x, q, w harflerindeki yasakların kalkmasına muhalefetini, gazetecilerin bizim okumamız için yazdıkları haberlere göre, W’nin, tuvalet kapılarında mecburi ikametine dikkat çekerek göstermiş Sayın Kılıçdaroğlu.“Ben merak ediyorum, ya bu Başbakan tuvalete hiç gitmedi mi Tuvaletlerin kapısında W yazar zaten.”Neden sadece W üzerinde durmuş Sayın Kılıçdaroğlu İlkokulda okurken bütün defterlerin arkasındaki çarpım tablosunda çok çok X vardı; bu Başbakan ilkokula da mı gitmedi Diyebilirdi.Q harfini konuşmamasını elbette, biz de tabii karşılarız. Kuyruklu O diye söze başlamayacağının garantisi yok zira.Neden sadece W üzerinde durmasını sormuştuk. Sebepsiz olmasa gerek. Bizim de bir bildiğimiz olmalı. İşte onu anlatıyoruz.Kılıçdaroğlu’nun çocukluk yılları...

Şehir pazarına gittiği bir gün babası, onu da götürür yanında. Şehir görsün, gördüklerini öğrensin hesabı.

Bazen babasının ardında, bazen ceketinin kenarını tutarak dolaşıp durmuş çarşıyı küçük Kemal.

Her gördüğünü de soruyor. O kadar meraklı ki...

– Bu adam niye orda öyle duruyor, baba

– O heykel çocuğum. Demirden yapmışlar, orda öyle dursun diye...

Üzümü, elmayı, armudu, şeftaliyi, muzu hatta ananası, kiviyi de sorup öğrendiğini, şehir pazarı gününde, tarihçiler yazmışlardı sonraları...

Nasıl olmuşsa o gün, babasının yolu şehrin beyazlar mahallesine de düşer. Peşine düşen Küçük Kemal’in şaşkınlığını gidermek yine babasına düşmüştür.

– Buranın belediyesi var oğlum. Yani belediye buraya bakar, buraya baksın diye var!

Beyazların mahallesine çok mu imrenmiştir küçük Kemal Kimse bilmez ama, bunu babasına sorduğunu yine tarihçiler yazmışlardır.

– Biz de burada oturalım mı baba

Yahut;

– Biz neden burada oturmuyoruz, baba Şeklinde imiş sorusu.

Renk farkını nasıl anlatsın küçük Kemal’e babası Yine de aşkını, şevkini kırmak istememiştir.

– Belki sen Kemal’im, onlar gibi olduğunda, oturursun böyle beyaz mahallelerinde.

Babasının bu açıklamasının küçük Kemal’in zihninde çok yer tuttuğuna, ona harfleri öğretmeye kalkan öğretmeni çok tanık olmuştur diyor tarihçiler.

A’yı, B’yi öğretme gayretindeki öğretmene hep sorarmış küçük Kemal:

– Ben nasıl beyaz olacağım

Şehir gezmesini bilmiyor ki öğretmen bey; sonra sonra deyip geçiştiriyormuş Kemal’i.

Hatta bir gün, harflerin hepsinin bellendiği bir günde, tahtaya W harfini yazarak, bu harf niye yok alfabede, sorusuna küçük Kemal’in, öyle şaşırmış ki öğretmen bey, tayinini istemiş ertesi gün. Bu yasak bilmez çocuk yüzünden hapislerde çürümek istemediğinden...

Arkadaşlarının, Kemal bizden bir harf fazla biliyor şaşkınlığını önemsemeyen tarihçiler, notlarında hep o şehrin beyazlar mahallesini gezmelerine vurgu yapıyorlar. Kemal’in farkı o gün ortaya çıkmıştı, diyorlar.

Ne olmuştu o gün Küçük Kemal babasının ceketini tutup gezerlerken...

İnsanların girip çıktığı bir yer gördüğünde sormuştu: Burası neresidir Herkes buraya niye girip, çıkıyor

Daha önceki meraklı sorularına, burası aşçı dükkanıdır, yani lokantadır; insanlar karınlarını burada doyururlar. Burası da bir bakkal dükkanıdır; çay, şeker, sigara gibi şeyler satarlar. Burası mı Burası, burası karakol binasıdır. İnsanlar girer, çıkarlar.

