“Dualarınız ya da beddualarınız” kabul olmuyorsa oturup, “Biz nerede yanlış yaptık?” diye düşünmek gerekmez mi? FETÖ’cüler böyle düşünecekleri yerde hâlâ “aynı hatada” ısrara devam ediyorlar! Ve başlarına gelen felaketlerden hiç “ders” almıyorlar!

O meşhur bedduada ne isteniyordu?

Hasımların evlerine “ateş düşmesi” isteniyordu, değil mi?

Şayet bu beddua “kabul olunsaydı” bugün FETÖ’cülere savaş açan pek çok kişinin evine “ateş düşmesi” gerekmez miydi? Oysa onların evlerine “bir şeycik olmazken” ateşin hep FETÖ’cülerin evlerine düştüğü görülüyor!

Açığa alınmalar “evlerine ateş” düşmesi değil mi?

İşten atılmalar “evlerine ateş” düşmesi değil mi?

Ve de mallarına mülklerine devletin el koyması “evlerine ateş” düşmesi değil mi? Ancak ne var ki söz konusu kişiler başlarına gelen bütün bu felaketlerden hiç “ibret” almamışa benziyorlar!

Tabir caizse hâlâ yara kaşıyıp, farklı beklentiler içinde olmayı sürdürüyorlar!

“Yeni darbe” ümitlerini “canlı tutmaya” çabalıyorlar!

“İlk seferde başarılı olamadık ama bir sonrakinde başarı kaçınılmaz” diye taraftarlarına moral vermeye uğraşıyorlar!

Yani tam bir, “Yenilen pehlivan güreşe doymaz” örneği sergiliyorlar!

Güvendikleri dağlara “karlar yağdı” ama onlar hâlâ kuyruğu dik tutma sevdası içindeler!

Aralarında pek çok tanıdığımız var, yakından bildiğimiz isimler var!

Bu aymazlık“anlaşılabilir” gibi değil!

Yahu insan biraz da başlarına gelenden ibret alır ve “Neden beddualarımız kabul olunmuyor?” diye kendi kendine sormaz mı? Hasımlarınız için ettiğiniz “beddualar” kabul olunmadığı gibi bir de “kendi başınıza” geliyorsa kendinize çeki düzen vermeniz gerekmez mi?

Hasımlarının evlerine “ateş düşmesini” dilediler ama ateş “kendi evlerine” düşüyor!

Aklı olan bu halden ders çıkartır ve izlemekte oldukları politikaları gözden geçirir! FETÖ’cüler ise böyle bir ders çıkarmadıkları gibi “meydan okumayı” sürdürmeye çabalıyorlar! Nafile çabalar bunlar nafile! Keşke biraz başlarına gelen felaketlerden “ders almayı” becerebilseler!