Azerbaycan-Ermenistan cephe hattı son günlerde oldukça
sıcak gelişmelere sahne oluyor. Cephe hattında uzunca bir süredir kendisini
hissettiren yüksek tansiyon, yerini çatışmalara bırakmış vaziyette. Eğer önü
alınamaz ise, Kafkasya bölgesi küresel güç mücadelesinde yeni bir hesaplaşma
alanı olacağa benziyor.
Mevcut konjonktür ve ortaya konulan senaryo bunla ilgili
fazlasıyla önemli ipuçları veriyor. En azından, her iki taraf arasında uzunca
bir süredir devam eden, bir türlü bir sonuca vardırılamayan barış görüşmeleri
ve bunun ortaya çıkardığı gerginlik, yerini diplomasi dışı her türlü yönteme
bırakacağının sinyallerini uzun bir süredir vermeye devam ediyordu.
Müzakerelerin yerini örtülü savaşların almaya başladığı,
müzakere adı altında üçüncü taraflar üzerinden büyük ve kanlı bir oyunun
sergilendiği bir dönemde, dondurulmuş krizlerin birer birer sahneye sürülmesi
artık olağan bir durum haline gelmiş vaziyette. Daha olağan bir durum ise,
bunların ağırlıklı olarak eski Sovyet alanı üzerinde cereyan ediyor olması.
Gürcistan, Ukrayna ve son olarak Azerbaycan-Ermenistan
cephe hattında yaşananlar bunun birer somut göstergesi olarak karşımıza
çıkıyorlar. Eski Sovyet nüfuz alanı olarak kabul edilen Doğu Avrupa,
Balkanların önemli bir kısmı, Orta Asya ve hatta Afganistan da yaşanan
gelişmeler de cabası...
***
Bunlar içerisinde Huntington nın meşhur Medeniyetler
Çatışması tezini alt üst eden Yukarı Karabağ sorunu, meselenin çok boyutluluğu
ile çok daha farklı bir yere ve öneme sahip tam bir saatli bomba. Bundan dolayı
da cephe hattındaki en ufak hareketlilik çok büyük yankılara ve hatta
maliyetlere yol açabiliyor.
Nitekim, 1 ve 2 Ağustos tarihlerinde sınır ihlali yapan
ve taciz ateşi açan Ermeni askerler ile Azeri Türk askerleri arasında yaşanan
çatışmalarda her iki taraf da önemli sayılabilecek kayıplar vermiş durumda.
Bu kayıpların beraberinde getireceği olası kontrol dışı
dalgalanmalar, yerini çok daha farklı gelişmelere bırakabilir. Bunun için zemin
fazlasıyla müsait. Özellikle Ermenistan tarafının Rusya destekli ihlalleri buna
fazlasıyla gerekçe hazırlıyor. Bu noktada Azerbaycan Savunma Bakanlığı nın 24
saat içinde cephe hattındaki Ermeni askerlerinin 71 kez ateşkesi ihlal etti
açıklaması dikkate değer.
Dolayısıyla, kırılgan ateşkes durumu, yapılan
sınır-ateşkes ihlalleri ile yerini her an sıcak bir savaşa bırakabilir.
***
Nitekim, son çatışmaların boyutu ve ortaya çıkan tablo
ortada. İlk olarak, Ağdam ve Terter bölgesinde Azerbaycan mevzilerine
yaklaşmaya çalışan Ermeni keşif ve sabotaj birliklerinin tespit edilmesi ve
buna Azerbaycan askerleri tarafından müdahale edilmesi üzerine başlayan
çatışmalarda 8 Azerbaycan askeri şehit düştüğü haberleri hızlı bir şekilde basında
yer almaya başlarken (Azerbaycan basınında yer alan iddialara göre bu sayısının
11, hatta 12 olduğu görülüyor); ikinci gün 4 askerin daha şehit edildiği
görülüyor.
Buna karşılık Ermenistan Savunma Bakanlığı, Azerbaycan la
çıkan silahlı çatışmalarda 20 askerinin öldüğünü, 26 askerinin ise
yaralandığını açıkladı. Söz konusu açıklama, muhtemelen Ermeni kamuoyu ve
diasporasından gelen tepkiler üzerine geri çekildi ve hatta inkâr bile edildi.
Başlangıçta bu yüksek kayıplar ile kendini mağdur
yerine koymaya çalışan Erivan yönetiminin, gelen tepkiler üzerine mağrur
olmayı bir kez daha tercih ettiği anlaşılıyor. Psikolojik savaşın bir gereği
olarak morallerini yüksek tutmak ve Ermeni askerleriyle ilgili o efsanelerini
devam ettirmek istiyorlar.
Fakat ortaya çıkan tablo çok net.
***
Öncelikle, Ermenistan tarafına verdirilen kayıplar
oldukça önemli. Normal şartlarda baskını yapan tarafın karşı tarafa daha fazla
zayiat verdirmesi gerekirken; daha fazla kayıp veren baskını gerçekleştiren
taraf oluyor. İlk baskında 8 kayıp veren Azerbaycan ın, ikincide 4 kayıp
vermesi, buna karşılık Ermenilerin 20 askerinin öldürülmesi ve 26 sının
yaralanması bunun somut göstergesi.
Bu da Azerbaycan silahlı kuvvetlerinin son 20 yılda
geldiği aşamayı göstermesi açısından oldukça önemli. Ermenistan ın yıllık
bütçesinden daha fazla bir bütçeyi sadece savunmasına ayıran ve modern bir ordu
kurmaya çalışan Azerbaycan açısından gelinen bu aşama oldukça önemli.
Burada bir diğer dikkat çekici husus ise, Azerbaycan
ordusunun eğitimi. Askeri teçhizat ve donanım kadar, belki de ondan daha da
önemli bir yere sahip olan eğitim, disiplin ve savaşçılık ruhu burada oldukça
önemli. Dolayısıyla Ermenistan karşısında çok daha farklı bir Azerbaycan ordusu
söz konusu. Bu da bizi bir kez daha tarihin derinliklerine götürüyor ve
akıllara Kafkas İslam Ordusu nu getiriyor.
Süreç, oldukça önemli gelişmelere gebe. Şu an kazanıyor
gibi görünen ülkelerin kaybetmeye başladığı bir dönemden geçiyoruz. Son
çatışmalar ve BOP da açılan yeni cephe, Kafkas İslam Ordusu ile birlikte
Türklüğün bir kez daha o tarihsel misyonunu ifa edeceği bir yakın geleceğe
işaret ediyor.