Geçen haftalarda Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal

paylaşım sitelerinde fotoğraf paylaşmanın sakıncaları üzerinde durmuştuk. Ve

Niedzviecki sosyal paylaşım sitelerindeki halimizi   Dikizleme Kültürü olarak isimlendirmişti.

Bu yazımızda da daha özel resimlere değinmek istiyorum.

Carlı Gelinler

Çocukluğum benim Afyonkarahisar da geçti. Oradaki

düğünlerde -o zamanlar tabii şimdi bu kültür de dejenere oldu ya-gelinler

gelinliğin üzerine car denilen çarşafımsı bir kıyafetle çıkardı evinden ve

evden çıkışında da kapıya iki taraflı kilimler tutulur gelini hiç kimse

görmeden arabaya bindirirlerdi. O güzel bezeli süslü gelini sadece helalinin

görmesi amaçlanıyordu bu uygulamada. Şimdi her şey zaten ortada. Düğünlerimiz

de karıştı, istisnalar hariç artık düğünlerde erkek-kadın bir arada bir

sahnede   Gelin de ister açık olsun ister

türbanlı artık herkesin gözü önünde süslü püslü. Helalinin göreceği süs ve

güzelliklerle artık mahremleri de görmekte Buna yapılacak bir şeyimiz kalmadı

istisnai birkaç uygulamalar dışında. Ancak düğün salonlarında yüz,   iki yüz kişinin gördüğü gelini şimdi

binlerce kişi görebilmekte Artık yüz, iki yüz kişinin görmesine bile razıyız.

Çünkü git gide görenlerin sayısı artmakta. Nasıl mı Sosyal medyada mutluluk

fotoğraflarını paylaşarak Kimsenin görmediği veya mahallenin manavının,

bakkalının, seyyar satıcısının görmediği, göremediği, göstermediğimiz resimleri

artık herkes, iyi kötü- sapık- hastalıklı kıskanç- hased- mahrem-namahrem

kısacası herkes görebilmekte Hiç düşündünüz mü bu tip resimleri paylaşan

hanımlar ve beyler ya göze gelirseniz maazallah Öyle ya bakanlar mutluluğunuzu

veya gelinin güzelliğini veya damadın yakışıklılığını kıskanıverirse veya bir

nazar ediverirse ne olacak Olmaz olmaz demeyin. Bal gibi de oluyor. Oradaki

mutluluğunuz güzelliğiniz nazarlanıveriyor. Kalem Sûresi, 68/51 de de bu konu

açıklandığına göre nazar da bilirsiniz haktır. Bu bakan gözlerden dökülen zehir

yuvanızı sizi zehirleyivermesin sakın Mevlana Hazretleri nazar için:

Hased ve nazar değmesi feleğe vaki olsaydı hiç şüphesiz

seyr ve dönüşünü değiştirirdi.

Demekte. Feleğin dönüşünü etkileyen bu nazar sizi

etkilemez mi hiç düşündünüz mü

Peki, işin mahremiyet boyutunu hiç düşündünüz mü

Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu na

(227706 numaralı soru ) şöyle bir soru sordum. Müsaadenizle şimdi sizlerle onu

paylaşayım: Facebook, instagram, twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde

hanımların resimlerini yayınlamaları caiz midir Bu resimlerin niteliği önemli

midir yani tesettürlü, pardösülü veya çarşaflı ama yüzün göründüğü resimler

yayınlanabilir mi Tesettürlü olup da ev kıyafetiyle resim yayınlayanların

durumu nedir, bu konuda da cevaz var mıdır Arkadaş listesine bakılır demeyin.

Çünkü o liste güvenilir olmayabiliyor genelde... Hanım kimliğinde bey de

arkadaş olarak eklenmiş olabiliyor veya kişiye ekli olan bir hanımın gizlilik

ayarları başkalarına açık olabiliyor... Bütün bu şartlarda hanımlar için ev

kıyafetiyle veya dışarı kıyafetiyle resim yayınlamanın hükmü nedir Saygılarımla.

