92 yaşında hayata veda eden Koca Reis lakaplı Sadettin Bilgiç, Türk siyasetinin önemli simalarından biriydi...

Yakın tarihin canlı şahidi olan Koca Reis Demirel gibi Ispartalı.

1965te Demirele karşı Adalet Partisi genel başkanlığı için yarıştı, kaybetti..

Bilgiçin siyasi hayatı Demirelle giriştiği kavgalarla geçti desek abartmış olmayız...

Belki de kimseden çekmedi, Babadan çektiği kadar...

Demirel hükümetlerinde bakanlık da yaptı...

Bilgiç, vefat etmeden kısa süre önce, Türkiyede kendisine aydın diyen bir kesimin demokrasiyi, halkın iradesini ve özgürlükleri benimseyemediğine dikkat çekmişti...

Ve 1960larda yaşanan bir olayı örnek vermişti:

"27 Mayıs askerî müdahalesinden sonra, 35-40ı hariç tüm DPli milletvekillerine siyasi yasak kondu ve bu, anayasa maddesi haline getirildi. Sonunda halktan gelen yoğun istek ve baskı neticesinde 1969da AP ve CHP siyasi yasakların kaldırılması için anlaştı. Bu yasağı, iki parti ittifak halinde kaldırdı. İki partinin oyu o zaman yüzde 83 ediyordu. Fakat aydın geçinen üniversite hocalarının bir kısmı deklarasyon neşrederek, tıpkı bugünkü gibi, devrimler ve laiklik elden gidiyor diye yaygara kopardılar. Kanun değişikliği Meclisten geçip Senatonun gündemindeyken seçimler yapıldı. Seçimlerin ardından yine aynı oranda oyla Meclisten geçti. Bu kez de Türkiye İşçi Partisi, Anayasa Mahkemesine dava açtı. Orada da tartışmalı bir kararla, 8e 7 ile değişiklik reddedildi. Bunlar Türkiyede olağan şeyler maalesef."

Bilgiç, irtica yaygarasının Türkiyede hiç bitmediğinden de yakınırdı..

Ezanın Arapça okunmasına CHPlilerin de destek verdiğini belirtirken, buna rağmen Adnan Menderes ve DPye ağır suçlamalarda bulunulduğunu anlatmıştı;

"Ezanın tekrar Arapçaya çevrilmesinde İsmet İnönü ve CHP, Demokrat Partiye destek verdi. Mecliste olumlu oy kullandılar. Tek karşı çıkan Millet Partisidir. Ancak müspet oy verenler sonradan aynı konuda DPyi itham etti. Bugünkü aynı çevreler o zaman da Menderes ve DPnin irticayı desteklediğini iddia etti. Halbuki imam-hatip okulları tek parti döneminde açılmıştır."

Koca Reisin anıları, "Dr. Sadettin Bilgiç. Hatıralar" isimli kitapla neşredildi..

Kitapta çok ilginç bir bölüm var:

"Bizim evi dinamitle uçuracaklardı." başlığını taşıyan bölümü dikkat çekici:

"Rahmetli babam 1970 yılının kurban bayramında kalça kırığından ameliyat olmuş, hastanede yatıyordu. Hastanede babamı ziyaret ederek eve geldiğimizde hemşerilerimle ve yazıhanemde çalışma imkanı verdiğim gençlerle karşılaştım. Hepsine ayrı ayrı hoşgeldin dedikten sonra kahvaltı için içeride bir odaya çekildik. O sırada salonda yangın var, vestiyer yanıyor bağrışmaları oldu. Salona geldim. Yanan paltolar merdivenden aşağı atılıyordu... Yangın söndürülmüştü.

Pencerede bir oyuncak otobüs kutusu vardı. Onu oradan aldım ve banyoya götürdüm. Çocuklara getirilmiş bir oyuncak olduğunu sandım. Yangını da, dışarıdan kasıtlı getirilmiş bir şeye bağlamadım. Kendi çocuklarımın maytap gibi yanıcı bir cismi sakladıklarını düşünüp onları sıkıştırdım.