Babasının zorlandığı bayağı bellidir, küçük Kemal’in karakolun önüne geldiklerinde sorduğu sorular karşısında. Hatta burada ne yerler, sorusunu kimi tarihçiler duymadığını, kimi tarihçiler duymazdan geldiğini yazmışlardır. Çünkü o baba, kayıtlara göre “sağır” yılların çocuğudur.

Sorularından birine babasının cevabının olmamasını “hoşgörü” ile karşılar küçük kemal. Ne de olsa o da köylü, diye geçirir içinden.

Lakin bir başka gördüğü yer için mutlak cevap istediğini babasından, yalnız tarihçiler değil, bütün o şehirli bilmektedir.

– Burası neresidir baba Kapısında yazan o yazılar nedir

Küçük Kemal’in sorduğu yer, beyazlar mahallesindeki bir şehir tuvaletidir ve kapısında WC yazmaktadır.

Baba bu bildiklerini, ki askerlik yapmış adam, nasıl anlatsın oğluna Özellikle o yazı diye sorduklarını.

Burası ihtiyaç giderme yeridir, heladır. Hani köyde avludan sonraki alanlar. (Bizim köye çok benziyormuş onların köyleri de...) O yazılar mı O yazılar, o yazılar...

Çocuk küçük, çocuk kendi çocuğu. Bir cevabı olmalı babanın. Kemal’in babasının da vardır.

– Hani öyle oturursun ya ihtiyacın için... Yani işte öyle oturulduğunu anlatıyor o harf. İnsan öyle olur diyor...

Babanın zorlana zorlana yaptığı bu tarif, W harfini anlatan ve literatürlere geçen en iyi tariftir diyor tarihçiler.

Küçük Kemal babasının o tarifini kafasında canlandırdığında meseleyi anlamış ve ikinci harfi sormamıştır.

İkinci harfin ne olmasını sormamasını küçük Kemal’in, tarihçiler zeki çocuk olmasına bağlamışlardır.

W harfini işte o çocukluk yıllarında bilen Sayın Kılıçdaroğlu, elbette yasak kaldırdığını iddia eden bir Başbakana, yaşadıklarını ve gördüklerini tanık tutarak ve hatta yer göstererek muhalefet edecekti.

Bunu, bağzı beyaz mahallelilerin anlamamasını hoş görmek, kabul edilir olmadığından tarafımızca, iş bu yazı, böyle yazılmıştır, efendim.

İhtilale Kadar Savaş

 

Öyle bir savcı atandı ki; ateş, ateş diye ünlendirilmiş emeklinin CHP’ye katılmasını yedi kelime ile duyurmuş bu ülke insanlarına kartel medyası. Sadece yedi kelime ve bir küçük resim...

“KILIÇDAROĞLU, CHP’ye katılan Vural Savaş’a rozet taktı.”

CHP’nin Gezi olaylarına destek eyleminden sonra lafı edilecek tek icraatı bu olmalı.

Vural Savaş’a CHP’nin ihtiyacının olması, ya da Vural Savaş’ı CHP’de görmek isteyen partililer...

Zihin olarak, fikir olarak, yorum olarak, icraat olarak ve Egesel’in gömleğini giymiş biri olarak CHP’ye yakınlığını sürekli göstermiş Vural Savaş’ın bu fedakarlığını, yani resmen CHP’li olma fedakarlığını, kartel medyası neden fazla önemsemedi Anlamak zor!

Halbuki CHP’nin Vural Savaş’a çok ihtiyacı var. Ki o Vural Savaş, CHP sayesinde Meclis’e girerse bir gün, (Allah o günleri bu millete göstermesin, amin!) Meclis bahçesinde asılacak beş, on milletvekilinden biri olma korkusu taşıyan iktidar partisi milletvekillerinin, geçmişteki AP milletvekillerine benzemesi, onlar gibi olması çok kolay olacaktır.

Çünkü o Vural Savaş, partiler kapattırdıktan sonra AYM’lerde, ihtilal meraklısı bir generalle bir olup milleti aydınlatma ve yola getirme turuna çıktığında, bir vilayet merkezinde kendisini alkışlayan kalabalığa, “Asacaksın beş, on tanesini Meclis bahçesinde...” diyerek yol göstermiş o Vural Savaş’tır.

İktidar partisi eksik veya çok eksik demokrasi paketleriyle tv programlarına çıkarken, elbette ana muhalefet partisi de Yassıada günlerinin özlemini yansıtacaktı muhalefetine. Bu da en iyi Vural Savaş’la olurdu.

