Yahudi askerleri Filistinlileri yok sayıyor. Evleri, camileri, halkın alış veriş yaptığı mekânları ateşe veriyor, kadın erkek yaşlı çocuk demeden öldürüyor. Filistin halkının yaşam alanlarını daraltıyor, ölüm kusan silahları şiddet saçıyor. Burada ne çocuklar çocuk gibi ne de gençler genç gibi yaşayabiliyorlar. Filistin halkı ölümün korkusunu her an burunlarında hissediyorlar.

Yahudi askerleri camiye postallarıyla girip, minbere çıkıyor ve cemaate saldırarak Filistinlileri yaralıyor, tehditler savuruyor. Kutsallarımızı ayaklar altına alıyor, inançlarımızla dalga geçiyorlar. Mescidi Aksa ile inananların bağlarını koparmak istiyorlar.

Mescidi Aksa ilk kıblemiz olması hasebiyle Müslümanların hayatında önemli bir yere sahiptir. Bu yönüyle Kudüs sadece İslam tarihinin ve insanlık tarihinin ilk kıblegâhı değil, İslam tarihinin merkezi durumundadır. Fakat tarihimizin dinamiklerinden olması hasebiyle öteden beri Siyonistlerin hedefi haline gelmiştir. 2014 yılında İsrail askerleri Mescidi Aksa’yı bastılar ve Filistinlere saldırdılar. Bu saldırıda Mescidi Aksa büyük hasar gördü, hatta kapıları camları kırıldı, tahribata uğradı. Siyonistler bu saldırılara ara vermeden devam ediyorlar. Fakat hayatımızın kalbi ve ilk kıblemiz Mescidi Aksa saldırılara uğrarken, İslam toplumlarının liderleri sessizce seyrediyorlar. Müslüman halkları tepkilerini ortaya koyarken, liderler siyasi hesapları uğruna bu saldırılara kayda değer bir tepki dahi veremiyorlar. Söz konusu saldırılar herhangi bir kilise ya da sinagoga yapılmış olsaydı, halkı, siyasetçisi ve sanatçısıyla bütün batı ayağa kalkardı. Fakat bizim mahallede ölüm ve işgaller devam ederken toplumun önderliğini yapan söz sahibi kimseler kıllarını dahi kıpırdatmıyorlar.

Mescidi Aksa ilk kıblemiz, kalbimizin attığı noktadır. Hz. Peygamber ve Ashabı 17 ay yüzleri buraya dönük olarak namaz kılmışlardır. Hz. Peygamberin miraç olayı Mekke’den Kudüs’e manevi bir yolculukla gerçekleşmiştir. Bu nedenle Mescidi Aksa sadece Filistinlilerin değil bütün Müslümanların meselesidir.

Yaşanan işgal, savaş ve ölümlerin son bulması için öncelikle İslam toplumlarının idareciliğine soyunmuş liderlerin bedel ödemeleri gerekir. Onlar çıkar hesaplarından vazgeçip, kendi menfaatlerini değil toplumun menfaatlerini merkeze almalı ve kardeşlik ruhunu yeniden canlandırmalıdırlar. Yoksa namaz kılıyoruz kalbimiz de temiz demekle sorumluluktan kurtulamazlar.