Soru: Kurbanın hükmü ve dini kaynağı nedir

Cevab: Bismillâhirrahmanirrahim.

Yüce dinimizin fakir komşuyla zengin komşu arasındaki

dengeyi sağlayan ve sosyal adaletin gerçekleşmesine dayanak olan vecibelerden

biri olan Kurban, hicretin ikinci yılında Müslümanlara meşru kılınmıştır.

Kurban, mali ibadetlerden birisidir. Bu, Cenab-ı Hakk ın ihsan buyurduğu

varlığa karşı bir şükran borcudur. Meşruiyeti yani dinî dayanağı: Kur an-ı

Kerim, Hadis-i Şerif ve İcma-i Ümmet ile sabittir.

Kurban ın meşru kılınmış bir ibadet olduğuna dair

Kur an-ı Kerim de deliller bulunmaktadır. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

  Rabbin için namaz

kıl ve nahr yap, kurban kes!  

Tercih edilen bir tefsire göre; ayet-i kerimede geçen

namazdan maksat: Bayram namazı, nahrdan da maksat: Kurban kesmektir. Yukarıda

zikrettiğimiz Saffat Sûresi:107.Ayet-i kerimesinde; Hz. İbrahim (A.S.)ın oğlu

Hz. İsmail (A.S.)ın yerine bir koçun, ALLAH tarafından kendilerine fidye,

kurban olarak verildiği açıkça bildirilmektedir. Ayrıca diğer bazı ayet-i

kerimelerde de kurban ibadeti ile ilgili hususlar mevcuttur. Cenab-ı Hak şöyle

buyuruyor:

Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksula

yedirin!  

  Biz, her ümmete,

Kurban kesmeye uygun hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz

üzerine ALLAH Teâlânın adını ansınlar diye kurban kesmeyi gerekli kıldık.

İmdi, İlâhınız, bir tek İlâhtır. Öyle ise, Ona teslim olun. Ey Muhammed! O

ihlaslı ve mütevazi insanları müjdele!  

  Biz büyük baş

hayvanları da sizin için ALLAH Teâlâ nın dininin işaretlerinden, kurban kıldık.

Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken

üzerlerine ALLAH Teâlâ nın ismini anınız ve kurban ediniz. Yan üstü yere

düştüklerinde ise, artık canı çıktığında onlardan hem kendiniz yiyin, hem de

ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz,

şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik.  

  Onların ne etleri

ne de kanları ALLAH Teâlâya ulaşır; fakat Ona sadece sizin takvânız

ulaşır.  

Bu ayet-i kerimelerde zikredilen hayvan kesiminin, et

ihtiyacı temini için kesilen hayvanlar olmadığı, bunların ibadet amaçlı birer

uygulama oldukları gayet açıktır. Et ve kanların ALLAH Teâlâya

ulaşamayacağının, asıl olanın ihlas ve takva olduğunun bizzat ayet-i kerimenin

metninde yer alması bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Görülüyor ki: Kurban ibadetinin dini delillerinin

Kur an-ı Kerim de bulunmadığını iddia etmek ve ALLAH Teâlâ nın bu çeşit bir

emrinin olmadığını ileri sürmek tamamen yanlıştır.

Kurban ibadeti hicretin ikinci yılında eda edilmeye

başlanmış ve Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de, kurbanı bir ibadet olarak

kabul etmiş ve bizzat kendisi de on yıla yakın bir süre hep kurban, udhiyye

kesmiştir, hiç terk etmemiştir.

Ebu Bekre (R.A.) den rivayete göre: Resûlullah (S.A.V.)

Efendimiz hutbe okudu ve minberden indikten sonra iki koç getirterek

kesti. 

Enes b. Malik (R.A.) diyor ki: Hz.Peygamber (S.A.V.)

Efendimiz, iki alaca semiz koç kurban kesti. Ayağını yanlarına

basarak: Bismillah deyip, tekbir aldığını gördüm. Sonra onları kendi elleriyle

kesti. 

Cabir b. Abdullah (R.A.) şöyle demiştir: Resûlullah

(S.A.V.) Efendimiz ile beraber açık hava namazgahında kurban bayramı namazında

bulundum. Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimiz hutbesini bitirince minberinden indi

ve bir koç getirdi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, o koçu kendi eliyle kesti ve

keserken:

Bismillah! Vellahü ekber! Bu koç, benim ve ümmetimden

kurban kesemeyenler içindir! buyurdu.