Sokakta bir kâğıt parçasını yere atılmış görsem her
seferinde irkilirim.
İnsafsızca atılmış bir ekmek parçası, ayaklar altında kalmış
bir gül ölüsü, kanadı kırık bir kuş ya da kutsal bir metin gibidir o kâğıt
parçası benim için.
Üzerine basmamaya çalışır, eğer vaktim varsa insanların
onu çiğnememesi için alır kenara bırakırım.
Sokaklardan kâğıt toplayan insanlar da, çok saygıdeğer
bir iş yaptıklarından durur onlara selam verir, konuşurum. Çok yoğun trafikte
bile arabayı durdurtup kâğıt toplayan kadınlara teşekkür edişime çocuklarım
şahittir, bu hassasiyetimi sorduklarında da dünyanın en şerefli işini onurları
ile yapan bu insanlara nasıl saygı duymaktayım demekteyim.
Tabii her zaman bu kadar nazik değilim, alışveriş ettiğim
marketin tezgâhtar kızı, yalvarır gibi; Abla bu da indirimde, bak bunu da al
dediğinde kan tepeme sıçrar:
-Yahu bırak da bu kadar hızlı zengin olmasın patronun,
kız; ama abla bizim patron içki satmamakta dediğinde daha da sinirlenirim;
-Evladım sermayenin hepsi bir; karası, kızılı, yeşili
fark eder mi, bana, içki satmayarak göz boyamaya çalışan para kazanma azmanını
övme.
Kâğıt toplayıcılarının ensesinde boza pişirmeye yönelik
uygulama ile şaştım, eğer bir meslek seçmeyi düşünse idim kesin bu saygıdeğer
mesleği isteyecek kadar sevmekteyim.
İsrafa set çeken, ulusal zenginliğimizin kaybolup
gitmesine engel olan rızklarını en helal yoldan kol değirmenleri ile çöpten
kazanan bu insanlara madalyalar verilmeli iken, hayatlarını kâbusa çevirecek
kararlar almakta hükümet.
İçlerinde atanamayan öğretmenlerin, öğrencilerin,
göçmenlerin de olduğu 500 bin kişinin ekmek yediği mütevazı kazançlı kâğıt
toplama işi, onların ellerinden alınmak istenmekte.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, sokaklardan kâğıt toplayan
binlerce atık kâğıt işçisini işsiz bıraktı. Bakanlık, kâğıt işçilerinden kâğıt
alan lisanslı firmalara yolladığı tebligat ve denetleme memurları ile
toplayıcıdan kâğıt almaları durumunda 140 bin lira ceza uygulayacağını
belirterek yüz binlerce insanı mağdur etti. Kâğıt işçilerini ise tehditten geri
kalmayarak, 20 bin lira para cezası ile bu işten uzak tutmaya çalışmakta.
Yıllarca yazdım, gelişmiş batı ülkelerinde çöp toplama prosedürünü,
ev atıklarında sulu çöp ile kâğıdın aynı poşete konmasının ceza getirdiğini;
özellikle cam, plastik ve kâğıdın ayrı ayrı paketlenip çöpe verilmesi ile geri
dönüşümle ekonomilerinin hep zengin olduğunu.
Bizde de Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği
yürürlüğe girdi ama atık toplama işini yokuşa süren bir şartlar silsilesi ile
maddi külfet yükleyen lisans zorunluluğu ve azman şirketlerin üşüşmesini
sağlayan tekelleşmeyi de peşi sıra sürükledi.
On yıldır öğretmen olarak atanamayan Ramazan Gezer, geri
dönüşüm işi yaptığını, günde 70-80 km yol kat ederek yaklaşık 30 TL kazandığını
anlatmakta: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nın çıkardığı yasayla bugün biz
işsiz kaldık, bu iş de elimizden gitti. Doğu tarafında zaten iş imkânı yok,
çoluk çocuğumuzu nasıl geçindireceğiz Bu işin elimizden alınmamasını
istiyoruz. Türkiye genelinde yaklaşık 3 milyona yakın kişi bu işe bakıyor,
devlet yetkililerinin bu işe çözüm getirmesini istiyoruz. Biz de sonuçta bu
sistemin içinde yer alıyoruz. Sosyal güvencemizin olmasını istiyoruz. Belli bir
firmayla anlaşıp, belediyelerin yardımıyla da bu işi yapabiliriz.
Ülkeyi yönetenler acaba herkesi kendileri gibi refah
içinde yaşamakta sandığından mıdır, böyle yönetmeliklerle insanların
hayatlarını kâbusa çevirmekteler.