Ülkemizin iç ve dış problemleri var ama, iktidar ile anamuhalefet partisi nedense kavga etmeden tartışamıyor, adeta karşılıklı hakaret yarışı yapıyorlar. Bunun sonucu olarak karşılıklı her gün yeni bir hakaret davası açılıyor. Bu durum nereye kadar gider, sonunda taraflar ne elde ederler bilinmez ama gidişatın iyi olmadığını söylemek yanlış olmaz. Bu üslubun partilere oy kazandırıp kazandırmadığı, kazandırıyor bile olsa oy uğruna siyasetin böylesine sertleştirilmesinin doğru olup olmadığını tarafların gözden geçirmesi gerekiyor. Kavga etmeden, karşılıklı hakaret yarışına girmeden meseleleri tartışmayı siyasilerin öğrenmesi gerekiyor. Çünkü siyasilerin tavrı topluma da sirayet ediyor. Bunun ötesinde ülkemizin öylesine ciddi iç ve dış problemleri var ki, bunca problem varken iktidar ile anamuhalefet partisinin meseleyi sadece karşılıklı atışmaya, hatta kavgaya indirgemesi ülke sorunlarının çözümüne katkı vermeyeceği gibi sorunları daha da derinleştirecektir. Ülkemizin böylesine iç ve dış sorunlarla kaşı karşıya olduğu bir dönemde siyasilerin üsluplarını sertleştirilmesi sorunların çözümüne yönelik bir fikirlerinin olmadığını akla getirebilir.

Toplumda herkesin aynı şeyleri düşünmesi, sorunlara aynı pencereden bakması mümkün değildir. Farklı pencerelerden bakışın sonucunda doğru çözümlerin gündeme gelmesi söz konusudur. Farklılıkları ortaya koyamazsak, ya tek sesli bir toplum oluşur. Farklı görüş ve düşüncelerin oluşturulan gürültü arasında topluma ulaştırılması engellenirse bilinmelidir ki, sorunlar giderek daha da içinden çıkılmaz hale gelecektir. Hemen belirteyim ki doğrunun bulunmasında farklılıklara tahammül ilk şart ise farklılıkların kavga etmeden, işi karşılıklı hakaret yarışına dönüştürmeden meselelerin tartışılabilmesidir. Çünkü iktidar partisi ile anamuhalefet patisi sözcülerinin ses tonu her geçen gün biraz daha yükseliyor, sonuç olarak ortalıkta gürültü kirliliği oluşuyor. Böyle bir ortamda toplumun dinlediklerini sakin bir şekilde ölçüp biçmesi mümkün olmayacaktır.

Bu noktada özellikle dış sorunların iç politika malzemesi haline getirilmemesi, farklı görüşlere bile sahip olunsa ülkenin çıkarları söz konusu olduğunda ortak bir noktada buluşulabilmeli, birtakım politik hesaplar uğruna dış tehlikeler karşısında bölünmüş bir ülke görüntüsü verilmemesi şart.

Özellikle de Irak ve Suriye’de Türkiye’nin terör örgütleri ile oyun dışına itilmeye çalışılması, buna bir de Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesinin eklendiği bir ortamda içeride siyasilerin üsluplarını her gün biraz daha sertleştirmesinin kendilerine bir yararı olmayacağı gibi ülkemizin dışa karşı parçalı bir görüntü vermesine vesile olacaktır. Böyle bir görüntünün ortaya çıkmasına bilmeden zemin hazırlanıyorsa bundan dönülmesi mümkündür, ama bu görüntü birtakım iç politika hesapları ile veriliyorsa iş o zaman çok daha kötü bir noktaya gidiyor demektir. Ayrıca bu sertleşmeden anamuhalefet partisinin hiçbir yararı olmayacaktır. Söyleyecek sözü olanlar, ülke sorunlarına çözüm teklifleri bulunanlar bunları tartışmaya açarlarsa belki bir sorunun çözümüne katkıda bulunabilirler. Kaldı ki, çok konuşmak çok şey bilindiği anlamına da gelmiyor. Karşısındakini dinlemeyi bilmeyen, sürekli konuşanlar daha çok yanışla düşebilirler. Halbuki ülkemizin içinde bulunduğu iç ve dış şatlarda sürekli konuşmaktan çok çözüm üretmek, bunun için kafa yormak gerekiyor. Sakin bir ortamda çözüm önerilerine kulak vermek şart. Dileriz bu iç çekişme bir hakaret yarışı olmaktan çıkartılarak çözümlerin ortaya konulmasına zemin hazırlansın.