Dışarısı, dışarıdaki güç odakları, ağız tadımızın bozulması için her yolu deniyorlar. Sıkılan kurşunların gerisinde bu kafalar var.

Bu ülkede, bir vaka olduğunda, birileri üzülüyor, birileri seviniyorsa, umut karanlığa yenilmiş demektir.

Bu ülkede, acı, felaket üst üste geldiğinde, yine bir kesim ellerini ovuşturuyor, bir kesim, sancının dibinde debeleniyorsa, yine hastalıklı bir yapımız var demektir.

Her toplum problemlerle boğuşur, ummadık hadiselere gark olabilir. İçerden ve dışarıdan kuşatmalara muhatap olabilir. Yüzyıl önce, Sevr ile ülkemizi, topraklarımızı işgal eden emperyalistler, hala program plan peşindeler… Bu gerçek ayna gibi karşımızda dururken, safiyane hal ile herkese gülücükler dağıtamayız.

Artık eskisi gibi meydan savaşları yok. Harbin, cenkin şekli şemali değişti.

Ağacın içine bilerek, planlı bir şekilde sokulan böcekler, karıncılar, bizi kemirirken, birileri bu filmi zevkle seyrediyor.

O zaman, hep beraber, elele tutuşmak, gönül gönüle vermek mecburiyetindeyiz.

Yılgınlığa gerek yok. Umutsuzluğa yol açmaya da… Usanç getirmeye de lüzum yok.

Kararlı bir şekilde, bütün terörist faaliyetler karşısında, direnci taze tutmak, umudu çoğaltmak, güneşi hep karşımızda görmek zorundayız.

Nedeni ne olursa olsun… Gerekçesi nereye dayanırsa dayansın, insan öldüren anlayış, kaosu sever, karanlığı sever, belirsizliği bekler… Toplumun içe dönmesini, içe çevrilmesini umar… Bunu amaçlar. Buna karşı, hepimiz aynı çizgiyi, aynı sesi, aynı edayı, aynı hissiyatı ortaya koymalıyız.  Demeliyiz ki, sıkılan her kurşun, hepimize sıkılmış gibidir.

Kime sıkılırsa sıkılsın… Kim öldürülürse öldürülsün, yaralan biziz… Ölen biziz…

Bu toplumda yaşayan herkesin inancı, fikri, yaşantısı hoşumuza gitmeyebilir. Birilerinin duruşunu kerih görebilir, birilerini kendimize yakın hissedebiliriz.

Ölçüleri, yaşam tarzı, stili bize uymuyor diye insan öldürmek, bu milletin istikbalini, geleceğini karartmaktır. 

İnancına, fikrine, kendine güvenen insanlar, topluluklar, meşru zeminde, insani ve islami hal ile kendilerini ifade etmede beis görmezler… Her platformda, düşüncelerini açıklamaktan haz duyarlar.

Terör, anarşizmi, bulanık havayı, dumanı çoğaltarak, zihinlerimizi bulandırır, sonra da, sokakları tedirgin eder, yaşam alanlarını kısıtlar… Sonra da, dünyayı insanlara hapishane yapar..

Bunların bu emellerini kursaklarında bırakmak için, bir ve beraberce, aynı anda nefes almalı, aynı düzlemde yekvücut olabilmeliyiz.

Terörün panzehiri, birlik ve beraberliğin kararlılığıdır, cesaretidir. Farklı siyasi ve sosyal görüşü olan topluluklar, kaos karşısında, teşviş karşısında aynı duruşu sergilediklerinde, aynı tepkiyi verdiklerinde… Bana ne demediklerinde, biz huzura koşacağız… Onlar yenilecek.

Türkiye, farklı bir süreç yaşamaktadır.

Delik deşik edilmiş sınırlarımız… İçimize atılmak istenen ateş topları… Batının ikiyüzlü politikaları, kendi ellerimizle yaptığımız yanlışlar, bizi yine de beraber hareket etmekten alıkoymamalı.

Bizim gibi düşünmeyen, inanmayan insana sıkılan kurşunlar bize de sıkılmış gibidir, dediğimiz an, terörizm yenilir, sınırlarımız içinde hayat bulamaz.