Cumhurbaşkanı Erdoğan Paralel yapı olarak nitelendirilen

Gülen Cemaati ile ilgili sıkça ihanet vurgusu yapıyor. Hatta bazı yabancı

istihbarat örgütleri ile işbirliği yaptıklarını ileri sürüyor. Bu tür iddialar

sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan a da ait değil. Hükumetin çeşitli isimleri benzer

iddiaları dile getiriyor hatta Gülen in yargılanmak için ABD den iade

edilmesinin istendiği de biliniyor. En azından böyle konuşuluyor. ABD Gülen i

iade eder mi Çünkü ABD istemeseydi Gülen bunca yıldır ve böylesine ağır

ithamlara rağmen ABD de kalamazdı. Bunlar ayrıca üzerinde durulması ve

tartışılması gereken konular. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ın Gülen Grubu

ile ilgili olarak  MOSSAD la işbirliği

yaptılar sözleri Pazar günkü gazetelerin hemen hepsinde yer aldı. Bu sözler

açıkça vatana ihanet suçlaması anlamına geliyor. Bir Cumhurbaşkanının böylesine

ağır bir ithamı gelişigüzel söylemesi beklenemez/ beklenmemeli. Özellikle böyle

bir hükmü vermesi gereken kurum delillere dayanarak yargı olmalıdır. Böyle

olunca da olayı bir takım iddialar sıralayarak ortada bırakmak doğru olmaz.

Bu iddiaların iki türlü sonucu olması gerekir. Birincisi

iç hukuk sistemimiz içinde, bir diğeri ise uluslararası hukuk çerçevesinde yapılması

gerekenler. Özellikle dış hukuk çerçevesinde yapılması gerekenler bazı

devletlerin iddiaları ciddiye almaması ya da duymazdan gelmemesi ile bir kenara

itiliyorsa o zaman diplomatik alanda yapılabilecekler vardır/olmalıdır.

Söz konusu örgüt MOSSAD, hatta CİA ile işbirliği yapmış

ise bunları delile dayandırmak gerekir. Özellik stratejik müttefik olarak

nitelendirilen bir ABD suç ortağı olarak görülüyor ve ilan ediliyor. ABD ikizi

İsrail e yönelik bir takım adımların atılması, en azından ilişkilerimizin

gözden geçirilmesi gereği ortaya çıkar, bir yandan ülkeye ihanet ettiği ileri

sürülen bir kişi ve grubun MOSSAD ve CİA tarafından korunduğu ve

desteklendiğini birinci ağızdan ilan edip sonrada olayları kendi seyrine

bırakırsanız söylenenlerin inandırıcılığı kalmayacağı gibi sistem tartışma

konusu haline gelir. Israrla Başkanlık sisteminin şart olduğu savunulacak,

önümüzdeki seçim kampanyasının ana konusunun yeni anayasa ve başkanlık sistemi

olacağını şimdiden ilan edecek ondan sonra da kendi kanaat ve kararlarlarınızı

gerçek doğrular olarak topluma sunacaksanız böyle bir anlayış ile tek söz

sahibi bir Başkanlık sistemi isteğine bu toplum nasıl sıcak bakacak

Elde gerekli deliller var ise öncelikli olarak İsrail ve

ABD ile ilişkilerin gözden geçirilmesi, hiç olmazsa bundan sonra bu ülkelerin

Türkiye açısından dost olmadıklarının ilan edilmesi gerekir. Kaldı ki; sadece

Gülen konusunda değil, bu ülkenin 30 yıldır PKK terörü ile boğuşmasının

sebebinin de artık MOSSAD ve CİA, ABD ve İsrail ile müttefikleri olduğunu

bilmeyen kalmadı. Böyle olunca da bu ülkelerle ilişkilerin yeniden gözden

geçirilmesi gerekiyor. Bunca ithamın ardından karşı karşıya gelindiğinde

gereğinden fazla samimi görüntüler vermenin anlamı yoktur.