Okuyanların şaşkın olmalarını/şaşırmalarını anlamak kolay; hatta onlara bir nebze hak da verebilirsiniz. Adları üstünde: Okuyucu. Araştırıcı, soruştucu, merak edici hiç değil.Neyi okuması isteniyorsa onu okuyan demektir bu ülkede okuyucu adı altında sınıflananlar.Yani paraları ile gazetelere teslim olanlar. Hatta, nasıl okumaları gerektiğine de kararı çoktan vermişlerdir olayları o gazetelere yazdırtanlar.

Peki gazeteleri yazanlara ne demeli Önlerine yeni gelen ve bunları yazın emriyle gelen bilgiler öylesine dudaklarını uçuklatıyor ki, titremelerine ve korkularına üzülüyorsunuz onların gazetelerini okuyorken..

"Ali Kalkancı numara imiş!"

"Fadime Şahin üretim imiş!"

"Müslüm Gündüz tezgah mamülü imiş!"

Şaşırdıkları bilgiler de bunlar! İnsanın o ünlü TRTspikeri ağzıyla "Vay anasına sayın seyirciler!" diyesi geliyor.

Ne kendilerini sorguluyorlar: Biz o günlerde nerede idik, ne yapıyorduk, diye..

Ne de okuyucuları, hele hele e-mail atma hastalığına düçar olmuş okuyucuları soruyor: Tezgahlarda o üretimler yapılırken ve pazarlanırken gazeteniz hangi ebatta çıkıyor ve neler yazıyordu

O günleri bu ülkede yaşayan insanlarımız durumdan vazife çıkarıp ilgilenmediler tezgahın gerisi ile diyebilsek bile, gazetecilerin görevinin ne olduğunu unutturur mu bu bize Hayır!

Çok mu zordu kartelin TV kanallarında her akşam car car öten Fadime Şahin in kim olduğunu öğrenmek. Beyoğlu ndan birkaç kere gelip geçenlerin dahi bir dönercide "işçi"lik yaparken tanıdığı Ali Kalkancı nın nasıl uçtuğunu görüntülemek çokmu zordu Müslüm Gündüz ü, ev sahibine sormak yasak mı idi yoksa

Olay ancak şimdi çözülmüş basitliğinde isim isim sayarak aydınlatmıyorlar mı, paralarını aldıkları değerli okuyucularını...Sadece buna dahi çok yanılır.

Filan patron, filan gazeteci ve filan cinsiyet değiştirmiş kişi ile bilmem nerede planlamış ve TV şirketlerine pazarlamış senaryolarını..Peki, dertlerine ne imiş bunların O günkü iktidarla bir alıp veremedikleri mi varmış Kim tavuklarına kışt demiş de öyle yapmış onlarda ..

Geç buraları ey okuyucu, geç buraları

Birazcık emek ve birkaç kuruş parayla bozulacak bir tezgahı, istikballerini düşünerek bozmayanları ve sessiz kalanları..

Biz onlardan değiliz, karışmayız işinize. Diyerek/o havayı vererek gazetecilik yapanları..

Bir gün öğrendiğinde sakın şaşırma!