6 Şubat 2023’te deprem felaketini yaşadık. Buna asrın felaketi de denebilir.
Çok can kaybımız, yaralımız, rekor düzeyde mal kaybımız var. Yaralarımızı sarmanın gayretindeyiz. Allah böyle acıları insanlığa bir daha yaşatmasın diye duacıyız.
Böyle günlerde başta komşular olmak üzere, dünya üzerinde bulunan birçok devlet, felaketzedelerin yardımına koşuyor, koştular. Hepsine müteşekkiriz. Onlar nasıl bizim yardımımıza koştularsa biz de onların başına gelmesi muhtemel felaketlerde yardımlarına koşmalıyız, koştuk.
Bu yazımızda komşumuz Suriye’nin başına, geçmiş yıllarda gelmiş bulunan büyük felakette, en yakın komşu ve kardeş olarak bizim yani Türkiye’yi yönetenlerin yapmış olduklarına özeleştiri olarak değinmek istiyoruz.
Fransa’nın eski dışişleri bakanı Roland Dumas, açıklamıştı:
“Amerika ve İngiltere, Suriye devleti hakkında bir proje hazırlamışlar, beni davet edip açıkladılar. Buna göre İsrail’in büyümesinin önünde en büyük engellerden biri olan Suriye devleti pasifleştirilip gücü kırılacak. Bu maksatla bazı operasyonlar yapılacak. Ben bu projeye katılmadım ve yanlış olduğunu ifade ettim.”
Millî Görüş lideri merhum Erbakan Hocamız da buna benzer açıklamaları vurgulu bir şekilde yapmıştı. Demişti ki:
“Büyük İsrail’i kurmak için Suriye’yi parçalamak istiyorlar. Suriye’den sonra da asıl hedefin Türkiye olduğunu anlamamız ve tedbir almamız gerekir.”
Maalesef Suriye’nin başına gelmekte olan bu büyük felaketi önlemek adına yöneticilerimiz hiçbir tedbir almadılar. Tam tersine, bu rezil projenin uygulayıcılarının safında yer aldılar.
Mesela Suriye’de iç savaş çıkarmak isteyen Amerikan, İngiliz ve İsrail ajan provokatörlerinin sınırımızdan rahatça geçebilmelerini sağlamak için “tek devlet oluyoruz” söylemleri ile “vizeleri kaldırma” kararını aldılar.
İç savaş kıvılcımları saçılmaya başladığında ise barış yollarını denemek gerektiğini savunan Millî Görüş’ü ağır suçlamalarla milletin gözünden düşürmenin gayretine girdiler ve ciddi hiçbir girişimde bulunmadılar.
Rezil projeyi uygulamak için Suriye’nin ağır bombardımana tabi tutulmasını engellemek yerine, desteklediler. Hatta “bu bombardıman yetersizdir, daha fazla füze göndermeliler” gibi akıllara ziyan açıklamalar bile yaptılar.
Mesela Suriye’yi çiğnetmek için oluşturulan terör örgütleriyle mücadele edilme bahanesi ile bölgeye gelen Batılı güçleri topraklarımıza kabul edilip, kendilerine üsler verilmesi gibi facialara imza attılar.
Daha nice yanlışlıklar neticesinde komşumuz ve kardeşimiz Suriye halkının başına büyük felaketler geldi. Bir milyon Müslüman öldürüldü, on milyon Müslüman yurdundan çıkarıldı. Çoğu bize sığındı. Denizler Müslüman cesetleri ile doldu. Balıklar Müslüman etine doydu. Bizim yöneticilerimiz büyük bir hata daha işlediler. Yurtlarından koparılan milyonlarca Suriyeli kardeşimizin kendi topraklarında kalmasını temin edecek girişimler yapmak yerine, sınırları tam olarak açarak onların ülkelerinden çıkmalarına destek oldular. Bunu da “muhacirlere destek olan ensarız” gibi bir söylem ile halkımıza kabul ettirdiler. Ekonomimiz dâhil, içeride büyük yaralar aldık.
Netice olarak denebilir ki; biz bu günlerde asrın felaketini yaşarken yardıma gelenlere teşekkür ederiz. Ama maalesef bizim yöneticilerimiz komşumuz ve kardeşimiz Suriye halkının başına gelen felaketlerde doğru yerde durarak, doğru hareket ederek yaraları derinleşmeden sarmaya yardım etmek yerine, çok büyük yanlışlar yaptılar.
Bu yanlışlar esnasında felaketzedelerden elbette beddualar da almış olabiliriz. Bu beddualar da bizdeki felaketlerin oluşmasında ledün ilmi ile ölçülebilecek batıni sebepler arasında var mıdır, yok mudur, sorusunun cevabını rahat veremiyoruz. Endişeliyiz.
TEVBE YA RABBİ!
Ey Rabbimiz, yegâne sığınağımız
Senin merhametindir, basiretindir,
Tevbe edip istiyoruz ki katından;
Bize merhamet indir, basiret indir!