Halil Çobanoğlu isminde eski polis komiseri bir hemşerim de ziyaretçiler arasındaydı. Buraları bir arayalım dedi. Ayakkabı dolabında patlamamış bir molotof kokteyli daha bulunca, oyuncak diye içeriye götürdüğüm paket aklıma geldi. Onu salona getirdiğimde, içine dört adet dinamit lokumu yerleştirilmiş olduğunu görmeyelim mi!

Derhal polise haber verdik... Ankara Emniyet Müdürü ve Ankara Valisi de geldiler.

Yazıhanemi paylaştığım gençlerden şüphelendiğimi bütün ısrarlara rağmen söylemedim. Fakat polis yaptığı incelemede, yazıhanemde çalışmalarına izin verdiğim gençler arasında bulunan, Sasonlu olduğunu ve Yükseliş Kolejinde çalıştığını öğrendiğim bir gencin koyduğu çok geçmeden anlaşıldı. Yine de davaya müdahil olmadım.

Kamu davası yürüdü ve altı aya mahkum olan genç daha sonra tahliye edildi.

En ağırını ve ilkini hafif atlattığımız bu anarşik hareketin basına yansımasını istemedim."

Bu isim üzerinde çeşitli spekülasyonlar yapıldı..

Günümüzün bazı önemli isimleri de gündeme getirildi..

Bu isimlerden yalanlama geldiği için şudur demek kolay değil..

Ama olayın bizatihi kendisi siyasetin nasıl şekillendiği açısından dikkate şâyân...

Dedim ki... Dediler... Şaştım kaldım bu işe!

Fenerbahçenin Galatasarayı üstelik de kendi evinde, Arenada 2-1 yenmesinden sonra twitterde biraz ferahlayayım istedim..

Dedim ki;

"Galatasaray hâlâ şampiyonluğa en yakın takım... http://t.co/v7ACONHh

Yenildik... Kabul... Ama unutulmasın hâlâ öndeyiz...

Yenildik, ama güçlüyüz...

Yenildik ama centilmenliğimizi kaybetmedik...

Yenildik ama ezilmedik.. Daha çok gol pozisyonuna biz girdik...

Yenildik... Rakibimizi tebrik ediyoruz ama son gülecek olan yine biz olacağız..

Yenildik, evet şok... ama umutsuzluk yok...

Arenada her şeyimiz mükemmeldi... Konukseverliğimiz, oyunlar, çalımlar, presler... Tek eksiğimiz vardı; gol...

Hapisteki Başkan Yıldırımı da tebrikler. Kendi hapiste ama takımı cimbomu kendi evinde yenmeyi başardı... Daha büyük mutluluk var mı "

Dediler ki;

"Şampiyonluk Fenerbahçenin hakkıdır. Fenerbahçe modern futbol oynuyor...

Top yuvarlak kazanan 4 köşe...

Fatih hocaya en iyi teselliyi sen yazdın. Gol de gelir inş. Bunun yazı var kışı var, Allah sağlık versin yeter ki:)

Abi zoruma gidiyo sahamızda yenildik, uyuz oluyorum o kadar gol pozisyonundan biri girmez mi arkadaş...

Yenildik ama ezilmedik.. Daha çok gol pozisyonuna biz girdik..." :)))) konvoy yapın :)

Züğürt teselisi abicim, ama stattaki centilmenliğiniz takdire şayan..:)

Fenerbahçeye kurduğunuz tüm komploya rağmen utanılacak durumdasınız..

Böyle alicenap askerler asla RESEN emekli edilmezler..

Bu da züğürt tesellisi oluyor ;)"

Ne diyeyim...

Şaştım, kaldım..

Her derde deva; Hikmet abi formülü!

Deniz Baykal birgün Meclis kulisinde Onun için şunları söylemişti;

"O kadar şanslı biri ki Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bile olabilir.."

O isim Hikmet Çetin..

Nam-ı diğer Hikmet abi...

Hikmet abinin ismi şimdilerde CHP İstanbul İl Başkanlığı için geçiyor..

Kemal Kılıçdaroğlu istiyormuş..

Ne diyelim;

Yine dört ayak üstüne düştün Hikmet abi!

NOT:  Bugün 25 Nisan 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 3 ay 25 gün eksildi. Oysa, yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir adım henüz yok. Şaka gibi... Takipçisiyiz...