Geçen hafta mağdurlardan söz ederken, emeklilikte yaşa takılan mağdurlardan ve onlardan birinin bizi aramasından söz etmiştik. Bu vatandaş lafın bir yerinde, “MHP’nin iç yüzünü anladık. Umudumuz Saadet Partisi’nde” demişti. Hakikaten böylesine akıllı ve şuurlu vatandaşlar gerçekleri ne kadar net görebiliyor. İşte bunun bir örneğini yine TBMM’de yaşadık. MHP, yine yanıltmadı. Önce tamam, sonra yan çizme... Bunu ne ile tarif edebilirim diye düşünürken, aklıma bizim Anadolu’da oynanan halk oyunları geldi. Folkloru iyi bilenler bilirler, iki ileri bir geri oynama oyunu, bir de kıvırtma demeyim de, Anadolu’da “kosarma” denir. İşte bunların oynadıkları oyunlar bunlar. Vatandaşa bunların verebilecekleri başka bir şey yok. İktidar ne yapıyor? İktidar da yaz boz tahtası gibi... Bir bakan sayısını azaltıyor, bir çoğaltıyor. Bir öyle bir böyle; yani dün dündür, bugün bugündür. Sistemsizlik ve istikrarsızlık ülkeyi krizlere duçar ediyor. Tıpkı bugünkü Fenerbahçe gibi... Teknik, taktik, sistem bir türlü rayına oturmuyor. Siz ne kadar güçlü başkan olsanız da takım küme düşme potasında. Yani bu konu bizi çok da yakından ilgilendirmiyor olsa da, iktidarın durumuna çok benzediği için ve de sıcak gündemin içinde olduğu için örnekle örtüşüyor. Zira onaltı senedir iktidar; deneme-yanılma, yaz boz tahtası gibi tabirlerle izah edilen onlarca örnek yaşandı. Sistem, Fenerbahçe’deki gibi bir türlü rayına oturmadı. Nerdeyse ülkeyi küme düşer hale getirdiler.
Ne yazık ki, gerçekleri görme yerine halen gösteriş, şov, şatafattan vazgeçilmiyor. Cumhuriyet kutlamaları bile bir açılış şovuna alet ediliyor.
Hâlbuki ülkemizin devasal sorunlarının gündem olması gerekirken, ne yazık ki TBMM’de vatandaşın problemlerinin araştırılması bile önleniyor ve hatta yok sayılıyor. Yerel seçimlerin her partinin gündemini oluşturup, aday belirlemeleri, ittifakları ve stratejileri konuşulurken bizim de içinde bulunduğumuz bu engelli camiası sivil toplumu, bu gündemin neresinde? Görülüyor ki, ne siyasi partilerin gündeminde, ne de engelli sivil toplumu sosyal medya gruplarında konu gündeme geliyor. Hâlbuki engellilerin ulaşım ve erişimiyle alakalı kanunun süresi bu yıl sonunda dolmakta. Bundan sonra ne olacak belli değil. İşitme engellilerin işaret diliyle alakalı problemleri, görme engellilerin beyaz bastonun trafik kanununa koyulması gibi beklentisi; zihinsel engelli ailelerin “ben öldükten sonra çocuğumun durumu ne olacak?” kaygısı, evde bakım hizmetiyle olan aksaklıklar vs. daha birçok problem çözüm beklerken, engelli sivil toplumundan bununla alakalı maalesef bir hareket yok. Hayalen de olsa, Türkiye Engelliler Meclisi’ni oluşturmak ve böyle bir şey ortaya koymak ne kadar güzel. Lakin yerel meclislerde engellilerin temsil edilmesi hususunda bir gayretin olması gerekmez mi? Hatta belediye başkan adayları çıkarması... Yani engelliler, kendi problemlerini kendilerinin çözeceği konuma gelmeleri gerekmez mi? Bu konularda Engelli Sivil Toplumu’nun gayretlerini, çalışmalarını beklemek, ülkemizde yaşayan on milyon engellinin tabii hakkıdır. Bu konularda çalışma yapma yerine, sosyal medya gruplarında engelliler birbirlerine ayet meali, hadis-i şerif mealleri gönderiyorlar. Tabii ki bu da olsun, memnuniyetle, çok güzel. Olmasın demiyoruz ama bizim kâinat kitabını okumamız gerekiyor. Hadisler, ayetler yazılı kitaplardır. Bize, doğruluğu, dürüstlüğü, hakkı, adaleti, emri bil marufu emreder. Kâinat kitabı ise bunların yaşanışıdır, fiilidir. Yani biz doğru ve dürüst olursak, cihat yaparsak, yazılı kitabın emrettiklerini yerine getirmiş oluruz. Bu da kâinat kitabını okumak demektir. Evet, şimdi önümüzde yerel seçimler var. Yerel Yönetimler engelli toplumuna birebir hizmet eden kuruluşlardır. Yeni seçilecek belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri umarız ki kâinat kitabını okuyarak icraat yaparlar. Bu dilek ve temennilerle tüm insanlığın geleceği hayırlı olsun. Vesselam...