Geçen yıllara göre havaların biraz daha sert geçmesi bir geçeğimizi gözler önüne serdi. Bir bakıma takke düştü kel göründü.. Geçmiş yıllara göre biraz daha soğuk geçen havalar bir anda elimizi ayağımızı birbirine dolandırdı. Nasıl dolandırmasın, ortaya çıkan manzara tam bir felaket habercisiydi. Bir yandan Rusyadan gelen doğal gaz miktarı Ukrayna tarafından fazla gaz çekilmesi sebebiyle azalırken, öbür yandan İrandan gelmesi gereken gaz dörtte bir nisbetine düşürülmüştü. Yapılan açıklamalar bu yöndeydi. İlgililer bu durumun devam etmesi halinde sadece sanayi kuruluşları değil evlerde de ısınmak için doğal gaz bulunamayacağını belirtiyor, insanlar tedbir almaya çağrılıyordu.
Aslında evlerde ısınmada kullanılan doğal gazda yapılacak ciddi bir kısıntı söz konusu değildi. Bu bakımdan yapılacak iş ya yeniden sobalar kurulacak ya da elektrik ile ısınmaya çalışılacaktı. Programlı elektrik kesintilerinin de gündeme gelebileceği hatırlanacak olursa elektrikle ısınmak da mümkün değildi.
Ortaya çıkan tablo gösteriyor ki, son 50 yıldan beri yapıldığı ileri sürülen elektrik santrallerinin derde deva olmadığı gerçeğiydi. Görünen bir başka husus ise yüzde 80 oranında enerjide dışa bağımlı bir Türkiye idi.
İşte bu noktada başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmemiz gerekirken gaz sevkiyatını azaltan Rusya ve İrana kızmayı tercih ediyoruz. Yani, her zaman olduğu gibi yine işin kolayını seçiyoruz. Yapmamız gerekenleri yapmadığımız için ülkemizin bugün böylesine enerjide dışa bağımlı hale geldiğimizi görmezden geliyoruz.. Böyle yapmakla sanki çıkmazımıza çare bulduğumuzu sanıyoruz.
Peki bu noktaya nasıl gelindi Bunca yıl sonra ülkemiz enerjide niçin böylesine dışa bağımlı oldu
Hemen belirtelim ki yeterli yatırımı yapmadığımız kesin..
Elimizdeki su kaynaklarından yeterince yararlanmadığımız görülüyor..
Öbür yandan kömür yataklarımızdan yararlanarak gerekli elektrik santralerinin kurulmadığı bir başka gerçek.. Kimi zaman kömür santrallerinin etrafa saçtıkları toz sebebiyle çevrenin kirlenmesine yolaçtıkları gerekcesiyle yürütülen kampanyalar bu alanda yapılan yatırımlar durdurduğu gibi, yenileri de engelledi.
Bu arada sık sık atom santralleri kurarak elde edilecek elektrik enerjisi ile ülkenin enerji ihtiyacının karşılanması sık sık gündeme gelmiş olmasna karşılık bu sahada da çeşitli sebeplerle ciddi bir adım atılamadı.. Kurulan hükumetlerin programlarında atom enerjisinden yararlanma yer almasına rağmen nedense son nokta konulamadı. Birileri atom santrallerinin kurulmasını engellemiş oldu.
Peki kömürün tozu, atom santrallerinin bir takım mahzurları dolayısıyla bu iki alanda yeterince enerji üretimine gidilemedi, su kaynaklarımızdan niçin faydalanamıyoruz Bunu kimler engelliyor
Kurulan elektrik santralleri fabrikalarını kimler durdurdu
İşte bu noktada ülkemizin ana sorunu karşımıza çıkıyor.. O da, ülkemizin ihtiyaçlarını kendimiz tesbit edip, gerekli yatırımları yapamıyoruz. Bazı güçler bunu engelliyor.. Kısacası tam bağımsız hareket edemiyoruz.. Sanıyorum esas sorun burada yatıyor.. Bize de gaz miktarını azalttı diye Rusya ve İrana kızmak düşüyor.. Kıbrıs Barış harekatının ardından daha önceden parasını ödediğimiz halde ABDnin askeri araç ve gereçleri vermiyorum dediğinde onlara Rusya ve İran gibi kızamadık da..