Türkiye nin pusulasını elli yıldır batıya ayarlayan hakim güçlerin, insanların zihinlerini dönüştürmek için kullandıkları argüman şudur: "Eğer batılı bir yaşam tarzını benimsersek medeni oluruz Onlar gibi yaşar, onlar gibi davranırsak muasır medeniyetler seviyesine ulaşabiliriz" Bu zihinsel travma, gardrop devrimciliğini körüklemiş, insanların kılık kıyafetleri medeniyetin ölçüsü olarak telakki edilmeye başlanmıştır Ahlak kurallarını hiçe sayan sınırsız yaşam tarzı ve bu kepazeliklere göz yummak, özgürlük ve demokrasi olarak takdim edilmiştir Batıyı zenginleştiren unsurlara, teknoloji devrimine, bilginin insan hayatına kattığı değerlere önem vermeyen bu güçler, sadece görüntüyle medeni olunabileceğini zihinlere pompalamaya çalışmışlardır
Bugün sömürge imparatorluklarıyla insanlarına konforizm klanları inşa eden Avrupa ülkelerinde, zenginlik vardır, refah vardır, yaşamı kolaylaştıran türlü türlü unsurlar vardır Fakat, bu ülkelerde insanları birbirine bağlayan hiçbir bağ kalmamıştır Ahlak kavramı yerle bir durumdadır Aile kavramı yokolmuştur Nerde akşam orda sabah bir yaşam tarzını benimseyen insanlar, kimin eli kimin cebinde belli olmayan ilişkiler dolayısıyla Avrupa ülkelerinde nüfus giderek yaşlanmaktadır Avrupa ülkelerinin tamamında nüfusu gençleştirmek için hükümetler bazında özendirici projeler geliştirilmektedir Vahşi kapitalizm Avrupalı nın iliklerine dek işlemiştir Avrupalı insanlar, kendilerinden başkasını düşünmeyen, herşeyin merkezine benliklerini koyan, duygusuz, hissiz bireylere dönüşmüştür Avrupa ülkelerinin bir çoğunda eşcinsellik hukuki teminat altına alınmıştır, bu tiplerin birbirleriyle evlenmeleri sıradan sayılmaktadır
Kısacası, Avrupa ülkelerinde konforizm bataklığında yaşayan insanların, insani ölçülerde kimlikleri yoktur İnsanı insan yapan değerlerde kimlikleri yoktur Toplumu ayakta tutan manevi çimento alanında kimlikleri yoktur Batılı insan, "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" kuralsız yaşam tarzının esiri durumdadır Önceki gece CNN Türk ekranlarında Davos Ekonomik Forumu ndan yayınlanan bir program izledik Devlet Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Ali Babacan ın da katıldığı programın alt kuşağında, "Batının kimlik krizi" yazıyordu Batı ülkelerinde yaşanan kimlik krizini cümle alem biliyor Ahlaksızlığın, vurdumduymazlığın, bencilliğin, umursamazlığın, iki yüzlülüğün hangi boyutlarda olduğunu herkes yakından takip ediyor Medeniyetin göbeği olarak takdim edilen Fransa da yaşanan olaylar, batılı insanının yıllarca kaynaklarını sömürdüğü, emeğini çaldığı, zenginliklerini iç ettiği ülkelerin vatandaşlarına nasıl ikinci sınıf insan muamelesi yaptığını açıkça ortaya koymuştu İnsan haklarının olmadığını, adaletin, vicdanın çürüdüğünü Paris banliyölerinde yaşanan isyanlardan sonra net şekilde anlamıştık
Bizim üzerinde durmak istediğimiz konu, sadece zenginliklerine ve teknolojik gücüne özendirildiğimiz batının bu yönünün, her platformda ısrarla göz ardı edilmesi Batının medeniyetin zirvesi olarak takdim edilmesi ve batı insanının yaşadığı kimlik bunalımının bilerek gözden kaçırılmaya çalışılması Aslında bu programın alt kuşağına, "Türkiye nin ve batının kimlik bunalımı" yazılmalıydı Hastalıklı bir hülya ile tüm yaşamsal bağlarını Avrupa Birliği ne ayarlayan Türkiye, aslında batıda yaşanan kimlik bunalımından daha büyük travma geçiriyor Tarihe damga vurmuş, Ortadoğu coğrafyasında lider ülke olma potansiyeline sahip Türkiye nin, her şeyi düzeltecek sihirli değnek olarak Avrupa Birliği ne yönelmesi ve kendi gücünün farkında olmamasından daha ciddi bir kimlik bunalımı olabilir mi Yer altı ve yerüstü kaynaklarıyla, coğrafi konumuyla herkesin imrendiği Türkiye, her açıdan hastalıklı batıdan medet umuyor Güler misiniz, ağlar mısınız