Ben öyle bildim; futbolun anavatanı İngiltere dir. Bize
büyüklerimiz, ustalarımız böyle öğrettiler. Bendeniz de hiç zahmet edip asıl
anavatan neresidir diye uğraş vermedim. Ancak ne var ki, bu ülkeye ilk
gittiğimde Londra dan Birmingham a bir tren yolculuğu yapmıştım. Yanlış
anımsamıyorsam, bir saatten fazla sürmüştü bu yolculuk. Gördüğüm futbol
sahalarının sayısını bir aralık tutmaya çalıştım sonra ipin ucunu kaçırdım.
Tabii ki hemen bitişiklerinde de lüks değil ama gerçek tesisler vardı. Devamla
İngiltere de futbol maçı izlemenin bir kültür olduğunu da gördüm, yaşadım.
Ligin dibine doğru iki takımın maçı bile 40 binin üzerinde seyirci topluyordu.
Bu ülkede futbol maçı izlemek hayatın bir parçasıydı. İşte anayasası olmayan
bir ülke futbolla bu kadar koyun koyuna yaşadığına göre anavatan da orası
olmalıydı. Bence de öyle.
Bu girişten sonra nereye mi geleceğim Aynı İngiltere
anayasasız ya, futbolda da geleneklerine sıkı sıkıya bağlı yaşıyor. Hâlâ bir
Dünya Kupası nda 4-2-4 oynuyor. Hem de en katısını, en klasiğini... 1966 Dünya
Kupası nın 4-3-3 le kazanmış olmasına rağmen neredeyse 40 senedir hâlâ 4-2-4...
Oysa futbol dünyası süratle değişimlere uğruyor. 1994 te Parreira nın ön
liberolu sistemi, ardından ön libero sayısının ikiye çıkışı... Tandemin dönüşü
ki, İngiliz modelidir, uç adam arkası oyun kurucu falan... Ama İngiltere hâlâ
çakılı adamların 4-2-4 ü... Ülkedeki yabancı sayısı fazlalığı mı bir yeniliğe
izin vermiyor, bilmiyorum. Hoş İngiltere de öyle damdan düşen yabancı
oynayamaz. Milli olmak şartı falan gibi kriterler de vardır. Bu ülkede, yine
benim ölçülerime göre, Chelsea dışında klasikten az da olsa ayrılmış takım yok.
Ve böyle giderse...
Böyle giderse de bıraktım. Neden mi Çünkü TRT, Uruguay
maçı kazanırken İngiltere yi kupadan eledi de ondan. Ömer Üründül ilk defa
yoruma çıktı. Bütün yorumlarına katılıyorum. Dostum olduğu için böyle yazmadım.
Herkes bilir beni, babam olsa dinlemem. İşte şimdi oraya geliyorum. Maçı
anlatan yılların spikeri Yalçın kardeşim İngiltere yi eleyince, gazeteci
olmayan ama ülkemin en hızlı futbol hastası ve yılda en az 50 nin üzerinde
uluslararası maç izleyen Ömer de ona katıldı. Telefonla ulaşabilsem uyaracağım
ama bu teknik olarak mümkün değildi. Peki, Ankara daki sorumlular, görevliler
ne iş yaparlar Kulaklıklarına, Beyler İngiltere yenilse bile hâlâ matematik
olarak şansı var diye uyarıda neden bulunmadılar TRT nin yeni Spordan Sorumlu
şahsı merkezdekilere uyku ilacı mı içirdi, yoksa kapasiteleri bu kadar olanları
mı oraya koydu TRT bu yahu! Benim vergilerimle yayın yapıyor. Keşke Yalçın
kardeşim maça gelirken dersini çalışıp önüne puan cetvelini ve grubun kalan
maçlarının programını koysaydı. Ömer de en azından gazetecilik kopyası çekerdi.
Ama tekrar edeyim, anlatım da iyiydi, yorumlar da... En azından başlangıçtaki faciayı
yaşamadık. Demek ki, yorumcu iyi tespitler yapınca, maçın spikeri de oyunu iyi
aktarıyor.
Son cümle... Ali Kaya adlı okurum öğretmenmiş. Son
mailinde bunu ifade ediyor. Ama büyük harflerle yazdığı bölümü ona
yakıştıramadım. Hele hele bir öğretmene hiç mi hiç yakışmıyor.