Ana muhalefet partisi CHP tam bir cadı kazanı gibi!
Tabir caizse fokur fokur kaynıyor!
Günlerdir yazılı ve görsel medya bir belediye başkanının istifası ve genel başkan ile sosyal medya üzerinden yaptıkları mesajlaşma ile ilgili haberle dolup taşıyor.
Genel Başkan ve ekibi belediye başkanının istifasını hakkındaki yolsuzluk dosyalarını kapattırma arzusuna bağlıyorlar.
Yani kendi belediye başkanları hakkında ileri sürülen yolsuzluk iddialarını onlarda bu şekilde kabullenmiş oluyorlar.
Bu arada istifa eden belediye başkanı yaptığı açıklamada genel başkanının kendisine hakaret ettiğini hatta sövdüğünü iddia ediyor.
Genel başkan bu iddia karşısında “anne babasına bir şey demedim ama siyasette öfke de hakaret de vardır” demek suretiyle belediye başkanına hakaret edildiğini doğruluyor.
Ana muhalefet partisi CHP’nin genel başkanı ile bir belediye başkanı arasında yaşanan bu ağız dalaşında elbette hakem olacak konumda değiliz.
Biz kendi cephemizden böyle bir durum karşısında genel başkan ve ekibinin ne yapmasını beklediğimizi ifade edebiliriz.
Gerçekten belediye başkanı hakkında yolsuzluk suçlaması varsa ve belediye başkanı bu suçlamayla ilgili dosyaları kapattırmak için arayış içine girmişse!
Genel başkan ve ekibine düşen söz konusu kişiyle sosyal medya üzerinden ağız dalaşına girmek mi olmalı mıdır?
Yoksa “bu arkadaşımız yolsuzluğa bulaşmış, bizimle bir ilgisi kalmamıştır” denilerek kapının önüne koymak mı olmalıdır?
Ana muhalefet partisi CHP’nin yönetimi birinci şıkkı tercih etmiş olacak ki sürekli olarak belediye başkanının yolsuzluk dosyasını kapattırmak için arayış içine girdiğini ileri sürüyor.
Oysa “bu kişi maalesef yolsuzluğa bulaşmış ve bizimle bir ilgisi kalmamıştır” diye kapının önüne konulsa kuşkusuz çok daha sağlıklı bir adım atılmış olmaz mıydı?
Hem gereksiz bir tartışmanın önü alınmış hem de bu kişinin başka bir partiye geçmemesi durumunda ana muhalefet partisi çatısı altında kendisine yer bulamayacağı gösterilmiş olmaz mıydı?
Şimdi ayıkla pirincin taşını durumu ile karşı karşıyalar!