Yukarıdaki başlık “Anteplice”. Bizim burada, sohbete başlarken “La yorum”; “Huy, mizaç, hal, tavır”a da “tabaat” denir. Antep’te meşhur bir tatlıcı var. “Abdo Usta”. Bu tatlıcının bir özelliği de duvarını halk şairlerinin şiirleriyle süslemesi. Bunlardan birini not etmiştim. Başlık, “Binan (bir kere) Sevdim Seni”. Şiir şöyle: “Binan sevdim seni / Keşke sevmez olaydım / La yorum aşkın gudurtdu beni / Tabaatini anlayamadım.
“Bıldır sen beyle miydin / Bir gurşun gibi börgümü deldin / Hanan binan dagıla şeyle / Tabaatini anlayamadım.
“Arişin (asma) dalında bülbül öter mi? / Tağadan (pencereden) yel geçer mi? / İnsan sevdiğine beyle eder mi? / Tabaatini anlayamadım.”
Bir âşık hislerini böyle ifade etmiş. Nereden kafama takıldıysa takıldı, bilhassa siyasilerin tavırlarını gördükçe zihnime bir anda bu şiir gelmekte. Bilhassa da “tabaatini anlayamadım” sözleri… Daha dün birbirine demediklerini bırakmayanlar, bir bakmışsınız can ciğer kuzu sarması olmuş. De gel de, “La yorum tabaatini anlayamadım” deme!.. Gerçi bir siyaset üstadı bizlere bu tarz “tabaatı” anlama dersini vermişti: “Dün dündür, bugün bugündür” diyerek…
Ülkenin idarecileri itiraf ediyor: “Uyap konusunda oyuna geldik!”, “Obama bizi defalarca aldattı!” İyi de bu kanmanın, kandırılmanın bir bedeli yok mu? İnanın tabaatinizi anlayamadık… Şu AB ile ABD ile münasebetlere bakın. Referandum öncesi neredeyse AB ülkelerinin tamamıyla kanlı bıçaklı olundu. Birçok ülke bize karşı “küstah” denilecek tavır takındı. Hatta koskoca bakanı bile ülkeye sokmadılar. Hâl böyle iken bir başka bakan kalkmış, “AB hâlâ ilham kaynağımızdır” diyor. Bir başka bakan, AB ile işbirliğine devam edeceğimizi söylüyor. İnanın tabaatinizi anlayamadık!..
Ya şu Amerika’nın yaptıkları? Bir papazı (gerçekte ajanların ağababası) bahane ederek ülkemizi tehdit etmeleri, terör örgütlerine alenen destek vermeleri ve daha neler neler… Bu ülkenin yaptıklarını sıralamaya kalksak destan olur. Bizimkiler de altta kalmıyor, saydırıyor da saydırıyor. Onlar saydırdıkça biz Muhammed Ali’nin maçlarındaki gibi heyecanlanıyoruz. Ama bir bakmışsınız değişik açıklamalar peş peşe gelivermiş. “ABD bizim müttefikimizdir. Stratejik ortağımızdır. İlişkileri geliştireceğiz!” diye… Aynı durum NATO için de geçerli. Adamlar bir tatbikatta alenen küstahlık örneği sergileyerek Sayın Cumhurbaşkanı’nın posterini hedefe yerleştirmişler. Bunun üzerine de bir bardak soğuk su içtik. La yorum, inanın tabaatinizi anlayamadık!...
Adamlar parasını verdiğimiz uçakları vermiyor ve bunu kanun altına alıyor. Bizim için olmaz lafları söylüyorlar. Daha ne yapsınlar! Geçmişte de benzer hareketler yapmışlardı da ağızlarının payını almışlardı. Kıbrıs harekâtında ordumuzun kazandığı zafer üzerine ülkemize ambargo koymuşlardı. Bunun üzerine zamanın hükümeti de ülkemizdeki Amerikan üslerini kapattığını açıklamıştı.
Biz, Abdo ustanın mekânına asılı şiiri yazan âşık kadar saf insanlarız. Öyle “derin siyasete” aklımız ermez. Halk olarak dobra dobrayız. Sormak hakkımız: “Yahu arkadaş, Allah rızası için söyleyin; biz bu Amerika’dan, AB’den, NATO’dan ne fayda gördük? Bizim onlar için yaptığımız harcamalarla kendi savaş uçaklarımızı, füzelerimizi, hatta uçak gemilerimizi yapardık. Onlar bizden ne istediyse verilmedi mi? Hatta AB uğruna binlerce kanun çıkartıldı. Hem de doku uyuşmazlığı olduğu belli olan kanunlar… Peki, onlar bize ne yaptı? NATO’ya giriş sebebi olan “düşmanlarla” dost olduk. Hatta neredeyse “stratejik ortak” olduk. Peki, o halde hâlâ NATO’da kalmak niye? ABD’nin yaptıkları karşısında şu ocakları söndüren parası dahil, ilişkilere kota koymamak niye?.. Bırakınız kota koymayı, ülkenin en gizli bilgileri, ülke ekonomisinin kontrolü McKinsey isimli Amerikalı danışmanlık şirketine veriliyor. Bir olup bitenlere, bir söylenenlere, bir icraatlara bakıyoruz, kafamız karışıyor. Bizim gibi saf ve masum Anadolu çocuklarının bu “ince siyasete” aklı ermiyor. Biz de ya şair gibi “La yorum tabaatini anlayamadım” ya da bir Yeşilçam filminin repliğinde olduğu gibi “Ağam bizimle eğlenir!” diyoruz.