Batının bitmek tükenmez kazanma hırsı insanlığı
katletmekte ve köle haline getirmektedir. Kapitalizm i tarif edersek; paranın
sevgi üzerindeki iktidarıdır. Diyebiliriz. Parayı araç değil de hedefimiz
haline getirirsek, biz de kapitalizmin birer kölesi haline geliriz. Kapitalizm
toplumu nitelikle ve niteliksizler olarak ikiye ayırır. Ülkemizde
insanların büyük çoğunluğu, vasıfsız işçi olduğundan rahatlıkla
geçinemeyecekleri az bir maaşla istemedikleri işlerde çalışmak zorunda
kalırlar. Bazen bir İș yetmez, kapitalizm in sürekli pompaladığı hayata ayak
uydurabilmek için birkaç İș birden yapmak zorunda kalırlar.
Asgari ücretin bin üç yüz lira olduğu, bunun yüz
lirasının da bireysel emeklilik sigortasına kesileceğini düşünürsek, Ramazan
ayı bizi mutlu etmeyecektir. Her Ramazan ayında kilo ile aldığımız
iftariyeliklerimizi bu sene gramla alır olduk. Toplumumuzda yardımlaşmanın
azaldığı, neredeyse yok olduğu bu dönemde, paranız yoksa sağlıklı ibadet de
yapamaz hale gelirsiniz.
Havada fiks mönülerin uçuştuğu, havuz başı iftarların
yetmiş dokuz lira olduğu bir ülkede, paranın sevgi üzerindeki iktidarını bir
kenara bırakın, para; hayatımızın her alanına hâkim olmuş durumdadır.
Maneviyatın bittiği; bu sistemde, özünde kazanan azınlık
da mutlu değildir. Yapılan birçok araştırma, zengin veya ünlü birçok insanın
kendilerini mutlu hissedemediklerini, depresyon yaşadıklarını ortaya koymuştur.
Sistemin bu seçilmiș kişileri, ayrıca uyuşturucu ve alkol kullanmakta;
böylelikle yaşadıkları sahte hayatın getirdiği depresyonun üstesinden gelmeye
çalışmaktadırlar. Tatminsizlik, hoşnutsuzluk, mutsuzluk kapitalist sistemde
kazananlar içinde yaygındır, bu insanların çoğu gerçek aşk ve sevgiyi
gerçekten hissedemezler. Çünkü maneviyatsızdırlar. Tatmin duygusunu maddiyatta
aramaktadırlar. Bu durumun birçoğu televizyon dizilerine de bire bir
yansımaktadır.
KARDEŞLİK VE
YARDIMLAŞMA AYI RAMAZAN
Gelin bu Ramazan ayında komşuluklarımızı pekiştirelim.
Daha fazla kişilere yardım yapalım. Daha çok insana ulaşabilmek için çevremizi
organize edelim. Evlerimiz birer ibadethaneye Kur an lezzetine dönüştürelim.
Kapitalizmin bize sunduğu hayat bizleri yalnızlaştırır.
2013 yılının sonlarına doğru, Hollanda nın Rotterdam
şehrinde bir evde, bir kadının ölüsü bulundu. 10 yıl önce ölmüş
kadın. Yetmiş dört yaşında öldüğü tahmin edilen kadının tam on yıldır, ne
kapısını çalan olmuş, ne de, bir tane olan evladı uğramış eve. Elektriği, suyu,
kirası bankaya gelen aylığından kesildiği için, bir alacaklısı olsun gelmemiş
kapıya. On yıl boyunca binlerce insan geçmiş o kapının önünden. O gün doğan
çocuklar on yaşına basmış, on kez bahar gelmiş memlekete, 10×365 gün fırına
ekmek almaya gitmiş komşuları. Bazıları taşınmış, yenileri gelmiş yerine ama
kimse merak etmemiş o evin kapısının arkasında neler olduğunu, o kapının neden
bir gün olsun açılmadığını. Hiç kimse ilgilenmemiş böyle basit bir detay ile.
Herkes kendi işine gücüne bakmış. Sokağa su boruları döşeyen inşaatçıların o
eve girmeleri gerekmeseydi eğer, birkaç yıl daha fark edilmeyecekti belki de
kadının ölüsü. Mahalleli ne koku duymuş ne de bir börtü böcek görmüş
ortalıkta. (N. Gőlbașı: 2015)
İslam ın bize kazandırdığı o güzel hasletleri terk eder
olduk. Allah yar ve yardımcımız olsun!