Tarih bütün insanların ortak mirasıdır. Evrenseldir. Tarihi, evrensel kılan yönlerden biri etkileşimdir. Avrupada yaşanan tarihi olayların Asyayı etkilemediğini söylemek ne kadar anlamsızsa, Asyanın bozkırlarında yaşanan tarihi süreçlerin Ortadoğuyu etkilemediğini söylemekte aynı ölçüde tutarsızdır.

Tarihsel süreçte yaşan olayların dünyanın farklı yerlerinde oluşturacağı etkiyi teorik bir düzeyde ifadelendiren ise Amerikalı Meteorolog Edward Lorenz olmuştur. Meteorolog olan Lorenz, bilgisayar ortamında simülasyonla, hava tahminleriyle uğraşırken, birden çok farklı bir durum keşfetmiş, dünyanın çok farklı bir yerinde yaşanan sıradan bir hava olayının, kilometrelerce uzaklıkta bulunan başka bir yerleşim yerinde çok önemli doğal afetlere yol açacağını görmüştür.

Lorenz 1972de yazdığı "Brezilyadaki bir kelebeğin kanat çırpışı Teksasta bir kasırga başlatabilir mi başlıklı makalesinde bu durumu "Amazon ormanlarında kanat çırpan bir kelebek, Avrupada fırtınaya sebep olabilir" şeklinde ifade etmişti. Kelebek etkisi olarak ünlenen bu benzetme "Kaos Teorisi"* nin en yalın anlatım şekli olmuştur. Kaos teorisi etraflıca incelenebilir, halen bu teoriye ilişkin çok sayıda çalışma yapılıyor. Gerçekliği ispatlanan bu teorinin yıktığı ön yargıların arasında neler yok ki.

Bu teorinin ana fikrinden yola çıkarak düşünürsek tüm dünya, doğrudan ya da dolaylı olarak birbiriyle etkileşim içinde. Kitle iletişim araçlarıyla bu etkileşimin hızı ve ölçeği artıyor. Sosyal paylaşım ağlarıyla Çinde yaşanan bir olayın etki ve tepkisi, aynı dakikalarda dünyanın farklı yerlerinde insanları sokaklara dökebiliyor. Bu durum, kapitalizme karşı oluşturulabilecek alternatif süreçler için önemli katkılar sunabilir. Bu katkıların neler olabileceği ve nasıl bir dönüşüme hizmet edeceği de tartışılmalı, üzerinde düşünülmeli.

Paulo Freire "Ezilenlerin Pedagojisi" (1) kitabı yayınlandığında büyük ilgi uyandırmıştı. Ezilenlerin kendilerini nasıl özgürleştireceğini yol ve yöntemlerini ortaya koyan Freire, Brezilyada okuma yazma bilmeyenler için öğretim yöntemi geliştirmiş ve bu yöntemden yola çıkarak, önemli saptamalarda bulunmuştur. Ezilenlerin özgürleşme süreci, aynı zamanda insanın belirginleşme ve özne olma sürecidir Freireye göre.

Bugün farklı coğrafyalarda yaşanan düşünsel ve yaşamsal sığlığın bir nedeni olarak da ezilenlerin tutsaklığını örnek gösterebiliriz. Freire insanların "özne" olabilmesi için yazdığı reçete bütün insanlar kapsayan bir reçetedir. Öyle de olmalıdır. Alman entelektüel Rudolf Bahro yıllar önce bu durumu "Ben şuna eminim ki, tarihsel olarak bir ve aynı sürecin etmenleri olan özgürleştirici düşünce ve özgürleştirici inanç akımları mutlaka yeniden birleşecektir ve bu süreci hızlandırmak bize bağlıdır."(2) diyerek izah etmişti.

İnsanoğlunu bugün içinde bulunduğu ilkellikten kurtaracak ve özgürleştirecek politikalar mutlaka üretilmeli. Kitle iletişim araçlarıyla bunların paylaşımı ve aktarımı sağlanmalı.

İnsanlar, zihinsel ve bedensel tutsaklıktan kurtarılmalı. Özgürleşmeli, özgürleşirken de üretmeli. Yüksek bir medeniyetin inşası için, öncelikle yapılması gereken budur.

* "Kaos Teorisi" çok geniş alanda ifade biçimleri bulan bir teori, daha geniş ve kapsamlı bilgi için "okuma yapmanızı" göz atmanızı tavsiye ederim.

(1) Paulo Freire, "Ezilenlerin Pedagojisi" Ayrıntı Yayınları.

(2) Rudolf Bahro, "Nasıl Sosyalizm Hangi Yeşil Hangi Tinsellik " Ayrıntı Yayınları.