Lafa bak, hizaya gel:
"Hayır diyoruz ama, karşı değiliz"
Sisteme siyaset dışı müdahalelere karşı olmakla, bunu gönülden benimsemek farklı şeylerdir. Egemenliğin millete ait olduğunu söylemekle bunun hayata geçirilmesi de çok farklıdır. Çünkü, bu memlekette "Cumhuriyeti biz kurduk biz koruyacağız" iddiasını sık sık dile getirenler, kendilerinden başkasını da Cumhuriyet düşmanı ilan etmeyi marifet bilenler öylesine çarpık bir söylem ve uygulama sergiliyorlarki anlamak mümkün değil. Bunlar gerçekten Cumhuriyet ve demokrasiye sahip mi çıkıyorlar yoksa işlerine gelmediği zaman yiyebilecekleri bir ekmek gibi mi telakki ediyorlar Söz gelimi şu cümleleri biraz düşünelim:
"Demokrasi kimsenin babasının malı değil. Demokrasiyi, Cumhuriyeti tahrip etmek için kullanırsanız ülkenin dengesini bozarsınız. Parlamentoda 3te 2 değil, 4te 3 çoğunluğun olsa bile uzlaşmak zorundasın."
Bu sözlerin anlamı millet iredesi beni fazlaca ilgilendirmez demek değil midir Millet iradesinin devre dışı bırakıldığı bir cumhuriyet nasıl bir cumhuriyettir Ülke yönetiminin 4te birlik azınlığa teslim edilmesi mi dengedir
Belli ki birilerinin kurduklarını ileri sürdükleri Cumhuriyette dengeleri kurmak durumunda olan millet değil. Kendilerini milletin üzerinde ve önünde gören kişilerdir. Bunlar kendilerine göre bir denge tarifi geliştirip milletin de buna uygun davranmasını istiyorlar. Sadece istemekle de kalmıyor, millet cumhuriyeti kurduklarını ileri sürenlerin istedikleri biçimde bir denge oluşturmazsa istenen sonucun sağlanması için zorlanabilir hatta cezalandırılabilir.
Elbette böyle demokrasi olmaz, demokrasisi olmayan cumhuriyet ise cumhuriyet olmaktan çıkar.
Diyelim ki, bu ülkede bazı çevreler kendilerine özel görevler biçmişlerdir. Olabilir. Bu biçilen görevlerin yerine getirilmesinde zaman zaman sistem askıya alınabiliyor, demokrasi rafa kaldırılabiliyor. İyi de varlıklarını demokrasiye borçlu olan siyasi partilerin bazıları ile siyasilerin bir bölümü nasıl oluyorda bu milletin cezalandırılmasında ve demokrasinin askıya alınmasında yardımcı görev üstlenebiliyorlar Bunun mantığı olabilir mi Böyle bir uygulama ve mantık dünyanın bir başka ülkesinde var mıdır
Lafı uzatmanın anlamı yok..
Bu ülkede yaşanan manzarayı bir siyasi parti genel başkan yardımcısının şu sözleri ile özetlemek istiyorum:
"ABye hayır diyoruz; ama karşı değiliz"
Ne demekse "Karşı değiliz ama hayır diyoruz."
Olay sadece Türkiyenin Avrupa Birliğine girmesi ile ilgili de değil. Yukarıya aktardığım sözdeki çelişkinin benzeri hayatımızın her noktasında sergilenebiliyor.
Yukarıdan beri izaha çalıştığım manzarının yukarıdaki söze benzer şekilde ifade edilmesi, "Demokrasiye karşı değiliz ama hayır diyoruz" anlamına gelmiyor mu
Bir şeye hayır deyip sonra karşı olmamak nasıl oluyor Hem hayır deyip hem de karşı olmamanın mantığı olabilir mi Ülkemizde siyaset böylesine mantıksızlık üzerine mi bina edilmiştir
Bir başka cümle de Başbakandan:
"22 Tummuzda sandıktan A veya B partisi değil, istikrar çıkmalı"
Belli ki Başbakanın istikrardan kastı tek parti iktidarı. İyi de 4.5 yıldır tek başlarına iktidar değiller mi İstikrar kendi dönemlerinde yerini istikrarsızlığa bırakmadı mı Millet koalisyon istediğini ortaya koyarsa istikrarsızlık mı istemiş olacak
Kaldı ki istikar nedir Bunun açık bir tarifini yapsalar da millet de öğrense. Çeşitli ülkelerde koalisyon hükümetleri iş başında bulunuyor. Yıllardan beri de bulundu. Bu ülkelerde ille de istikrar diye tarifi yapılmamış bir kavramın peşine mi düşülüyor Ama sıra bize gelince birtakım çevreler sistemin kurallarını bir kenara itiyor, işlemez hale getiriyor ve neticede ortaya bir istikrarsızlık çıkartıyorlar, ondan sonra da istikrardan söz ediyorlar.
Denebilir ki, "İstikrara hayır diyoruz; ama karşı değiliz" gibi bir mantık ortaya çıkıyor.
Ya da seçimler istediğimiz sonucu verirse yaşasın istikrar, vermezse yaşasın istikrarsızlık.
Sanıyorum ülkemizin esas sorunu da bu kafalardaki karışıklık ve çifte standart.