Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.  

Kıyamet; inancımıza göre kâinatın altüst olup yok olması ile ölen tüm insanların yeniden dirilmesi olayıdır. Kıyamet; ahiret hayatının ilk aşamasıdır. Ahiret inancı, kıyamet ve onunla birlikte gelecek olaylara inanmaktır. Kur’an; kıyamet olayını sık sık hatırlatır, zaman zaman da bir korkutma, uyarma unsuru olarak kullanır. Kur’an; kıyamet olayının kesinliğini, yakınlığını bildirdiği, hatta oluş biçimine ilişkin tasvirlerde bulunduğu halde, zamanı konusunda bir açıklama yapmaz. Kıyametin ne zaman gerçekleşeceğini Allah’tan başka kimse bilemez. Kıyamet; insanın dünya imtihanının sonlanması ve yeniden dirilişin gerçekleşmesiyle başlayacak olan mükâfatlandırma ve cezalandırma hayatına geçiştir. Bu yeni hayatın başlangıcında, herkes çetin bir hesaptan geçecek, o gün herkes kardeşinden, anasından babasından, eşinden ve oğlundan kaçacaktır. Çünkü her bir insan, sadece kendi derdiyle uğraşacaktır. Yeniden diriliş, kalkış ve toplanışın ardından insanlara amel defterleri dağıtılacak, mizan kurularak sevap ve günahları tartılacak, hak edenler cennete, müstahak olanlar geçici ya da süresiz olarak cehenneme gönderilecek, böylece sonsuz ahiret hayatı saadet ya da azapla başlayacaktır. İnsan, dünya hayatını bu gerçekler doğrultusunda İslam’ca yaşarsa, ebedi saadete nail olur. Aklını Kur’an’la çalıştıran her insan İslam’ca yaşar ve Müslüman olarak ölmenin derdini taşır.

DİN GÜNÜ:

Din günü; hesap, ceza, karşılık alma günüdür. Hayrın hayır, şerrin de şer olarak görüleceği, yapılan işlerin karşılığının tam olarak verileceği, insanların yaptıkları işlerin, Allah tarafından takdir edilip hesabının görüleceği gündür. Geçmişte ve gelecekte, yapılan işlerin tam karşılığının verileceği son gün demektir. Din günü; kıyamet gününü ifade etmektedir. Kıyamet gününün, öldükten sonra dirilme, durup bekleme, sual, hesap, mizan, sırat ve ceza gibi durum ve mertebeleri vardır. Bu günde herkes, dünyada yaptıklarının karşılığını mutlaka görecektir. Kur’an, üç boyutlu, üç zamanlıdır. Kur’an, coğrafyalar üstü, yani evrensel olduğu gibi, aynı zamanda çağlar üstüdür, tüm zamanların kitabıdır. Kur’an, hali ve halimizi anlatırken geçmişi hatırlatır. Aynı zamanda insanı geleceğe hazırlar. İstikbali gözönüne serer.

İstikbal göklerde değil, köklerdedir, yani fıtratta ve temel Kitap’tadır. İnsan, Kur’an’ın mesajından beslenerek bu üç zamanı yaşarsa zamane insanı olmaktan çıkar; İslam’ca yaşar ve her yaptığı iş, ibadet değeri kazandığından canlı Kur’an olur. Kur’an’ın maruf ve münker, helal ve haram düzenini hayata ikame etmenin derdini taşıyan her insan ümmet olur ve Allah yolunda cihat eder. İstikbal için yatırım yapmak gerekir. Bu yatırımın doğru adresi Millî Görüş’tür.

