Şiirin, sanatın, edebiyatın, mimarinin kökleri ne kadar derinlere giderse o kadar güç kazanır. Çınar ağacı toprak içinde ne kadar geniş alana kök salmışsa yer üstünde o kadar dal budak salıyor.
A la suresinde bizim imanımızın, amelimizin, tebliğimizin, tezkiye=iç temizliğimizin temelleri Hz. İbrahim in sahifelerine, Hz. Musa nın Tevratı na dayanıyor. Oradan Hz. Adem e kadar varır.
Kökü Hz. Adem e varan bu İslam dininin dalları, dünyaya gelecek son adama kadar varacak demektir.
Birileri batılıların kışkışlamasıyla hayvanların gürültüsüne katılarak İslam ın sonunun geleceği ümidine kapılmasın.
Firavun un saltanatı, Karun un serveti, Haman ın mahareti Hz. Musa ya engel olamamıştır.
Hz. İbrahim i ateşe atacak kadar gözü dönen Nemrut un baskıları İbrahim in dininin bize kadar gelmesine mani olamadı.
Biz yolumuza, İbrahim in, Musa nın, İsa nın Muhammed (S.A.V) in yoluna devam edelim.
Yüce Rabbimizi Kur an okuyarak tesbih edelim. Namazda secdeye vardığımızda Sübhane Rabbiyel A la diyerek tesbih edelim.
Edince ne olacak Diyenlere, "Tesbih etmeyenlerin sonu geliyor. Tarih mezarlığındaki kitabelerini okursan sonu gelenler, kendini yüceltenler olmuştur." Derim.
Firavun halkını toplayıp "Ben sizin en yüce Rabbinizim" dediğinden dolayı Rabbimiz onu denizin dibindeki çamurlarda boğdu. Yüceleceğim derken alçaldı.
Aşık Paşa (1272-1332)
"Herki kendi özün tuttu yüce
Devleti oldu harap uçtan uca"
Buyurur. Selçuklunun yıkılışını, Kur an olan evde ayağını uzatmayan Osman Bey in devletinin yükselişini gören Aşık Paşa bu beyiti söylemiştir.
Çamuru süzerek koyunda ete, ağaçta meyveye dönüştüren Allah bizi başıboş koyuvermemiş. Hayvanlar için yemyeşil otlar yaratmış ama hayvanlardan farklı olmamız için bize yetenek vermiş. Deveden, attan, trene, oradan uçağa geçmişiz. Şeriat kanunlarını anlamamız için bize yetenek vermiş ve kolay olan dini kolay anlayacak ve yapacak, yaşatacak özellik vermiş.
Rabbimiz "İşi kolaylaştıracağız" dememiş. "Seni kolaylaştıracağız" demiş. Yani insanın gönlün Yüce Allah a imanla dolunca gözünde her şey kolay görünür. Kafirin gücünü büyütmez. Çünkü ondan büyük Allah a inanmış. O Allah her şeyin sınırını belirlemiş. Karınca fil olamaz. Fil de karınca olamaz.
Kur an a kulak kapayan, O ndan yan çizen, Kur an ı engelleyenler için "Eşkıya" kelimesini kullanıyor Rabbimiz.
Bizim bildiğimiz eşkıya yol keser adam soyar veya öldürür. Kur an ın bildirdiği eşkıya da yol keser ama Cennete giden yolu keser.
Yakaladığı insanları gâvur yapar cehenneme atar. Ateist yapınca onun elbisesini soymak, kolaylaşır.
Ahlaksızlığın her çeşidi toplumda normal hale gelir. Allah, haram, hak, hukuk, din iman kelimelerini söyleyenler gerici, yobaz laflarıyla boğulmaya ve ahlaksızlar semtinden kovulmaya çalışır.
Biz, Kur an eğitiminden geçmiş atalarımızın "kötülük yapana iyilik yap" taş atana ekmek at." Kanı kanla yıkamazlar su ile yıkarlar" sözlerini gönül kulaklarımıza altın küpe gibi takmışız.
İnsanları gâvurlaştıran, kadını soyan, banka soyan, eşkıyamızın da cehennemde yanmaması için ahlakımızı ve hukukumuzu düzenleyen imanımızın onların da gönlüne girmesi için gayret edeceğiz.
İsterseniz, kısaca özetlediğim A la suresinin tefsirini benim telifim olan "Şifa Tefsiri" nden bir okuyuverin.
İstemek için Cantaş Yayınevi (0212) 511 10 85