Bu soruma gelen fetva ise şöyle:

Müslümanın yaptığı bütün işler İslam ahlakına uygun

olmalıdır. Bu itibarla, sosyal medya veya diğer iletişim araçlarıyla resim,

video vb. görüntülü veya yazılı olarak yapılan paylaşımlar İslam dinin öngördüğü

ahlak ve adap kurallarına uygun olmalıdır. Aksi takdirde, yapılan bu işlemler

İslam ahlakıyla bağdaşmaz.

Demek ki Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal

paylaşım sitelerinde yaptığımız bütün işler İslâm ahlak ve adabına uygun

olmalı Dolayısıyla mahrem gözlerin izlediği bu alanlarda İslam ın mahremiyet

kuralları geçerli olmalıdır. Yani en-Nûr Sûresi, 30-31. ve el-Ahzab, 33/59.

âyetlerinde belirtilen emirler geçerlidir burada da

 Osmanlıda bir adet

vardı. Evli çiftler yolda bile yürürken yan yana yürümezlerdi. O zamanlar savaş

yılları. Pek çok hanım eşini ya şehid vermiş bu topraklara, ya da savaşa

göndermiş... O hanımların halet-i ruhiyyesi düşünülerek o eşi olmayan hanımlar

üzülmesin, imrenmesin, boynunu bükmesin diyerek evli beyler ve hanımlar yan

yana yürümezlermiş yolda Nezakete ve hassasiyete bak! Şimdi ise mutluluğumuzu

herkes görsün çatlasın dost-düşman havalarındayız. Düşünce sistemimiz,

gelenek-göreneklerimiz,  adabımız ve

edebimiz o kadar değişti ki mutlu olmasak bile mutlu görüntüsüyle sosyal

medyada bir takım kişileri rahatsız etme veya hava atma telaşına düşüverdik

Peki, mutluyuz resimlerini paylaşarak o mutsuz kişileri, eşinden belki dayak

yiyen horlanan kişileri veya eşinden ayrılmış veya eşi vefat edip dul kalmış

kişileri üzüyor muyuz hiç düşündünüz mü Onlar imrenirken acaba kıskanabilirler

mi Ya da mutluluğunuzu paylaşırken buruk bir kalple gözlerinden yaşlar

süzülebilir mi Kendi anılarına gidip içleri parçalanabilir mi Peki bunları

karşımızdaki tanıdığımız veya tanımadığımız kişilere yaşatmaya hakkımız var mı

Hiç düşündünüz mü Maazallah o kişiler mutluluğunuza gıpta ile bakarken bir an

yanlış yollara tevessül edebilirler mi Sizi veya ailenizi çeşitli büyü veya

benzeri şeylerle etkilemek gibi, nazar gibi Veya onlar da sizin gibi olacağım

diye yanlış bir adım atıp daha kötü durumlara düşebilirler mi   Peki bunlardan sorumlu olabilir miyiz Bu kul

hakkına girer mi o zaman Farz edin ki paylaştığınız arkadaşlarınız halinizi

kıskanmadılar ve negatif enerji de yaymadılar üzerinize. Aralarında hiç yalnız

olan evlenmek isteyip de evlenemeyen, ya da ayrılmış olan kişiler yok mu Şimdi

onlara bu mutlu anlarınızı gösterirken sürekli kendi yalnızlıklarını

hatırlatmanın bir manası var mıdır ya da bunun iyi bir tarafı Hiç düşündünüz

Bir de ben şunu anlamakta zorlanıyorum sayın okurlarım.

