Kadınlarla ilgili sorunların boyutları, işlenen cinayetler, yaşanmakta olanların kaynağı nedir? Neden bu vahşilik, neden bu aymazlık? Kadınlar açısından bakılınca ciddî bir sorun var.

İnsanların cinsel açlıkları, saldırganlıkları, sınır tanımazlıkları iç içe gelişiyor. Hiçbir durum diğerinden soyutlanamaz.

Bu vahamete veya benzerlerine ilgisiz kalınamaz. Bir insanlık sorunu var. İnsan kendinin düşmanı kesiliyor bir anda.

Çağ insan kıyımının çağı. Çağ bunalım çağı. Çağ karmaşa çağı.

Her insan hem kendisinden hem de başkasından sorumlu. Sorumluluğu belirleyen sınırlar ortadan kalkınca sınırsızlık baş gösteriyor.

Her adım başı bir cinayet söz konusu. Dünyanın gözleri önünde yaşananlara sessiz kalanlar, kendi çevrelerinde olanlara da kayıtsızdırlar. Sanal bir dünyada yaşanıyor gibi. İnsan ölümleri insanları etkilemiyor.

İnsan kendisine değer vermedikçe başka değerlerin peşinde koşuyor.

Kâinatta var olan her şey insan için. İnsan da insan için vardır. İnsanın kendi değerini yitirmesi sorunların başıdır.

İnsan eşyanın tutkunu. Modern hayatta tüketimin sınırsızlığı insanı çileden çıkarıyor. Tüketimin hızına yetişilemediğinden, o hız insanı uçurumlara doğru sürüklüyor. Ekonomilerin durumu ortada genel olarak.

Ülkemiz başta olmak üzere uluslararası güçlerin, holdinglerin, güdümünde. Savaş sektörü ayakta durmak zorunda. Onların ayakta kalabilmeleri için üretmeleri, ürettiklerini satmak zorunda. Kendilerini ona ayarlamış. Sağlık bir başka sektör. Hastalık üretmek, sonra da sektörü ayakta tutmak için üretim yapmak. Pandemi dönemi ve sonrası bunun acı gerçeği yaşandı. Hastalıklar yenilerine neden oldu. Üretilen ilaçlar insan vücudunda tahribatlar yaptı.

Moda ve tüketim en önemli alan. Kadınlar ise bu sektörün kurbanıdırlar.

Kapitalist sistemlerde insanlar arasında uçurumlar var. Zenginler ve onlar alt katmanları. İnsanlığın dengeleyen bir sistemleri de yok. Zenginleşen daha çok zengin oluyor, zenginliğin bir sınırı yok. Fakirleşen de daha çok fakirleşiyor.

Alt katmandakilerin gündelik yaşayışları mevcut koşullarda sınırlı. Bir baba veya anne evini geçindirmek için daha çok efor harcıyor. Kimseye muhtaç olmamak, geçimlerini sağlamak için. Etrafta lüks yaşayan, giyinen, yiyip gezinen insanlar bulunuyor. Çocuk, genç ve kadın gördüklerini yaşamak istiyor. Eve gelir getirenin gücü yok. Toplumdaki gerginlikler aile içinden dışına doğru taşıyor.

Modernizmin sınırsızlığı kışkırtıcı. Televizyonlarda program yapanlardan birinin gardırobu bir büyük mağazanınkinden çok daha büyük ve çeşitli. Bunu izleyenlerin gözlerinin içine sokarken onları özendiriyor.

Bu uçurumların bir sonu ve sınırı olmayınca en kolay, en modern, en zahmetsiz bir yaşama tarzı arzulanıyor. Bu sınırsızlıkların karşılanması da olası değil.

Üretimsiz toplumlar tüketici olunca daha çok bunalımların oluşuna neden olunuyor.

Bu hayat anlayışının bir ahlakı, bir inancı yok. Olmayandan bir şeyler beklemek saçma oluyor.

Cinsel açlıklar, sınırsızlıklar insanların daha çok arasını açıyor. Bu, biraz da parayla ve güçle ilgili.

Aile düzenleri bozulanların çaresizlikleri, kimi sapkınlıklar, doyumsuzluklar birbirini tetikliyor. Kadının hem özgürlük çabası hem modern yaşama tutkusu, annelikten kaçma psikolojisi de etkili. Konu çok geniş ve ayrıntılı. Bu bir özet sadece. Bunun üzerinde daha çok durmak gerekiyor.