İktidar ile cemaat arasındaki kapışma tam anlamıyla bir “kör dövüşüne” dönmüş bulunuyor!

Ve kapışma giderek “aile içi sorun” halini alıyor!

Karı-koca birbirine düşüyor!

Evlat ile ana-baba birbirine düşüyor!

Kardeşler birbirine düşüyor!

Bir taraf iktidarı tutuyor, öteki taraf cemaati!

Ondan sonra da kavga “kaçınılmaz” hale geliyor!

Oğlan anasını, “Körü körüne cemaati tutuyor, destekliyor” diye eleştiriyor!

Anası hemen cevabı yapıştırıyor!

“Onlar da cemaati körü körüne suçluyorlar” diyor!

Evet, iktidar cemaat arasındaki kapışma tam bir “kör dövüşü” halini almış durumda!

Anasını eleştiren oğul da haklı, oğluna cevap veren ana da haklı!

Herkes körü körüne birinin peşine takılıp gidiyor!

Ne cemaatin yanında yer alan niçin orada olduğunun farkında ne de iktidarın yanında saf tutan neden orada olduğunun bilincinde!

Geçmişte onları bir arada tutan bir “Erbakan karşıtlığı” faktörü vardı!

Şimdi o faktörde ortada kalmadı!

Taraflar zamanında bir türlü hak vermedikleri Erbakan’ın ne kadar haklı olduğu şimdilerde anlatıp duruyorlar!

Rahmetli Erbakan tarafların hepsine karşı mesafesini hep korumuş kimseye “körü körüne” düşmanlık etmemişti!

Onları “İslam ortak paydasında” bir arada tutmaya gayret göstermiş ama bu hoşgörülü yaklaşımı bile hüsnü kabul görmemişti!

Bugün birbirlerini “körü körüne” suçlayanlar da, “körü körüne” destekleyenler de rahmetli Erbakan’ı hasretle arar gibi görünüyorlar ama bunda samimi olduklarına hiç inanamıyoruz!

Zira sırf birbirlerini daha açığa düşürebilmek için Erbakan Hocanın söylemlerinden istifade etmeye çalışıyorlar gibi bir halleri var!

“Körü körüne” yapılan bu hesaplaşmanın taraflardan sadece birini vurduğu söylenebilir mi

Her iki taraf da ciddi bir biçimde yara alıyor ve netice itibarıyla bu kör dövüşünden herkes zararla çıkıyor! Ne var ki taraflar hali idrak edebilecek kadar şuurlu görünmüyor!