Bazı mütesettir hanımların tesettüre girmeden önceki açık resimlerini veya

gelinlikli resimlerini paylaşmaları veya türbanlı da olsa yine gelinlikler

içindeki güzelliklerin sergilemelerini O zaman yeni bir kültür oluşuyor

korkarım. Ben bu oluşan kültüre KENDİNİ SERGİLEME KÜLTÜRÜ diyorum. Gerçekten

de hepimiz sosyal paylaşım sitelerinde farkına varmadan kendimizi sergiliyor

muyuz hiç düşündünüz mü

Muhterem okurlarım geçenlerde rahatsızlandım ve acillerde

müşahede altına alındım. Müşahede odasına giren çıkan belli değil o kadar çok

hasta var ki Ancak bazı hastalar ve aileleri dikkatimi hemen celbetti. Genç

bir kadın ve tesettürlü. Yan taraftaki yatağa yatırıldı. Koluna serum takıldı.

Eşi hemen akıllı (!) telefonuyla onun resmini çekti. Kadın da o haliyle poz

veriyor. Adam resmi çeker çekmez hemen Facebook ta çektiği resmi paylaştı:

Hastanedeyiz   Güler misin ağlar mısın

bilemedim Yazı olarak yaz ama resim ne O haldeki tesettürlü genç bir kadının

resmi niçin yayınlanır Yayınlanmalı mı Bir de acilde akla ilk gelen fotoğraf

çekmek mi olmalı Tesettürlü tesettürsüz hiç fark etmez o acil durumda

insanların aklına resim çekmek ve yayınlamak geliyorsa buna diyecek kelimelerim

kalmadı artık benim. Eşimle şaşkın şakın onları izledik Ve çok üzüldüm

hallerine, hallerimize

Muhterem okurlarım, biliyor musunuz Facebook ta en çok

paylaşılan fotoğrafların başında özel günlerin (doğum günü, düğün, parti,

konser vs.) fotoğrafları (%70.6), arkadaşlarla eğlenildiğini gösteren

fotoğraflar (%69.3), yeni gidilen kent ve ülkelerin ( %67.8) ve tatil

fotoğrafları (%59.9) geliyormuş. Oldukça manidar Aslında Ahmet lerin Ayşe ve

Fatma ların kimle nasıl fotoğraf çekildiğini ve o fotoğraflara kimin nasıl

yorum yaptığı konuları peşinde koşmamız zamanla hayata olan bakışımızı tümüyle

değiştirir ve bizi bir Televole kültürünün insanı yapar. Facebook, Twitter,

Instagram gibi sosyal paylaşım siteleri ile geçirdiğimiz günlerden sonra

arkamıza baktığımızda koca bir hiç buluruz. Oysa hayatta öğrenilmesi ve

yapılması gereken o kadar çok şey var ki Neden günlerimizi hatta yıllarımızı

bu bize hiçbir şey katmayan kapitalist hatta emperyalist oyuncağı ile

geçiririz ki hiç düşündünüz mü Kendimize soralım bütün gün Facebook, Twitter,

Instagram gibi sosyal paylaşım siteleri ile geçirdiğim zaman sonrası bugün

kendime ne kattım Ve Ayşe nin Fatma nın resimlerine bakarak vakit

öldüreceğimize veya fotoğrafları paylaşırken kaybedeceğimiz zamanı hesaplayarak

şu soruyu soralım kendimize: Bugün kendim ve insanlık için ne yaptım Bugün ben

Allah için ne yaptım

Cahit Zarifoğlu rahmetli şöyle diyor:

Cihadı bıraktık, dünyaya daldık! Tezeğe konan sinekler

gibi! İnsanlar sanki Yaradan yokmuş gibi hüzünsüz ve ağlamasız. Düşünün bakalım

televizyon karşısında muhallebi gibi gevşemiş bir Müslümanda, değil cihad etmek

acaba kalkıp bir farzı ifa edecek kuvvet ve istek kalmış mıdır

 Facebook, Twitter,

Instagram gibi sosyal paylaşım sitelerini ve bizim oradaki hallerimizi görse ne

derdi rahmetli bilemiyorum. Siz Zarifoğlu nun Televizyon   kelimesinin yanına virgülle Facebook,

Twitter, Instagram gibi sosyal paylaşım siteleri kelimesini de ekleyiverin bir

zahmet! Ve sonra tekrar okuyun!