Salı günkü yazıdan sonra gelen bir mail çok ilgimi çekti.
Bugün o konuya farklı bir boyut kazandırarak devam edelim diye düşündüm.
Hatırlatayım, Salı günü herkesi çok eleştirdiği söylenen
bir beyefendinin sorusuna cevap vermiştim. Ve özetle Talep edilmeyen yorum
saldırganlık algılanır, lütfen sizin fikrinize müracaat edilmeyen her konuda
yorum yapmamaya dikkat edin. anlamına gelecek cevap yazmıştım. Salı günü yine
bir başka beyefendiden tatlı bir soru geldi. Çok hoşuma gitti, ortadan cevap
yazayım istedim. Soru şöyle:
Mehtap Hanım, Allah razı olsun çok istifade ediyorum
yazılarınızdan. Bugünkü yazıyı okuyunca sanki benim için yazmışsınız gibi
hissettim. Sanırım ben de aynı durumdayım. Çevremde herkes mükemmeliyetçi
olduğumu, hiçbir şeyi beğenmediğimi, çok eleştirdiğimi, benden rahatsız
olduklarını söylüyorlar. Özellikle eşim çok uyarıyor. Çocuklarımı ve anne/babam
dâhil herkese çok karıştığımı düşünüyor. İnsanların rahatsız olduğunu görüyorum
aslında. Fakat biz dindar bir ailede büyüdük. İyiliği emretmek, kötülükten
uzaklaştırmak Allah ın emridir. Ben çevremde gördüğüm olumsuzlukları
hatırlatıyorum. Allah rızasına uygun olan davranışı yapıyorum. Sizin yazınızı
okuyunca kafam karıştı. Şimdi biz kimseye karışmayacak mıyız Susup oturacak
mıyız O zaman da Allah ın emrine karşı gelmiş olmayacak mıyız
Güzel soru..!
İşte tam da bu konu hakkında bir şeyler söylemek
istiyordum. Yıllardır seanslarda dikkatimi çeken ve birebir terapilerde en çok
çalıştığım meselelerden birisi bu.
Soruyu soran sevgili okuyucumuzu tenzih ederek biraz uç
ve haatta çok radikal bir söylemle başlayacağım izninizle: Sizin dininiz
başınıza/başımıza bela!
Niye biliyor musunuz
Çünkü...! Allah ın bize yaşam programı olarak gönderdiği,
günlük yaşam pratiğimiz olan Kur an-ı Kerim değil ki sizin dininiz!
Geleneğiniz, göreneğiniz, kişisel zaaflarınız, iletişim çatışmalarınız, vb. her
ne varsa sizi belirleyen, hepsinin adını Allah ın emri koyuyorsunuz ve kendi
kişisel hatalarınızı dine mal ediyorsunuz!
Herkes her şeyi bilir
Üstelik her konuda siz daha üst konumda olduğunuzu nerden
çıkarıyorsunuz ben onu anlamıyorum! Yani bir insanı uyarmak ve onun hakkında
iyi olanı istemek için, onun bilmediğini bilir, onun görmediğini görür, onun
algılayamadığını algılayabilir olmanız lazım.
Bir insan, bazı konularda o seviyede olabilir, kabul. Ama
her konuda bilen, her konuda uyaran, her durumda başkalarına yol gösterecek
durumda olduğunuzu düşünüp sürekli eleştirmek, sürekli herkese ne yapacağını
söylemek çok rahatsız edici bir durum. Ayrıca psikolojide güzel bir teori var:
Herkes her şeyi bilir! teorisi. İnsanlar yaptıklarını bilirler.
Dillendiremeseler bile kendi iç dünyalarında yaptıkları davranışın mutlak bir açıklamalı
karşılığı vardır. Uyarmak başka
eleştirmek başka Birbirimiz için iyi olanı istemek, birbirimizi tatlı şekilde
uyarmak başkadır, herkese sürekli ne yapacağını söyleyen, her konuda eleştiri
yapan kişi olmak başka.
Terapi desteği verirken bizim dindar insanımıza en çok bu
konuda aktarım yapıyorum. Lütfen kişisel hatalarınıza, müdahaleci
özelliklerinize, çok bilir tavırlarınıza, çevrenizdeki herkesi rahatsız eder
nitelikteki eleştirilerinize Allah ı referans göstermeyin! Düşünsenize,
iletişim anlamında zaaflarınız var ve bunun için size gücenen insanları İyi de
ben Allah ın emrini yerine getiriyorum, niye bozuluyorsun diyerek
susturduğunuzda, belki o kişinin size olan itirazını sübvanse ediyorsunuz;
ancak uzun vadede herkesi dinden soğutmuş olabileceğiniz fikri aklınıza hiç
gelmiyor mu
Ben olsam, çok net söyleyeyim resmen dinden soğurum! Din,
hayatı programlar, yaşamın genelini. Ama incikten boncuğa her detaya müdahale
etmez! Genel geçer doğrularımızla, günlük pratiğimizi ilkelere uygun olarak
yaşarız zaten.
Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir. Özetle;
iyiliği emretmek başka bir şey, her konuda herkese müdahale etmek bambaşka bir
şey demiş oldum. Sevgiler...
İyiliği emretmek
İyiliği emretmek, kötülükten uzaklaştırmak gibi
evrensel ve üst düzey gelişmiş yaşam şeklini öyle bir noktaya indirgediniz ki,
yemeğin tuzu, oğlanın kazanacağı üniversite için yeterince çalışmaması, eve
alınan eşyanın şekli, sokakta konuşan insanlara sataşma, iş yerindeki
arkadaşlarımızın günlük diyaloglarına müdahale, dostunuzun giydiği kıyafetin
renk seçiminin uyumsuzluğunu söyleme, eşinizin yorgun halini anlamak yerine
sürekli eleştirme vs. gibi iyi kötü her şeye konuşan çenesi düşük bir formata
çevirdiniz!
İyiliği emretmek; iyi olanı tavsiye etmektir! Akşama
kadar her önünüze gelen kişinin, kişisel tercihleri hakkında yorum yapıp durmak
değildir! Size uymayan yanlarını eleştirmek hiç değildir!
Üstelik müdahale ettiğiniz, doğru olduğuna inandığınız
durumların gerçekten doğruyu temsil ettiğini nereden biliyorsunuz Sizin
tarzınıza ve beklentilerinize uymuyor diye müdahale etme hakkını kendinizde
gördüğünüz davranışların, doğrusunun sadece sizde olduğunu kim söyledi
Çevrenizdeki insanlar niçin kendilerine doğru gelen davranışı
sergileyemesinler Allah (cc) bir size akıl verdi de onun dışındaki herkesi
akletme işinden mahrum mu bıraktı İnsanların oturmalarına kalkmalarına,
yediklerine içtiklerine, günlük yaşamlarındaki seçim ve tercihlerine karışıp
durmanın adı ne zaman iyiliği emretmek oldu
Kendinizden soğutarak, olur olmaz her şeye karışan kişi
durumuna düşürerek iyiliği emretme olur mu