Sizlere iki kıssa anlatarak hisse almaya sevk etmek

istiyorum. Hisse almanız için meseleyi eğip bükmeden hemen anlatayım:

Hocanın birini eşkıyalar zamanın birinde soymuşlar.

Soygunun akabinde de oradan uzaklaşmak için kaçmaya başlamışlar. Etrafa imdat

seslerin duyulmayan hoca da onların peşini bırakmamış, o da koşmaya başlamış.

Eşkıyalar batıya koşarken, hoca da doğu istikametine (yani aksi istikamete)

koşuyormuş. Hoca nihayet bir mezarlıkta durmuş.

Durumu öğrenenler hocaya demişler ki:

-Hocam! Hırsızlar o tarafa kaçtı. Sen onların arkasından

koşman gerekirken niye aksi istikamete koştun Bu durumda onları yakalaman

mümkün değil.

Hoca efendi mezarlığı göstererek demiş ki:

-Olsun varsın. Onlar ne tarafa kaçarsa kaçsın nihayet

dönüp buraya geleceklerdir. Onun için buraya koştum geldim. Buraya onları

yakalamak için geldim. Mutlaka buraya gelecekler, demiş.

Doğru değil mi Herkes kabre girecek oradaki hesabı

verecek. Kabir suallerine âsân ile cevap vermeyi Allah (C.C.) hepimize nasip

etsin. Unutmayın, Kabir azabı cehennem azabından daha şiddetlidir buyuruyor

Peygamber Efendimiz.

Bir başka kıssa ise şöyle:

Bir zengin çocuğu, babasının mezarı başında oturmuş fakir

bir adamın oğlu ile münakaşa edip duruyordu. Zenginin oğlu, fakir çocuğa şöyle

diyordu:

-Babamın türbesi üzerindeki sanduka çok kıymetlidir.

Üzerinde kıymetli ve büyük ve güzel bir yazı vardır. Üstüne mermer döşenmiş ve

çinilerle süslenmiştir. Senin babanın kabrinde ise üst üste konup dizilmiş ve

bir araya getirmiş birkaç tuğla, kerpiçle bir-iki avuç topraktan başka ne var

Fakir çocuğun bu sözleri dinledikten sonra zenginin

oğluna şöyle dedi:

Sus! Senin baban bu taşların altında kımıldayıncaya kadar

benim babam cennete varmış olur.

Peygamberimizin (S.A.V.) buyurduğu gibi, fakirlerin ölümü

rahata kavuşmaktır. Teşbihte hata olmaz, merkebin sırtındaki yük hafif olursa

yolda daha hızlı yürür.

Buna çok dikkat etmek lazım. İnsan mal biriktirip onunla

nefsini, neslini böbürlendireceğine kazandıklarını Allah ın (C.C.) rızası için

kullanmayı tercih etmelidir. Bu tavır hem dünya hem de ahiret kazancı için

kazanç yoludur. Sizlere naklettiğim bu kıssayı Sadi nin Bustan ından seçtim.

İnşallah ders olmuştur.

Çocuğun mezar taşıyla övünmesi çocuklara verilecek aile

terbiyesinin önemini ifade eder.

Bilinmeli ki mezar maddi ve manevî âlemimizin geçen zaman

içindeki istirahatgâhıdır. Orası iki kişinin eştiği kuyu değildir. Orasının

imar edilmesi lâzımdır. Peki, bu nasıl olur

Namaz kılıyorsan kabrine elektrik hatlarını çekiyorsun.

Zikir yapıyorsan 15 voltluk ampul 150 volta çıkar.

Ana-babaya itaat ediyorsan kabrin duvarlarını

süslüyorsun.

İşte orası cennet bahçelerinden bir bahçe oluyor. Onun

için ölmeden orasını mamur etmeliyiz. Başarabilenlere selam olsun