Olmaz, olmaz demeyin!

Bakarsınız Vural Savaş, CHP’nin yeni Hasan Saka’sı olur ve bir ihtilal gününde ölürken, onun Milli Şef’e söylediklerini, o da Kemal Kılıçdaroğlu’na söyler, son sözleri olarak.

– Bana rozet taktın. Sana minnettarım. Öbür tarafta da sana saygılı olacağım. Beş, on tanesini değil, hepsini astır bunların.

CHP’nin geldiği nokta bu!

Ya da hiç uzaklaşmadığı nokta..

Reform vardı da almadık mı

 

- Yavrum Mesut neredesin Binaenaleyh memlekette reform yapılıyormuş, haberin var mı Yapılacak bir reform mu kalmıştı

- Ben de reformların peşindeyim the şapgalı Baba. Romanlara okul açılıyor yahu.

- Kayıt mı yaptırıyorsun yavrum Mesut. Binaenaleyh Romanlara okul açmak reform olsaydı, biz fevkalade yapardık.

- Sadece o değil the şapgalı Baba. Bunlar Kürtçe özel okullar da açtırıyor yahu.

- Oraya da mı gideceksin yavrum Mesut Binaenaleyh kartel patronunun ziyaretine Türkçe yetmiyor mu Kürtçe okul açmayı reform saymak fevkalade yanlıştır, hatadır, günahtır.

-Yani sen reform sayılmadan mı açılsın diyorsun yahu.

- Benim ne diyeceğimi kim sordu yavrum Mesut. Binaenaleyh kaldırılan benim andım.

- Yine kimi andınız the şapgalı Baba. Nizamiyeden döndüğünüz günleri mi andınız yahu.

-Şimdi seni öyle bir anarım yavrum Mesut, aleme rüsvay olursun. Binaenaleyh Türküm, doğruyum, çalışkanım diyorum. Sen hâlâ anlamadın mı

- Nerde diyorsun, niçin diyorsun, nasıl diyorsun Nizamiyede mi diyorsun, tankları gördüğünde mi diyorsun. Kızılderili olmak ta suç sayılmayacakmış yahu.

- Burda soruları ben sorarım yavrum Mesut. Binaenaleyh kızılderililer nerede tanklarla gelmek fevkalade yanlıştır, hatadır, günahtır.

- Sen kızılderili oldun, kıpkırmızı oldun yahu.

- Bana laf çaktırma yavrum Mesut. Binaenaleyh kızılderililerin atası da Türktür. Reformlara kızılderililerin dahil edilmemesi fevkalade yanlışt ır, hatadır, günahtır.

Palalı mı, Kılıçdar mı

 

Bir ünlü modacının; Gezi’cilerin, kartel medyasının ve CHP’nin ünlendirerek icraatlarına malzeme yaptıkları “palalı”nın bir CHP katılımlı “kurmaca” olduğunu ifşa etmesi çok yaralamış CHP’lileri ve Sayın Kılıçdaroğlu’nu.

“Moda işine baksın o” diye haykırıyormuş katıldığı her toplantıda.

Hep olduğu gibi yine geç kalmış Kılıçdaroğlu.

Bilinmeyen “palalı” olayını bilinir hale getiren o modacı, Gezi günlerinde senin adamlarının yanında gezici olurken, icraatlarına tanık olurken diyecektin bunları Sayın Kılıçdaroğlu.

“Sen git, moda işine bak”.

Hem hani sen konuşma hürriyetine inanıyordun Sen git şunu yap, sen git bunu yap!..

Ne yani Sevk memuru musun

Arz Ve Tûl

 

Müminler! Yetmez mi parçaladığı,

Masada çizilen her arzın tûlun

Dönün yüzünüzü  artık Kabe’ye,

Çizgiler silinsin, siz de kurtulun!..

Üstünüzde gaflet yorganı mı var

Hamlenizi yapın, kıyama durun;

Batının kirleri taşmış geliyor,

Saf saf dizilin de seli durdurun..  

Otuz

 

Ülkemde yoğun öğrenme yaşları,

Sıfır-beş ila yirmialtı-otuz;

Maneviyatın öğretilmediği,

Yaş gurubumuz, yirmi altı, ot’uz…

Ekrem Şama