiklikte nettir gibi açıklamalar yapma gereğini niçin
duymuşlardır onu anlamak da zor. Bu açıklamalar ile muhalefet ile aynı noktada
buluştuklarını sanıyorum görememişler.