Bu ülke dünyanın “idare edilmesi en zor” ülkesidir. Niçin Çünkü âdeta dünyanın zembereği hükmündedir. Bu bakımdandır ki tarihin en mühim hâdiseleri bu topraklar üzerinde cereyan etmiş, dünyanın en güçlü devletleri bu topraklara hâkim olmak için zorlu mücâdelelere girişmişlerdir. İşte bu yapısı itibariyledir ki bu ülke idarecilerinin işi basit bir kelime gibi tek “r”li zor değil, zorrrrr…dur.
Hatırlayalım. Daha yirminci yüzyılın başında bu ülke işgal edilmişti. Görünürde birçok ülke vardı, ama gerçekte “işgâlcibaşı” ve üst akıl İngiltere idi. Önceleri gündemde Mondros ve Sevr vardı. Sonradan devreye Lozan girdi. Peki, ondan sonra ne oldu İşte orası muammâ!.. Niçin muammâ Zira o devrenin net ve berrak olarak ortaya çıkmaması için yığınla mevzuat hazırlandı. Dünyada eşi benzeri olmayan 5816 sayılı kânun çıkartıldı. Kişiye özel kânun olur mu Olmaz! Ama bizde var. Bu kanun Demokles’in kılıcı gibi bütün gerçeklerin başı üzerinde sallanıp durmakta. “De hele de!” diye âdeta hışımla hür düşüncenin ve yazmanın gözünün içine bakmakta…
Ülkemizde birçok resmî ve gayr-ı resmî darbe ve yığınla darbe teşebbüsü oldu. Peki, bütün o darbeciler ve başarısız müteşebbisler “muharrik-i bizzat” mı idiler. Başta 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül olmak üzere birçok darbelerde ecnebî parmağı tespit edilmiştir. Adamlar “Lozan”la yetinmemiş, işi sağlama almak için katmerli sigorta sistemleri gibi, dizginleri ellerinde tutmak için akıllara durgunluk verecek sistem kurmuşlar. Bu hâin kumpasa çomak sokmak isteyenleri de türlü yollarla devre dışı bırakmışlar. (Hâdiseleri ve isimleri şöyle gözünüzün önünde canlandırınız. Merhum Erbakan Hocanın başına gelenleri hatırlayınız. Bu gariban millete biraz rahat nefes aldırmış, Bağ-Kur emeklisine yüzde 200, diğer emeklilere yüzde yüz zam vermiş, ülke ve halk menfaatine daha pek çok icraatlar yapmıştı. Ondan sonra neler olduğunu, 28 Şubat’ta nasıl hâin tuzaklar kurulduğunu lütfen hatırlayınız…)
Gerçekte idarecilerin yapması gereken en mühim icraatlardan biri, bu ülkede olup bitenlerin net ve temiz şekilde konuşulmasını sağlamaktır. İdarecilerin makamlarında emniyetli bir şekilde oturup işlerine güçlerine bakmaları da buna bağlıdır. Aksi takdirde diken üstünde oturur gibi oturacaklardır. Korkulu rüya görmektense uyanık durmak evlâdır. Bunun için de “Allah’ım kalmasın şu âlemde hiçbir hakikat nihân [gizli]” deyip hakikatlerin ortaya çıkmasını sağlamak lazımdır. Ne yazık ki mevcut iktidar; tarihimizin en avantajlı iktidarı olmasına, Meclis’te ekseriyeti elinde bulundurmasına ve imkânı olmasına rağmen bu yönde bir adım atmamıştır. Bunun ceremesini yalnızca ülke ve halk çekmez, kendileri de çeker. Herkese yazık olur.
Evvelemirde 5816 sayılı kanun kaldırılmalı, TBMM’de komisyonlar kurularak o devrin mühim icraatları tekrar ele alınıp incelenmelidir. Arşivlerdeki “yasak” kilitleri de açılmalı ve belgeler araştırmacıların istifadesine sunulmalıdır.
Nasıl günümüzde olup bitenler enine boyuna konuşuluyor, tartışılıyor, yazılıyorsa, tek parti devrinde olup bitenler de bütün açıklığıyla yazılmalı, konuşulmalı, tartışılmalı, gerektiğinde muhakeme edilmelidir.
Hür düşüncenin ve gerçeklerin prangalardan kurtulmasını sağlamadıktan sonra havanda su dövmeye devam ederiz.