Şimdi de PKK itirafçısı Rıdvan Şener’in Diyarbakır DGM’de verdiği ifadeyi okuyalım: “Kandil Dağı’ndaki Kortek Kampı’na 28 Aralık 2006 günü 3 adet zırhlı paletli Amerikan askeri aracı geldi. Araçlar, Süleymaniye tarafından sadece paletli arazi araçlarının geçebileceği yerden geldi. ABD’li askerlere ait olan bu araçlar kamp alanına ulaştığında 100’er adet M-16 marka Amerikan piyade tüfeği bulunan 3 adet sandık bıraktılar. Silahların tümünde dürbün ve bomba atar takılıydı. Bizzat elime alarak kontrol ettim. Araçlardaki şahıslar ise askerî üniformalı, siyah gözlüklü, kafalarında kask vardı. 6 Amerikan askeri kampa gelmişti. Hepsinin üniformasında ABD bayrağı vardı. Askerlerden 4’ü sandıkları alana indirdi. Sonra araçların başında beklediler. 2’si, PKK yönetiminin bulunduğu taştan örülü, üstü naylonla kapalı barakaya giderek Hakkâri bağımsız milletvekili adayı Hatem İke’nin kardeşi olan sözde Tabur Komutanı Kawa ve Şıvan kod adlı teröristle 10 dakika görüşüp tekrar araçlarla geldikleri istikamete geri döndüler. Amerikalılar gidince Kawa kod adlı terörist bizleri alana toplayarak gelen araçlardaki şahısların Amerikalı olduğunu, gördüğümüz araçları ve şahısları kimseye anlatmamamız yönünde bizi uyardı. Kampa getirilen silahların bir kısmı üst düzey yöneticilere, kalan kısmı İran’a karşı savaşan PJAK’a gönderildi.”

İtirafçının anlattıkları yenilir yutulur bir şey değil, stratejik ortağımızın ilk yardımı değildi. Çekiç Güç’ün PKK’ya yaptığı yardımları hatırlayınız.

PKK’nın Kürdistan Ulusal Kongresi 2002’de Ocak ayında Brüksel’de Amerika’nın desteğiyle toplantı. Yıllardır maddi ve manevi mücadele ettiğimiz terör örgütüne, stratejik ortağımız ABD destek veriyordu. Ya Batılı ülkeler Onlarsa; PKK’ya serbest çalışma imkânları sağlıyordu. Avrupa Birliği, PKK adını KADEK olarak değiştirinceye kadar onu terör listesine koymadı. PKK, KADEK adını alınca bu kez de, KADEK terör örgütleri listesine alınmadı. Bunları görmemek için kör olmak lazım. Boynumuza ip geçirmeye çalışan Avrupa Birliği’ne girebilmek için mücadele etmek, anlaşılır gibi değil. Kobani’yi bahane ederek ortalığı yakan yıkanlar, yağmalayanlar ve tereddütsüz adam öldüren bu caniler bizim insanımız olamaz! Bunlar başka ülkelere çalışan ya da başka ülkenin vatandaşıdır. Asla kardeş kardeşi vurmaz/vuramaz. PKK’nin ideolojisi din düşmanlığı üzerine kurulmuştur. Kurban eti dağıtan çocuğa yapılan zulmün tek nedeni dindar oluşu değil mi Güneydoğumuzda bitmeyen kavga tam 100 yıldır devam ediyor. Bunun nedeni petrolün bölüşülmesinden başka bir şey değildir. (Devam edecek.)

Taksici Gerçeği-6

İstanbul Taksiciler Odası Başkanı Y. Yahya Uğur Bey’le yapmış olduğumuz söyleşiye kaldığımız yerden devam ediyoruz:

-Böyle bir güç tek başına bir firmaya verilmemeli. Tekelleşmeyi getirmiyor mu

-Bu kontrol edilemeyebilir. Devlet de bunu kontrol edemeyebilir. Devleti ben yönetecek değilim. Biz bunun yanlış olduğunu, çok da doğru olmadığını zaman zaman denetimde ve yönlendirmelerde suiistimaller olabileceğini anlattım. Basınla da bunu paylaştım. Bizim önerimiz şuydu; GSM operatörlerine nasıl lisans satıyor devlet, bunu çerçevesini çizsin, lisansını versin. Uçları belediyede olsun ama bu firmalar taksiciye daha şirin gözükme için sürekli kampanyalar yapsın, birbirlerinden müşteri almaya çalışsın, sürekli iş gelişsin, rekabet oluşsun. Bir firma neden tek başına her tarafı görsün. Hatta belediye neden tek başına görsün.

-Çalışma ruhsatı alabilmek için çağrı merkezine kayıt olma şart getirdiler. Siz Taksiciler Odası olarak bir çağrı merkezi kurmaya kalksanız belediye buna izin vermeyeceği anlamına gelir. Ben vatandaş olarak 20-30 taksiyi bir araya getirip, resmi çağrı merkezi kurmaya çalışsam izin vermeyecekler demektir bu!

-Evet, şu anda öyle.

-Bu yasanın iptali için Oda olarak bunu Anayasa Mahkemesi’ne götürmeyi düşünüyor musunuz

-Şu an böyle bir çalışmamız yok. Henüz bize resmi olarak bir tebliğ de yok

-Taksi şoförlerinin güvenliği acısından bir projeniz var mı

-Elbette. Panik düğmesini isteyen arkadaşlarımız takabilirler. Bir engel yok! Biz bunun duyurularını yaptık. Arkadaşlarımızdan pek rağbet eden olmadı. Takmalarında bir engel yok. Proje de hazır. Bunun için biz burada 24 saat eleman bulunduruyoruz. Ben geldiğimde şoförler SSK’lı değildi. Beni mal sahipleri seçiyor. Onlara dedim ki; “Bu, kul hakkıdır.”Şimdi şoförler mal sahiplerini mahkemeye vermiyor. Çünkü haklarını alıyorlar. Biz ne yapıyorsak Allah rızası için yapıyoruz.

Taksiciler Odası, mesleğin gelişmesi için projeler yapmalı, hatta bu projeler AB standartlarını yakalama konusunda olmalıdır. “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” sözüyle yola çıkarak, taksici esnafını bu ülkede bir numara yapacak çalışmalara imza atmalı. Taksi şoförü yetiştirecek 2 yıllık okul açılmasıyla alakalı girişimlerde bulunarak, bu mesleği hak ettiği yere getirmelidir. Sistem bozuk olunca ülkemizdeki, sendikalar da esnaf odaları da bu sistemin bir parçası olup çıkmaktadır. Sendika ve oda başkanlıkları siyasete sıçrama tahtası olarak kullanıldığı sürece istenilen hizmet alınmayacaktır