MALİK

Ahiretin de dünyanın da sahibi sadece Allah’tır. Yoksa ahiretin sahibi ve yöneticisi ile dünyanın sahibi ayrı ayrı güçler değildir. Ne var ki, O’nun dünyanın sahibi oluşu, bazı inkârcı çevrelerce tartışılsa bile, ahiret malikliği tartışmasız ve itirazsızdır. Mümin ise, O’nun dünya mâlikliği konusundaki tartışma ve itirazları ortadan kaldırmakla görevlidir. Yüce Allah’ın her şeyin tek yaratıcısı ve sahibi olduğunu bildiren pek çok gerçek vardır. Örneğin, kâinatın yapı taşı olarak bilinen atom ve hayat binasının ana maddesi olarak kabul edilen hücre. Atom, bunca küçüklüğüne rağmen büyük bir mucize, Hücre, bunca görülmezliğine rağmen bir başka mucizedir. Şüphesiz bu kâinat, her dilden okunan, her vesile ile anlaşılan apaçık bir gerçekler kitabıdır. Evrenin herhangi bir noktasına dikkatlice bakmak, Allah’a ve din gününe, yani ahirete inanmak için yeterlidir. Allah’ın okunan kitabı olan Kur’an’da din günü anlatılırken, görünen kâinat kitabından da bazı sayfalar gözler önüne serilmiştir. Böylece öldükten sonra dirilme işi, kıyamet günü ve ahiret hayatı, en gerçekçi ve doğru bir şekilde anlatılmıştır.

 ALÂMETLER

Kıyâmet alâmetleri; ahir zamanda ortaya çıkarak kıyametin yaklaştığını, kopmak üzere olduğunu gösteren belirtiler demektir. Bu belirtiler genellikle küçük alametler ve büyük alametler olmak üzere iki bölüm halinde incelenir. Ahir zaman olarak tanımlanan kıyamet öncesi dönemde dini duygu, düşünce ve davranışların zayıflaması, İslam’ın esaslarına gereken önemin verilmemesi, ibadetlerin terkedilmesi, ahlaksızlığın çoğalması biçiminde kendini gösteren küçük alametlerin başlıcaları şu şekilde sıralanabilir. İnsanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları, ölümün temenni edilmesi, İslami ilimlerin ortadan kalkması, cehaletin artması, depremlerin çoğalması, terörün artması, fitnelerin; İsrail ve ABD fitnesinin zuhur etmesi, zinanın açıkça işlenmesi, içki tüketiminin artması, faizin normalleşmesi, kadınların çoğalıp erkeklerin azalmasıdır. Kıyametin büyük alametleri ise, şunlardır.

İsrailin beklediği mesih, Deccal'in ortaya çıkması, Duhan'ın, yani dünyayı kaplayacak bir dumanın çıkışı, Dabbetü’l-Arz'ın çıkması, güneşin batıdan doğması, Hz. İsa’nın inmesi, Yecüc ve Mecüc’un çıkışı, Doğuda, Batıda, Arap Yarımadasında olmak üzere üç bölgede yer çöküntülerinin meydana gelmesi, Yemen'den çıkacak olan büyük bir ateşin insanları önüne katarak sürmesidir. Peygamberimiz kıyametin kötü insanlar ve kâfirler üzerine kopacağını bildirmiştir.

HAKİKAT

Dünya hayatında Allah’ın rızasını gözeterek her tür meşakkate katlanan, Allah’ın davası için işkence, hapis, kınanma, işinden edilme gibi her tür zorluğa göğüs geren insanların, Allah’ın bir lütfu olarak âhiretteki mükafatı cennettir. Mücadelenin, cihadın, şehadetin olmadığı yerde kıyâmet ve ahiret günü bilinci yeterince yok demektir. Ana vatanımız, baba diyarımız cennet olduğuna göre, biz memleketimizde gerekli ihtiyacımızı karşılamak için bu diyarda gurbete çıkmış durumdayız. Dünya hayatımız bir gurbettir ve ahiretimiz için bir tarladır. Ne mutlu, kıyamet, ahiret, din günü bilincine sahip, ölüme ve ölüm ötesi hesaba hazır olan ve ölümden korkmayan, ölümle dostluk kurabilen şuurlu müminlere. Selam hidayete tabi olanlara…