Firavun, kendi zulüm saltanatını rahatlıkla devam ettirebilmesi için İsrailoğulları’nı parçalara ayırmıştı.

Onlar da bu durumdan memnun ve birbirleriyle çatışarak Firavun’a karşı direnememe mahcubiyetini birbirlerini yıpratarak gideriyorlardı.

Rabbimiz, biz bu duruma düşmekten alıkoymak için şöyle haber veriyor:

“Şüphesiz Firavun, yeryüzünde büyüklük tasladı ve ülke halkından bir gurubu zayıflatmak için onları gurup/kastlara ayırdı. Onların (İsrailoğulları’nın) erkek çocuklarını öldürüyor, kızlarını sağ bırakıyordu. Şüphesiz o bozgunculardandı” (Kasas Suresi, ayet: 28/4).

Kralın uleması, kralın yanından 25 yıl öncesinde ayrılmaya başlamıştı.

Krala uygun tefsir, hadis, fıkıh yorumları yapmayanlara, kral kapıları açılmayınca onlar durumun ne getireceğini bildiklerinden, “Severek ayrılalım” diyerek, gönülden gelmeyen, “Hoşça kal” vedalarıyla yurt dışında kalacak yer aramaya başlamışlardı.

O günlerde âlimlere, “Vahhabiliğe uyum sağlamama” damgası vuruluyordu bu günlerde, “ Amerika ’ya diş bileme” suçlaması gündemde.

Bunu doğrudan söylemiyorlar. “ DEAŞ ’cı” suçlamasıyla, “Onlara destek veriyor” iftirasıyla etkisiz hale getirdiklerini zannediyorlar.

Işık nerede olursa olsun ışık verir.

İslam âleminde halkını doğru yolda tutmaya çalışan ulemanın yıpratılması hareketi bölgesel olarak hep vardı ama son 25 yıldır bütün dünyada, aynı anda hızlı bir şekilde devam ediyor.

Zarar verebilirler mi? Hayır.

Bu “hayır” sözünü ben söylemiyorum. Rabbimiz:

“Size bir iyilik dokunsa onları (kâfirleri) tasalandırır. Size bir kötülük dokunsa onunla neşelenirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız onların hilesi hiçbir şeyle size zarar veremez. Şüphesiz Allah yaptıklarını kuşatmıştır” buyurur. (Al-i İmran Suresi, ayet: 3/120).

Canımızı alsalar, şehit makamına yükseltirler.

Malımızı alsalar, yükümüzü hafifletirler, bir yere çakılıp kalıp, mal bekçisi olup, kokmamızı engellerler.

Kandili, nereye asarsanız orayı aydınlatır.

Ama din düşmanlarının hedefi, âlimler de değil.

Onlar, İslam düşmanlığı yapıyorlar.

İslam’ı da âlimler ayakta tuttuğuna göre onların dillerinin kısılması gerekir.

Ağzını parayla doldurup konuşamaz hale gelecekler var.

Makam ve şöhretle susturulanlar var.

Cennetin bir gülünü bütün dünyaya değişmeyenleri de Bangladeş’te olduğu gibi, “1970 yılında sen suç işlemiştin” diye asıyorlar.

Yemen ’de Sünni âlimi Şii kılıklı kişinin kurşunuyla, Şii âlimi Sünni kılıklı adamın kurşunuyla yok ediyorlar.

Başarılı olurlar mı?

Firavun, Nemrut, Hülagu… Kâfirleri başarılı olamamış da bunlar mı başarılı olacaklar…